OECD’nin Eylül 2026 Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu, Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini 0,4 puan düşürerek yüzde 2,7’ye indirirken enflasyon öngörüsünü 3,1 puan artırarak yüzde 31,5’e çıkardı.
OECD, Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini yüzde 2,7’ye indirdi
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Eylül 2026 Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme ve enflasyon tahminlerini güncelledi. Kuruluş, Türkiye büyüme tahminini 2026 yılı için haziran ayındaki öngörüsüne kıyasla 0,4 puan aşağı çekerek yüzde 2,7 olarak belirledi.
2027 yılına ait büyüme tahmini de bir önceki raporun 0,2 puan gerisine inerek yüzde 3,6 seviyesine geriledi. Söz konusu revizyonlar, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında kaydettiği yüzde 3,7’lik büyümenin ardından geldi.
OECD, büyüme görünümünü değerlendirirken para politikasına ilişkin önemli bir tespitte bulundu. Rapora göre kuruluş, Türkiye ve Brezilya’nın da içinde yer aldığı belirli gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonun gerilemesiyle birlikte parasal gevşemenin projeksiyon dönemi boyunca büyümeyi desteklemesini bekliyor.
Küresel büyüme görünümü ve risk faktörleri
OECD, küresel ekonominin 2026 yılında yüzde 2,9, 2027 yılında ise yüzde 3,0 oranında büyümesini öngörüyor. Kuruluş, bu tablonun şekillendirilmesinde iki temel dinamiği ön plana çıkardı.
- Orta Doğu’daki çatışma ortamı, enerji fiyatları kanalıyla küresel büyüme üzerinde baskı unsuru oluşturuyor.
- Yapay zekâ bağlantılı yatırımlar ise üretim, yatırım ve ticaret alanlarında destek sağlıyor.
Küresel enerji fiyatlarının 2027’ye kadar gerileme eğiliminde olması ve sıkı para politikalarının fiyat baskılarını sınırlamaya devam etmesi, küresel enflasyondaki düşüş sürecini destekleyen başlıca etkenler olarak öne çıkıyor.
Enflasyon tahmini yüzde 31,5’e çıkarıldı, çekirdek revizyon daha sert oldu
OECD’nin Türkiye’ye yönelik en belirgin revizyonu enflasyon tarafında gerçekleşti. Kuruluş, 2026 yılı manşet enflasyon tahminini haziran öngörüsüne göre 3,1 puan artırarak yüzde 31,5’e yükseltti. 2025 yılı gerçekleşmesi olan yüzde 34,9 ile karşılaştırıldığında bu tahmin, enflasyonun yavaşlamaya devam ettiğine işaret etmekle birlikte önceki beklentilerden daha yüksek bir seviyeye karşılık geliyor.
2027 yılı için Türkiye enflasyon tahmini ise yüzde 24,7 olarak belirlendi. Bu rakam, haziran raporundaki öngörünün 6,4 puan üzerinde yer alıyor; bir başka deyişle orta vadeli enflasyon beklentilerindeki yukarı yönlü revizyon, kısa vadeye kıyasla daha büyük bir boyuta ulaştı.
Çekirdek enflasyonda güçlü yukarı yönlü güncelleme
Manşet enflasyona ek olarak çekirdek enflasyon tahminlerinde de belirgin revizyonlar yapıldı. OECD’nin güncel öngörülerine göre Türkiye’de çekirdek enflasyon 2026 yılında yüzde 30,0, 2027 yılında ise yüzde 24,6 düzeyinde gerçekleşecek.
Her iki tahmin de haziran raporuna kıyasla sert biçimde yukarı çekildi. 2026 çekirdek enflasyon tahmini 3,5 puan, 2027 tahmini ise 6,8 puan artırıldı. Yıllara yayılan bu revizyon örüntüsü, Türkiye’de fiyat katılığının önceki tahminlerin ima ettiğinden daha uzun süre etkisini koruyabileceğine dair OECD’nin değerlendirmesini yansıtıyor.
Dezenflasyon sürecinin sürmesi bekleniyor, enerji maliyetleri risk olarak öne çıkıyor
Enflasyon tahminlerindeki yukarı revizyona karşın OECD, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin devam edeceğini öngörüyor. Kuruluş, Türkiye’yi Arjantin ile birlikte enflasyonu kademeli olarak düşürmeyi sürdüren ülkeler arasında gösteriyor.
OECD’ye göre bu süreçte belirleyici olacak başlıca unsurlar şu şekilde sıralanıyor:
- Küresel enerji fiyatlarının 2027 itibarıyla gerilemesi.
- Sıkı para politikasının fiyat baskıları üzerindeki sınırlayıcı etkisini korumaya devam etmesi.
- Para politikasındaki kademeli gevşemenin büyümeyi desteklemeye başlaması.
Öte yandan OECD, enerji ve gübre maliyetlerinden kaynaklanan risklere özellikle dikkat çekti. Bu maliyet unsurlarının enflasyon üzerinde baskı yaratmaya devam edebileceği vurgulandı; buna karşın küresel konjonktür ve para politikası çerçevesinin dezenflasyonu desteklediği belirtildi.
Raporda para politikasının seyrine ilişkin değerlendirme ise şöyle aktarıldı:
Türkiye ve Brezilya dahil bazı gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonun düşmesiyle birlikte para politikasındaki gevşemenin projeksiyon dönemi boyunca büyümeyi desteklemesi beklenmektedir.
Bu çerçeve, OECD’nin Türkiye’de faiz indirim sürecinin önünün açıldığını kabul etmekle birlikte büyüme üzerindeki olumlu etkinin kademeli bir biçimde hissedileceğini öngördüğünü ortaya koyuyor. Nitekim 2026 büyüme tahmininin haziran raporuna göre aşağı çekilmesi, bu gevşemenin kısa vadede tam anlamıyla büyümeye yansımayacağına ilişkin temkinli bir tabloya işaret ediyor.
Türkiye’nin revize edilmiş büyüme ve enflasyon rakamlarının küresel tablo içindeki konumuna bakıldığında, ülkenin yüzde 2,9 olan küresel büyüme ortalamasının altında seyrettiği görülüyor. Öte yandan enflasyon cephesinde yüzde 31,5’lik 2026 tahmini, pek çok OECD üyesi ülkenin tek haneli enflasyon oranlarıyla çalışmasına karşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecinin uzun soluklu olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.
OECD’nin Eylül 2026 Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu, küresel ekonomiyi etkileyen ticaret gerilimleri, jeopolitik riskler ve yapay zekâ yatırımlarının etkilerini de ele aldı. Kuruluş, bu dinamiklerin tüm dünyada büyüme ve enflasyon patikalarını şekillendirmeye devam ettiğini vurguladı.






