Bessent, Warsh'ın Fed başkanlığına zamanında atanacağı konusunda iyimser | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.23
44,8573
EUR/TRY
%-0.09
52,8184
GBP/TRY
%0.01
60,6735
CHF/TRY
%0.49
57,3954
SAR/TRY
%0.23
11,9585
JPY/TRY
%0.32
0,2830
RUB/TRY
%0.77
0,59064
EUR/USD
%-0.16
1,17632
EUR/GBP
%-0.07
0,8703
GBP/USD
%-0.07
1,3517
BRENT/USD
%-6.58
93,28
XAU/TRY
%1.06
216.621,99
XAG/TRY
%3.20
3.622,01
CAD/TRY
%0.33
32,7693
AUD/TRY
%0.35
32,1650
SEK/TRY
%0.50
4,8954
RSD/TRY
%-0.04
0,4500
XAU/USD
%0.84
4.829,99

Bessent, Warsh’ın Fed başkanlığına zamanında atanacağı konusunda iyimser

Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanı Scott Bessent, Federal Rezerv (Fed) Başkan adayı Kevin Warsh'ın onay sürecinin planlandığı gibi ilerleyeceğine dair güçlü bir iyimserlik sergiliyor. Ancak Washington'ın derin koridorlarındaki siyasi blokajlar ve Adalet Bakanlığı soruştu…

Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanı Scott Bessent, Federal Rezerv (Fed) Başkan adayı Kevin Warsh'ın onay sürecinin planlandığı gibi ilerleyeceğine dair güçlü bir iyimserlik sergiliyor

blank
Paylaş

Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanı Scott Bessent, Federal Rezerv (Fed) Başkan adayı Kevin Warsh’ın onay sürecinin planlandığı gibi ilerleyeceğine dair güçlü bir iyimserlik sergiliyor. Ancak Washington’ın derin koridorlarındaki siyasi blokajlar ve Adalet Bakanlığı soruşturmaları, bu tarihi atamayı karmaşık bir satranç oyununa dönüştürmüş durumda.

Hazine ve merkez bankası ekseninde tarihi bir güç değişimi

Modern makroekonomik yönetişimin en temel sacayaklarından biri, maliye politikasını yürüten Hazine Bakanlığı ile para politikasını yöneten Merkez Bankası (Fed) arasındaki hassas denge ve iletişimdir. Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Başkan Donald Trump tarafından Fed Başkanlığına aday gösterilen Kevin Warsh’un onay sürecine dair sergilediği yüksek özgüven, yürütme erkinin para politikası otoritesiyle ne denli uyumlu bir çalışma ortamı arzuladığının en net göstergesidir. Washington’da düzenlenen prestijli Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) etkinliğinin kenarında gazetecilere verdiği demeçte,

“Kevin Warsh’ın bir an önce göreve başlamasını istiyoruz”

şeklindeki net ifadesi, piyasalara verilmiş stratejik bir “siyasi istikrar” ve “kararlılık” (forward guidance) mesajıdır.

Bessent’in bu açıklamaları, sadece bir kabine üyesinin diğer bir bürokrata verdiği destekten ibaret değildir. Hazine Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin devasa ulusal borcunu (sovereign debt) yöneten, tahvil ihraç eden ve faiz oranlarındaki her bir baz puanlık değişimin bütçeye milyarlarca dolar yük getirdiği bir kurumdur. Bu nedenle, Hazine’nin başında bulunan bir ismin, faizleri belirleyecek olan Fed’in gelecekteki başkanı hakkında bu denli proaktif ve destekleyici açıklamalar yapması, piyasalara “Hazine ve Fed arasında yeni dönemde bir çatışma (friction) yaşanmayacağı” güvencesini verme çabasıdır. Bessent’in, Warsh’un görevine zamanında başlayacağına inandığını belirtmesi ve “Çok güçlü bir aday. Kevin Warsh’ın Fed başkanı olacağından son derece eminiz” demesi, Wall Street’in liderlik değişimi sırasındaki belirsizlik (uncertainty) korkularını yatıştırmayı amaçlayan bir sözlü müdahaledir (verbal intervention).

