Trump-Xi zirvesinden çip ve nadir topraklarda büyük adım beklenmiyor | VKM Finans

Trump-Xi zirvesinden çip ve nadir topraklarda büyük adım beklenmiyor

Trump-Xi zirvesinin 24 Eylül'de Washington'da yapılması bekleniyor. Jefferies ve Danske Bank analistleri, görüşmeden yapay zekâ çipleri ile nadir toprak elementlerinde somut bir uzlaşı çıkmayacağını öngörüyor. Analistler yapay zekâ çiple…

Trump-Xi zirvesinin 24 Eylül'de Washington'da yapılması bekleniyor

blank

Trump-Xi zirvesinin 24 Eylül’de Washington’da yapılması bekleniyor. Jefferies ve Danske Bank analistleri, görüşmeden yapay zekâ çipleri ile nadir toprak elementlerinde somut bir uzlaşı çıkmayacağını öngörüyor.

Analistler yapay zekâ çiplerinde ve nadir topraklarda ilerleme beklemiyor

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 24 Eylül’de Washington’da bir araya gelmesi bekleniyor. İki lider arasındaki zirvenin gündeminde ticaret, yapay zekâ ve nadir toprak elementleri yer alacak. Ancak küresel finans çevrelerinden gelen değerlendirmeler, görüşmenin stratejik sektörlerde köklü bir dönüşüm yaratmasının önünde ciddi engeller bulunduğuna işaret ediyor.

Jefferies analistleri, iki ülkenin stratejik öneme sahip sektörlerde karşılıklı taviz vermeyeceğini öngörüyor. Yarı iletkenler ve nadir toprak elementlerine yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi yönünde bir beklentinin fiyatlanmaması gerektiğini de vurguluyorlar. Analiz ekibine göre her iki taraf da bu alanlarda pozisyonlarını koruma eğiliminde olacak.

ABD-Çin gerginliğinin merkezinde yer alan bu iki konu, özellikle son yıllarda küresel tedarik zincirlerini derinden etkileyen politika kararlarının odağında bulunuyor. ABD’nin ileri teknoloji çiplerinin Çin’e ihracatını kısıtlayan düzenlemeleri ile Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kontrolleri, taraflar arasındaki stratejik rekabetin somut yansımaları olarak öne çıkıyor.

Jefferies: Görüşmeden çıkabilecek en somut sonuç bir ticaret kurulu mekanizması

Jefferies analistleri, Trump-Xi görüşmesinin en olası somut çıktısının stratejik olmayan bazı ürünlerde tarifelerin azaltılmasını izlemek ve denetlemek amacıyla kurulacak bir ticaret mekanizması olduğunu değerlendiriyor. Trump yönetiminin çeşitli ürün kategorilerinde tarifelerin düşürülmesini gözetmek üzere oluşturmayı planladığı bu yapı, görüşmelerin somutlaşabileceği en belirgin alan olarak gösteriliyor.

Analistlere göre ABD tarafında Boeing uçakları ve tıbbi cihazlar, görüşmelerden olumlu etkilenebilecek sektörler arasında yer alıyor. Tarım ve enerji ürünlerinde de ilerleme ihtimalinin bulunduğu belirtiliyor. Bu değerlendirmeler, kapsamlı bir teknoloji uzlaşısından ziyade ticarî nitelikli, daha sınırlı adımların mümkün olduğuna işaret ediyor.

ABD ile Çin arasındaki son temasların gündemine yönelik bilgiler de mevcut beklentilerle örtüşüyor. Söz konusu görüşmelerde yapay zekâ, ticaret, nadir toprak elementleri ve mevcut tarife ateşkesinin uzatılması gibi başlıklar ele alınmıştı. Jefferies, bu başlıkların 24 Eylül zirvesinde de masada olacağını, ancak stratejik alanlarda somut ilerleme kaydedilmesinin olası görünmediğini aktarıyor.

Tarife ateşkesinin uzatılması masada

İki ülke arasında halihazırda yürürlükte olan geçici uzlaşı çerçevesi de görüşmelerde gündeme gelecek konular arasında öne çıkıyor. ABD’nin teknoloji kısıtlamaları ile Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki kontrolleri kapsamında kurulan mevcut geçici dengenin devam ettirilmesi, analistler tarafından olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor.

