İtalya Rekabet Kurumu (AGCM), teknoloji devi Meta Platforms’a ait mesajlaşma uygulaması WhatsApp üzerinden uygulanan yeni yapay zekâ stratejisine karşı önemli bir adım attı. Kurum, Meta’nın, WhatsApp içinde yalnızca kendi geliştirdiği yapay zekâ sistemine yer vererek rakip yapay zekâ hizmetlerini dışlayan politikasını, rekabet soruşturması çerçevesinde geçici olarak askıya aldı.
Meta’nın WhatsApp üzerindeki yapay zekâ entegrasyonu inceleniyor
Temmuz 2025’te WhatsApp kullanıcılarına sunulan yapay zekâ özellikleri, Meta’nın yapay zekâ chatbot teknolojilerindeki ilerlemesini günlük mesajlaşma deneyimine entegre etmesi açısından önemli bir adım olarak görülmüştü. Ancak AGCM, bu entegrasyon sürecinin rekabet hukukuna uygunluğunun incelenmesini gerekli buldu.
Kurum tarafından yapılan açıklamada, alınan geçici tedbirin Meta’nın pazar hakimiyetini rakip yapay zekâ sağlayıcıları aleyhine kullanmasını önlemeyi amaçladığı belirtildi. WhatsApp gibi yüksek kullanıcı sayısına sahip platformlarda uygulanan tercihli entegrasyon politikaları, potansiyel olarak rakip hizmetlerin piyasaya girişini engelleyebilir ya da kullanıcıların alternatif seçeneklere erişimini kısıtlayabilir.
AGCM, özellikle mesajlaşma uygulamalarında yapay zekânın kullanım alanlarının artmasıyla birlikte, tüketici tercihlerini etkileyen teknolojik uygulamaların şeffaf ve adil bir rekabet ortamında geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
AGCM: WhatsApp’ın kapalı yapısı rekabeti olumsuz etkiliyor
AGCM’nin açıklamasında, WhatsApp platformunun, Meta’nın yapay zekâ sistemi dışında diğer chatbotların entegrasyonuna izin vermemesi, “pazar hakimiyetinin kötüye kullanımı” olarak değerlendirilebilecek bir risk oluşturuyor. Kurum, özellikle rekabet hukuku çerçevesinde bu tür uygulamaların, kullanıcıların sadece bir teknoloji sağlayıcısına bağımlı kalmasına neden olabileceğini ifade etti.
Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA) gibi yeni nesil düzenlemeleri çerçevesinde de dijital devlerin platformlar üzerindeki hakimiyetini şeffaf ve çok aktörlü hale getirmesi gerektiği hatırlatıldı. Meta, WhatsApp üzerinden sadece kendi AI çözümünü (örneğin Meta AI) sunarak, pazardaki diğer gelişmiş yapay zekâ motorlarına (örneğin Google Gemini, Anthropic Claude, OpenAI ChatGPT vb.) erişimi kısıtlamış olabilir.
Bu durum, sadece tüketici seçeneklerini sınırlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda diğer yapay zekâ sağlayıcılarının pazar payına ulaşmasını da zorlaştırıyor. Özellikle mesajlaşma gibi yüksek etkileşimli platformlarda, alternatif bot çözümlerinin varlığı, yenilikçilik ve kullanıcı deneyimi açısından büyük önem taşıyor.
Soruşturma kapsamında geçici tedbir kararı uygulandı
AGCM, Temmuz ayında başlattığı soruşturmanın henüz tamamlanmadığını ve alınan kararın geçici bir tedbir niteliği taşıdığını vurguladı. Bu karar doğrultusunda Meta’nın, soruşturma süresince WhatsApp platformunda yalnızca kendi yapay zekâ çözümünü sunması yasaklanıyor. Bunun yerine platformun, teknik olarak mümkün olduğu ölçüde üçüncü taraf botlara da açık olması gerekiyor.