Senato bankacılık komitesi ve politik satranç tahtası

Amerika Birleşik Devletleri’nde üst düzey bürokratik atamalar, anayasanın öngördüğü “tavsiye ve onay” (advise and consent) mekanizması gereği Senato’nun zorlu süzgecinden geçmek zorundadır. Fed Başkanlığı gibi küresel ekonominin kaderini belirleyen bir pozisyon için bu süreç, Senato Bankacılık, İskan ve Kentsel İşler Komitesi’nin (Senate Banking Committee) elindedir. Bessent, “Bu ayın 21’inde bir oturum olacak. Senato Bankacılık Komitesi’ndeki Cumhuriyetçilerin bu konuda hem fikir olduğunu biliyoruz” diyerek sürecin pürüzsüz işleyeceğini iddia etse de, Senato’nun iç dinamikleri her zaman bu kadar doğrusal ilerlemez.

Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Tim Scott’ın Salı günü yaptığı daha temkinli açıklamalar, yürütme erkinin acelesi ile yasama erkinin prosedürel yavaşlığı arasındaki klasik Washington çatışmasını gözler önüne sermektedir. Scott’ın, Warsh’ın duruşmasının (hearing) önümüzdeki hafta yapılmasının beklendiğini, ancak oylamanın (committee vote) daha sonra gerçekleştirileceğini belirtmesi, sürecin birkaç hafta, hatta aylar alabileceğini göstermektedir. Adayların komite önünde terletildiği bu oturumlar; adayın enflasyon hedeflemesi, faiz patikası, bilanço daraltma (QT – Quantitative Tightening) politikaları ve bankacılık regülasyonlarına dair vizyonunun sorgulandığı, piyasaların ise her bir kelimeyi algoritmik olarak fiyatladığı son derece stresli sınavlardır. Cumhuriyetçilerin kendi içlerinde prensipte hemfikir olmaları önemli olsa da, tek bir senatörün bile süreci yavaşlatma (hold) yetkisinin bulunması, onayın garanti olmadığını kanıtlamaktadır.

Adalet bakanlığı soruşturması: kurumlar arası yetki ve baskı krizi

Kevin Warsh’ın önündeki en büyük ve en tehlikeli engel, ne kendi akademik yetersizliği ne de makroekonomik vizyonudur; asıl engel, mevcut Fed Başkanı Jerome Powell üzerinden yürütülen ve kurumun bağımsızlığını hedef alan eşi benzeri görülmemiş bir siyasi ve hukuki yıpratma savaşıdır. Fed ve Powell’ın, Washington’daki merkez bankası binasının (Eccles Building) tadilat masraflarına ilişkin bir Adalet Bakanlığı (DOJ) soruşturmasıyla karşı karşıya kalması, Amerikan demokrasi tarihinde merkez bankasına yönelik en tartışmalı hamlelerden biri olarak kayıtlara geçmektedir. Resmi gerekçe ihale süreçleri veya bütçe aşımları gibi görünse de, Washington’daki genel kanı ve finansal piyasaların okuması, bu soruşturmanın mevcut yönetimi istifaya zorlamak veya faiz indirimleri (rate cuts) konusunda baskı altına almak için tasarlanmış bir araç (weaponization of justice) olduğudur.

