İngiltere’nin eylül ayı PMI verileri, girdi maliyeti ve satış fiyatı göstergelerinin üç ayın en yüksek seviyesine çıktığını ortaya koydu; bu gelişme, İngiltere Merkez Bankası’nın faiz artışına yönelebileceği beklentilerini güçlendirdi.
Eylül PMI verileri fiyat baskısının yeniden güçlendiğine işaret ediyor
İngiltere’de eylül ayına ait Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, hem girdi maliyetleri hem de satış fiyatlarına ilişkin göstergelerin üç ayın en yüksek düzeyine ulaştığını gösterdi. Bu tablo, İngiltere Merkez Bankası‘nın (BoE) para politikasına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
RSM UK’den ekonomist Thomas Pugh, söz konusu PMI bileşenlerindeki yükselişin enflasyon baskısının yeniden ivme kazandığına açık bir işaret olduğunu vurguladı. Pugh’a göre bu baskı özellikle enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonu gelecek yılın başlarında yüzde 4’ün üzerine çıkarma riski taşıyor; bu durum hane halklarının reel gelirlerini baskılayacak ve BoE’yi bu yılın ilerleyen dönemlerinde faiz artırmaya zorlayabilir.
Pugh ayrıca hükümetin gelecek ay açıklayacağı bütçede olası vergi artışlarının büyüme üzerinde ek bir baskı unsuru oluşturabileceğine dikkat çekti. Tüm bu faktörlerin bir arada değerlendirildiğinde önümüzdeki altı aylık dönemin yükselen enflasyon ile yavaşlayan büyüme bileşiminin yarattığı “stagflasyona dönüş” hissini güçlendirebileceğini kaydetti.
Stagflasyon kavramı, ekonomik büyümenin durma noktasına geldiği ya da gerilediği bir ortamda enflasyonun aynı anda yükselmesi durumunu tanımlamak için kullanılır. Bu senaryoda merkez bankaları, enflasyonla mücadele amacıyla faiz artırdıklarında büyümeyi daha da baskılama riskiyle karşı karşıya kalır.
Capital Economics enflasyonun yüzde 4,2’ye çıkabileceğini öngörüyor
Capital Economics’ten ekonomist Ashley Webb de eylül PMI verilerindeki fiyat baskısı göstergelerinin BoE’nin daha yüksek faize yönelme eğilimini pekiştirdiğini belirtti. Webb, yükselen enerji fiyatlarının şirketlerin girdi maliyetlerini artırdığını ve firmaların bu yükü daha yüksek satış fiyatları aracılığıyla tüketicilere yansıttığını ifade etti.
Capital Economics, İngiltere’de enflasyonun gelecek yılın başında yaklaşık yüzde 4,2 düzeyine ulaşabileceğini tahmin ediyor. Araştırma kuruluşu, buna karşın zayıf seyreden iş gücü piyasasının ikinci tur enflasyon etkilerini, yani ücret-fiyat sarmalını, belirli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.
Politika faizine ilişkin beklentiler ayrışıyor
Capital Economics, BoE’nin politika faizini mevcut yüzde 3,75 seviyesinden gelecek yılın başına kadar yüzde 4,25’e yükselteceğini öngörüyor. Bu tahmin, piyasa fiyatlamalarının belirgin biçimde altında kalıyor.
Webb’in aktardığına göre yatırımcılar, politika faizinin yüzde 4,75 seviyesine kadar tırmanmasını fiyatlıyor. Capital Economics ise iş gücü piyasasındaki mevcut zayıflığın BoE’nin bu ölçüde sert bir parasal sıkılaştırmaya gitmesini engelleyebileceği görüşünde.
Öne çıkan beklenti aralıklarını şu şekilde özetlemek mümkün:
- Mevcut BoE politika faizi: yüzde 3,75
- Capital Economics tahmini (gelecek yılın başı): yüzde 4,25
- Piyasa fiyatlaması (gelecek yılın başı): yüzde 4,75
- Capital Economics enflasyon tahmini (gelecek yılın başı): yaklaşık yüzde 4,2
- RSM UK enflasyon riski eşiği: yüzde 4’ün üzeri
Enerji fiyatları ve bütçe belirsizliği görünümü karmaşıklaştırıyor
Analistlerin ortak vurgusu, küresel enerji piyasalarındaki fiyat baskısının hem üretici hem de tüketici cephesinde maliyetleri yukarı çekmeye devam ettiği yönünde. Enerji fiyatlarındaki artış, PMI verilerinde girdi maliyeti bileşenine doğrudan yansırken şirketlerin bu yükü fiyatlamaya yansıtması da çıktı fiyatı enflasyonunu besliyor.
RSM UK’den Pugh, hükümetin yaklaşan bütçesinde alınabilecek vergi önlemlerinin bu tablo üzerindeki etkisinin de dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Vergi artışlarının tüketici ve yatırım harcamaları üzerinde yaratacağı baskı, büyüme görünümünü daha da karmaşık bir hale getirebilir.
Capital Economics’ten Webb ise iş gücü piyasasındaki zayıflığın belirleyici bir denge unsuru olabileceğinin altını çizdi. İşsizlik oranındaki olası bir yükseliş ya da ücret artışlarının ivme kaybetmesi, tüketici talebini frenleyerek ikincil enflasyon baskılarını dizginleyebilir. Bu durum, BoE’nin piyasanın beklediği kadar agresif bir faiz artışı döngüsüne girmesine gerek kalmamasına yol açabilir.
BoE, 2024 yılı boyunca faizleri istikrarlı biçimde düşürme yoluna gitmişti; mevcut yüzde 3,75 seviyesi bu sürecin ürünü. Ancak eylül PMI verisinin ortaya koyduğu fiyat baskısı yeniden hızlanması, para politikası çevriminin yönü konusundaki belirsizliği artırıyor. Banka’nın Para Politikası Komitesi’nin (MPC) yaklaşan toplantısı, piyasa katılımcıları tarafından yakından izlenecek.