Bu ateşkes mekanizması, iki ülke arasındaki stratejik gerginliğin tırmanmasını engellemek amacıyla oluşturulmuş ve her iki tarafın da bu düzenlemeyi sürdürme konusunda ortak bir çıkarı bulunduğu değerlendiriliyor. Bununla birlikte söz konusu geçici uzlaşı, yapısal sorunları çözmeksizin yalnızca gerilimi yönetmeye yönelik bir mekanizma olarak nitelendiriliyor.

Danske Bank: Olumlu mesajlar, ancak sınırlı somut adım bekleniyor

Danske Bank’tan analist Allan von Mehren, görüşmenin en olası sonucunun olumlu bir söylem içermekle birlikte somut adımlar bakımından sınırlı kalacağını öngörüyor.

Yapay zekâ konusunda diyalog kurulabilir; ancak güvenlik alanındaki karşılıklı güvensizlik nedeniyle iş birliği eşiği yüksek kalmaya devam edecek.

Von Mehren’e göre yapay zekâ rekabeti, iki ülke arasındaki stratejik çekişmenin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle teknoloji alanında köklü bir uzlaşıya varmak, kısa vadede gerçekçi bir hedef olmaktan uzak kalıyor. Yapay zekânın hem ekonomik hem de ulusal güvenlik boyutları göz önünde bulundurulduğunda, tarafların bu alanda karşılıklı taviz vermesini zorlaştıran derin yapısal ayrışmalar söz konusu.

Xi’nin Orta Doğu tutumu ve liderler arası diyaloğun önemi

Danske Bank’ın değerlendirmesine göre Xi Jinping’in Orta Doğu’da barış çabalarına katkı sunmaya hazır olduğu mesajını vermesi ve Trump’ın bu tutumu olumlu karşılaması bekleniyor. Von Mehren, bu boyutun iki lider arasındaki diplomatik atmosfere katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Analist, liderlerin yeniden bir araya gelmesinin ilişkilerin istikrarı açısından olumlu bir sinyal olduğunun altını çiziyor. Ancak teknoloji ve güvenlik alanlarındaki temel anlaşmazlıkların kısa vadede çözüme kavuşturulmasının beklenmediğini de vurguluyor. Bu değerlendirme, zirvenin sembolik ve diplomatik değerinin yapısal sorunlar üzerindeki kısa vadeli etkisinden daha ağır basabileceğine işaret ediyor.

ABD-Çin ticaret geriliminin arka planı

ABD ile Çin arasındaki ticaret ve teknoloji gerginliği, son yıllarda birden fazla cephede yoğunlaşan bir görünüm sergiledi. ABD yönetimi, Çin’e yönelik ileri teknoloji yarı iletken ihracatını kısıtlayan çok sayıda düzenleme hayata geçirdi. Bu adımların ardında Çin’in askeri ve yapay zekâ kapasitesini sınırlama kaygısı yatıyor.

Öte yandan Çin, küresel üretimin büyük bölümünü elinde bulundurduğu nadir toprak elementlerinin ihracatına çeşitli kontroller getirdi. Lityum-iyon pillerde, rüzgar türbinlerinde, elektrikli araçlarda ve savunma sanayisinde kritik bir girdi konumundaki bu mineraller üzerindeki Çin hâkimiyeti, Batılı hükümetleri alternatif tedarik zincirleri oluşturmaya yöneltti. Bununla birlikte bu çabaların kısa vadede sonuç vermesi güç görünüyor.

Tarife cephesinde ise iki ülke, 2025 yılının başında kademeli olarak yükseltilen ve küresel piyasalarda çalkantıya yol açan gümrük oranlarının ardından geçici bir ateşkes üzerinde uzlaşmıştı. Bu çerçevede ABD, Çin’den ithal edilen ürünlere uyguladığı tarifeleri 145 seviyesinden 30’a indirirken Çin, ABD mallarına yönelik 125’lik tarifesini 10’a düşürdü. Söz konusu düzenlemeler 90 günlük bir süre için geçerliydi.

Analistler, her iki tarafın da bu geçici uzlaşıyı 24 Eylül zirvesinde kalıcı hale getirip getirmeyeceğini ya da yeni bir geçici çerçeve üzerinde uzlaşıp uzlaşmayacağını yakından takip ediyor. Jefferies ve Danske Bank’ın öngörüleri, olası sonuçların stratejik sektörler yerine ticaret mekanizması ve diplomatik mesajlar üzerinde yoğunlaşacağına işaret ediyor.

blank

Citi: ABD ara seçimleri S&P 500 genelini değil sektörleri etkiler

Prev
blank

BoE faiz artışı beklentileri PMI verileriyle güçlendi

Sonraki