Türkiye, Washington ve Moskova’nın talep iletmesi halinde ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki olası yüz yüze görüşmeye ev sahipliği yapmaya ve gerekli tüm imkânları sağlamaya hazır olduğunu açıkladı.
Ankara, Trump-Putin görüşmesine ev sahipliği için hazır olduğunu duyurdu
Türk kabinetinden bir kaynak, Washington ve Moskova’nın Ankara’ya bu yönde bir talep iletmesi durumunda Türkiye’nin iki lider arasındaki görüşmeyi organize etmeye hazır olduğunu bildirdi. Söz konusu kaynak, Ankara’nın görüşmenin gerçekleşmesini kolaylaştırmak için gereken her türlü desteği vermeye hazır beklediğini vurguladı.
Türkiye, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Rusya ile Batı arasında aktif bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışmaktadır. Ankara; daha önce İstanbul’da Ukrayna ile Rusya arasındaki müzakerelere zemin hazırlamış, tahıl koridoru anlaşmasında aracılık etmiş ve çeşitli esir takaslarını kolaylaştırmıştı. Bu geçmişe dayanan diplomatik birikim, Türkiye’yi olası bir Trump-Putin buluşması için doğal bir aday konumuna taşıyor.
Türkiye’nin arabuluculuk rolü, NATO üyeliğini sürdürürken Rusya ile ilişkilerini koparmama politikasına dayanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem Moskova hem de Washington ile kurduğu doğrudan iletişim kanalları, Ankara’nın bu tür bir görüşme için lojistik ve diplomatik altyapı sunma kapasitesine işaret ediyor.
Trump, Putin ile yeniden görüşebileceğini açıkladı
ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yeniden bir araya gelebileceğini duyurdu. Trump, Ukrayna’da olası bir barış anlaşmasının şartlarını Rus mevkidaşıyla değerlendirdiğini belirterek, varılacak bir anlaşmanın çatışmanın her iki tarafının da yararına olacağını savundu.
Trump ve Putin, yılın başından bu yana telefonda beş kez görüştü. İki lider arasındaki en son telefon görüşmesi 8 Eylül’de gerçekleşti. Bu görüşmede liderler, ABD’li temsilcilerin Moskova ve Kiev’e yaptığı ziyaretlerin sonuçlarını birlikte değerlendirdi. Söz konusu ziyaretler, Ukrayna krizinin diplomatik çözümüne yönelik yürütülen yoğun temaslerin bir parçasını oluşturuyor.
Trump yönetimi, göreve geldiği günden bu yana Ukrayna savaşını müzakere yoluyla sona erdirmeyi dış politikasının öncelikli gündem maddeleri arasına yerleştirdi. Ancak Kiev, Moskova ve Washington arasındaki müzakere süreçleri, ateşkes koşulları ve toprak düzenlemeleri konusundaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle henüz somut bir ilerleme kaydedilemedi.
APEC zirvesi kritik bir buluşma zemini olabilir
Rusya Devlet Başkanı’nın yardımcısı Yuri Uşakov, iki liderin Kasım ayında düzenlenecek APEC zirvesinin marjında yüz yüze görüşebileceğini kamuoyuyla paylaştı. Uşakov, Trump ile Putin’in aynı etkinliğe katılması halinde aralarında bir görüşmenin kaçınılmaz olacağını ifade etti.
APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği) Zirvesi, her yıl farklı bir üye ülkede düzenlenmekte olup küresel ticaret ve ekonomik işbirliği başlıkları etrafında şekillenen çok taraflı bir platform niteliği taşıyor. Zirvenin marjında ikili görüşmeler düzenlenmesi, uluslararası diplomaside yaygın bir pratik olarak öne çıkıyor. Rusya’nın APEC üyesi olması, Putin’in bu platforma katılımını teknik açıdan mümkün kılıyor; ancak Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından pek çok çok taraflı platformda dışlanmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Uşakov’un açıklaması, Moskova’nın Trump ile doğrudan üst düzey temasın sürdürülmesine istekli olduğuna işaret etmesi bakımından dikkat çekiyor. Öte yandan Trump’ın da Salı günkü açıklamasında bir görüşme olasılığını açık bırakması, iki tarafın bu yönde karşılıklı bir irade sergilediğine dair sinyal olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna krizinde diplomatik süreç nasıl şekilleniyor?
Ukrayna’daki çatışma, Şubat 2022’de Rusya’nın kapsamlı işgalini başlatmasıyla yeni bir boyut kazanmış; o tarihten bu yana cephe hatları zaman zaman el değiştirmiş olmakla birlikte savaş hâlâ sürüyor. Trump’ın Ocak 2025’te göreve dönmesinin ardından Washington’ın Ukrayna politikasında belirgin bir değişim yaşandı: ABD, Kiev’e koşulsuz destek yerine müzakere yoluyla çözümü ön plana çıkaran bir hat benimsedi.
Bu çerçevede ABD’li yetkililer hem Moskova’ya hem de Kiev’e ziyaretler düzenledi. Söz konusu ziyaretlerin içeriği ve sonuçları kamuoyuyla tam olarak paylaşılmadı; ancak Trump ile Putin’in 8 Eylül’deki telefon görüşmesinde bu temasların değerlendirildiği bilinmektedir.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ise defalarca açıkladığı üzere Rusya’nın işgal altındaki topraklardan tamamen çekilmesini ve tam egemenliğin yeniden tesisini ön koşul olarak öne sürmektedir. Moskova’nın bu talepleri kesinlikle reddediyor olması, müzakere sürecinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
Türkiye’nin olası bir Trump-Putin görüşmesine ev sahipliği teklifinin hangi koşullarda hayata geçirilebileceği ve Washington ile Moskova’nın bu teklifi değerlendirip değerlendirmeyeceği henüz netlik kazanmış değil. Ankara’nın açıklaması, şimdilik bir hazırlık sinyali niteliği taşıyor.