Bu siyasi-hukuki krizin onay sürecine doğrudan etkisi, Bankacılık Komitesi üyesi Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in çıkışıyla somutlaşmıştır. Tillis’in, hukuki süreç (DOJ soruşturması) sonuçlanana kadar Warsh’ın onayını engelleyeceğini (hold) açıklaması, Amerikan yasama sürecinin kilitlenme (gridlock) potansiyelini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Tillis’in bu hamlesi, yürütme erkinin bağımsız bir kuruma yönelik bu tarz adli baskı yöntemlerini kullanmasını protesto eden, kurumsal bütünlüğü savunan bir anayasal refleks olarak değerlendirilmektedir. Ancak motivasyonu ne olursa olsun, bir senatörün koyduğu bu “blokaj”, küresel para politikasının direksiyonunun kime geçeceğini belirsiz bir tarihe ertelemekte ve dünyanın en büyük ekonomisini gereksiz bir liderlik krizinin içine çekmektedir.

Merkez bankası bağımsızlığının makroekonomik piyasalardaki ağırlığı

Modern kapitalist sistemlerde, merkez bankası bağımsızlığı (Central Bank Independence – CBI), fiyat istikrarının, uluslararası sermaye akışlarının ve para birimine duyulan güvenin yegane teminatıdır. Siyasi iktidarlar genellikle kısa vadeli seçim döngüleri (electoral cycles) nedeniyle düşük faiz ve yüksek büyüme talep ederler. Ancak merkez bankaları, uzun vadeli ekonomik sağlığı korumak adına enflasyonist baskıları kırmak için gerekirse acı reçeteleri (yüksek faizleri) uygulamak zorundadır. Adalet Bakanlığı’nın Powell üzerindeki soruşturması, tam da bu bağımsızlık zırhını delme girişimi olarak algılandığı için küresel yatırımcıları derinden endişelendirmektedir.

Piyasalar, bir merkez bankası başkanının siyasi soruşturmalarla tehdit edildiğini veya yeni bir başkanın bu tür siyasi pazarlıklar sonucunda göreve geldiğini hissederse, o ülkenin para birimine ve tahvillerine olan güven hızla erir. Amerika Birleşik Devletleri için bu durum, Dolar’ın küresel rezerv para statüsüne (exorbitant privilege) zarar verebilir. Eğer yatırımcılar, Fed’in enflasyonla mücadele yerine siyasi otoritenin isteklerine (mali baskınlık – fiscal dominance) boyun eğeceğine inanırsa, enflasyon beklentileri çapasından kopar (unanchored inflation expectations). Bu senaryoda, uzun vadeli ABD Hazine tahvillerinin (US Treasuries) getirileri hızla yükselerek “vade primi”ni (term premium) artırır ve hem devletin hem de özel sektörün borçlanma maliyetlerini astronomik seviyelere taşır.

Kevin warsh’ın para politikası vizyonu ve beklentiler

Tüm bu siyasi engellerin aşıldığı ve Kevin Warsh’ın Senato’dan onay aldığı varsayıldığında, küresel ekonomiyi nasıl bir Fed Başkanı beklediği sorusu piyasaların asıl odaklandığı noktadır. Eski bir Fed Guvernörü (2006-2011) ve Wall Street deneyimi (Morgan Stanley) olan Warsh, geleneksel olarak daha şahin (hawkish) ve serbest piyasa odaklı bir makroekonomik felsefeye sahiptir. Geçmiş dönemlerde Fed’in uyguladığı devasa tahvil alım programlarını (Miktarsal Gevşeme – QE) ve bilançonun aşırı şişirilmesini sıklıkla eleştiren Warsh, faiz oranlarının belirlenmesinde piyasa mekanizmalarının daha etkin rol oynaması gerektiğine inanan bir figürdür.