Bu gelişme, rekabet hukukunda ‘önleyici müdahale’ prensibinin dijital platformlara uygulanmasının bir örneği olarak değerlendiriliyor. Kurumlar, soruşturmanın tamamlanmasını beklemeden tüketici zararını ve piyasa bozulmasını önlemek amacıyla geçici kararlar alabiliyor.
Meta’dan ise şu ana kadar AGCM’nin kararına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak şirketin, karara itiraz etme ve uygulamayı askıya alma yönünde hukuki yollara başvurması bekleniyor.
Meta’nın AI stratejisi daha önce de incelemeye alınmıştı
Meta’nın yapay zekâ geliştirme süreçleri, sadece İtalya değil, başka ülkelerde de mercek altında. Şirketin Instagram, Facebook ve WhatsApp gibi geniş kullanıcı tabanına sahip platformlarda kendi AI modellerini öne çıkarması, çeşitli rekabet otoriteleri tarafından yakından izleniyor.
ABD’de Federal Ticaret Komisyonu (FTC), Avrupa’da ise Avrupa Komisyonu’nun ilgili birimleri, benzer konularda Meta ve diğer büyük teknoloji şirketlerine yönelik incelemelerde bulunuyor. Özellikle ‘gatekeeper’ yani platform erişimini kontrol eden aktörlerin, rekabetçi pazarlarda tarafsız kalması gerektiği görüşü öne çıkıyor.
Meta’nın WhatsApp üzerindeki kontrolü, kullanıcıların chatbotlara erişimi konusunda bir filtre görevi görebilir. Bu filtreleme, tüketicilerin farklı teknolojilere ulaşmasını engellediği gibi, aynı zamanda veri erişimi, kullanıcı alışkanlıklarının analizi ve veri egemenliği konularında da rekabeti etkileyebilir.
Yapay zekâ ve rekabet hukukunun kesişim noktası büyüyor
Yapay zekânın dijital ürün ve hizmetlere entegrasyonu, artık sadece teknik bir süreç değil; aynı zamanda bir rekabet hukuku ve regülasyon meselesi haline gelmiş durumda. WhatsApp gibi milyarlarca kullanıcıya ulaşan platformlarda bir AI botun varsayılan olarak sunulması, teknolojik eşitlik açısından sorun teşkil edebiliyor.
Bu durum, özellikle yeni girişimlerin pazara girmesini zorlaştırırken, mevcut AI sağlayıcıları için rekabetin daha adil ve erişilebilir olmasını da tehdit ediyor. AGCM’nin müdahalesi, yalnızca Meta özelinde değil, tüm sektöre yönelik düzenleyici sinyaller taşıyor.
2026 yılı itibarıyla Avrupa Birliği genelinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni dijital düzenlemelerle birlikte, büyük teknoloji şirketlerinin platform yönetimi üzerindeki etkilerinin daha sistematik şekilde denetlenmesi öngörülüyor.
Küresel regülasyonlar yapay zekâda denge arayışına giriyor
Meta’nın yaşadığı bu gelişme, küresel çapta teknoloji şirketlerinin yapay zekâyı ürünlerine entegre ederken karşılaştıkları yasal ve etik sorunları da gündeme getiriyor. Bir yandan kullanıcı deneyimini artırmak isteyen şirketler, diğer yandan rekabet kurallarına ve veri gizliliğine uymakla yükümlü.
İtalya’daki karar, regülasyonların yapay zekâ çağında nasıl evrildiğini gösteren örneklerden biri. Önümüzdeki dönemde, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin benzer tedbirleri uygulamaya koyması bekleniyor. Özellikle platform tarafsızlığı, kullanıcıya açık seçenekler sunulması ve teknolojik çeşitlilik, düzenleyici kurumların öncelikleri arasında yer alıyor.
Meta’nın bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği ve WhatsApp’taki AI stratejisini nasıl revize edeceği, yalnızca İtalya pazarı için değil, tüm Avrupa piyasası için örnek teşkil edebilir. Ayrıca diğer büyük teknoloji firmaları da bu gelişmeleri yakından takip ederek stratejilerini uyumlu hale getirmek zorunda kalabilir.