Warsh’ın göreve gelmesi, Fed’in iletişim stratejisinde (forward guidance) ve kriz yönetim doktrininde belirgin bir değişikliğe yol açabilir. “Enflasyon geçicidir” (transitory inflation) gibi geçmişte yapılan büyük tahmin hatalarına karşı oldukça eleştirel bir duruşa sahip olan Warsh’ın, para politikasında daha kurala dayalı (rule-based) bir çerçeve benimsemesi beklenmektedir. Ancak Warsh’ın şahin eğilimleri ile onu bu göreve aday gösteren Trump yönetiminin genellikle talep ettiği düşük faiz politikası arasındaki bariz çelişki, yeni dönemin en büyük makroekonomik paradoksu olmaya adaydır. Warsh’ın, enflasyonist şoklara karşı faizleri yüksek tutma eğilimi, yönetimin ekonomik büyüme hedefleriyle kısa sürede çatışma riski barındırmaktadır.

Jerome powell’ın mirası ve mayıs ayındaki kritik devir teslim

Mevcut Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin Mayıs ayında sona erecek olması, takvimsel bir baskıyı da beraberinde getirmektedir. Powell dönemi; yüzyılda bir görülen bir pandeminin yönetilmesi, ardından gelen kırk yılın en yüksek enflasyon dalgasıyla mücadele edilmesi ve eşi benzeri görülmemiş bir hızda faiz artırım döngüsüne (rate hike cycle) girilmesi gibi devasa makroekonomik olaylarla tarihe geçmiştir. Powell, tüm siyasi baskılara rağmen Amerikan ekonomisine “yumuşak iniş” (soft landing) yaptırma konusunda büyük bir başarı elde etmiş, kurumun güvenilirliğini (credibility) sonuna kadar savunmuştur.

Mayıs ayındaki süre dolumuna kadar Kevin Warsh’ın onay sürecinin (Thom Tillis’in blokajı veya DOJ soruşturması nedeniyle) tamamlanamaması durumunda, Fed Başkanlığı koltuğunun boş kalması veya bir “Geçici Başkan” (Acting Chair) tarafından yönetilmesi söz konusu olacaktır. Bir merkez bankasının tam yetkili bir başkandan yoksun olması, kriz anlarında (örneğin ani bir bankacılık krizi veya jeopolitik bir petrol şoku) hızlı ve kararlı adımlar atılmasını engeller. Geçici yönetimler, genellikle radikal para politikası değişikliklerinden kaçınır ve defansif bir tutum sergilerler. Bu da ekonominin proaktif müdahalelerden mahrum kalmasına yol açar.

Liderlik belirsizliğinin küresel piyasalara ve wall street’e yansıması

Sonuç itibarıyla, Hazine Bakanı Scott Bessent’in iyimser mesajlarına rağmen, Fed Başkanlığı adaylık süreci Washington’ın derin siyasi fay hatlarına takılmış durumdadır. Adalet Bakanlığı’nın soruşturması, Senato’daki bireysel blokajlar ve daralan takvim, küresel piyasalarda bir “liderlik belirsizliği primi” (leadership uncertainty premium) yaratmaya başlamıştır.

Dünya genelindeki merkez bankaları (Avrupa Merkez Bankası, Japonya Merkez Bankası vb.), kendi faiz politikalarını belirlerken her zaman Fed’in adımlarını bir referans noktası olarak alırlar. Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın kendi içindeki bu siyasi ve hukuki kargaşayı çözememesi, sadece Amerikan doları (DXY) veya S&P 500 endeksindeki fiyatlamaları bozmakla kalmaz; aynı zamanda gelişmekte olan piyasaların (Emerging Markets) sermaye akımlarını ve küresel finansal istikrarı da doğrudan tehdit eder. Senato Bankacılık Komitesi’nde 21’inde yapılacak olan oturum, sadece Kevin Warsh’ın makroekonomik bilgisinin sınandığı bir mülakat değil, aynı zamanda Amerikan kurumsal devlet aklının bu siyasi düğümü çözüp çözemeyeceğinin en büyük sınavı olacaktır.

 

 

blank

Yabancı yatırımcıların ABD tahvillerine ilgisi Şubat’ta rekor kırdı

Prev
blank

Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde hızlandı ancak İran savaşı risk yaratıyor

Sonraki
Faizsiz Ev & Araba