Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Kızıldeniz’de ticari gemileri koruyan Aspides misyonundaki savaş gemisi sayısının yetersiz olduğunu belirterek üye ülkeleri katkılarını artırmaya çağırdı.
Kızıldeniz’deki Aspides misyonunda savaş gemisi sayısı yetersiz kaldı
Küresel deniz ticaretinin en kritik güzergahlarından biri olan Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki güvenlik seyrine ilişkin Avrupa Birliği makamlarından uyarı geldi. Bölgedeki ticari seyrüsefer emniyetini sağlamak amacıyla görev yapan Avrupa donanma unsurlarının mevcut tehdit seviyesi karşısında yetersiz kaldığı bildirildi.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, uluslararası seyrüsefer serbestisini hedef alan saldırılara karşı yürütülen askeri operasyonun detaylarını paylaştı. Kallas, sahadaki güvenlik risklerinin ivme kazanması sebebiyle bölgede görev yapan donanma gücünün acilen takviye edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yemen’deki İran destekli Husilerin bölgedeki ticari gemilere yönelik eylemlerini engellemek amacıyla 2024 yılında başlatılan Aspides misyonu bünyesinde halihazırda 6 adet savaş gemisinin konuşlu bulunduğu açıklandı. Ancak operasyonel planlamalara göre sahada en az 10’dan fazla savaş gemisine ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Görev gücünün ilk kurulduğu dönemde de asgari 10 savaş gemilik bir güce ihtiyaç duyulduğu hesaplanmıştı. Sahadaki son gelişmeler, askeri varlığın artırılması yönündeki gereksinimi daha da belirgin hale getirdi.
Kaja Kallas üye ülkelerden ek deniz ve hava unsuru talep etti
Sahadaki askeri ve jeopolitik dinamiklerin giderek karmaşık bir hal aldığını belirten Kallas, deniz taşımacılığına yönelik tehdit kategorilerinin çeşitlendiğini kaydetti. Husilerin son haftalarda Kızıldeniz kıyı şeridi boyunca kaydettiği hızlı ilerlemenin, deniz hatları üzerindeki baskıyı tırmandırdığı ifade ediliyor.
Misyonun bölgesel istikrar ve küresel tedarik zinciri açısından hayati bir işlev üstlendiğini ifade eden Kallas, üye ülkelerin askeri katkılarını vakit kaybetmeksizin güncellemeleri gerektiğine dikkat çekti. Bu kapsamda yüksek temsilci, 19 Eylül tarihinde Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin savunma makamlarına resmi bir mektup gönderdi.
Mektupta, operasyon sahasına yönlendirilecek ilave askeri araçlara dair şu talepler öne çıkarıldı:
- Savaş gemisi sayısının derhal operasyonel ihtiyacı karşılayacak seviyeye çıkarılması
- Gözetim ve koruma kapasitesini artıracak ek deniz unsurlarının bölgeye sevk edilmesi
- Erken uyarı ve hava savunma kabiliyetlerini güçlendirecek hava unsurlarının görev gücüne entegre edilmesi
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, söz konusu talep ve sahadaki yeni görev konsepti, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan Avrupa Birliği Savunma ve Dışişleri Bakanları Toplantısı gündeminde öncelikli başlık olarak ele alınacak.
Kızıldeniz krizinin Avrupa tedarik zincirine olumsuz etkileri büyüyor
Kızıldeniz’deki güvenlik zafiyetinin küresel makroekonomi ve ticaret üzerindeki etkilerine değinen Kallas, yaşanan aksamaların doğrudan Avrupa’nın stratejik çıkarlarını hedef aldığını vurguladı. Deniz ticaret yollarının sapması, navlun maliyetlerinin tırmanmasına ve Asya-Avrupa hattındaki teslimat sürelerinin uzamasına yol açıyor.
Lojistik maliyetlerdeki bu yükselişin, halihazırda yüksek enerji ve yakıt fiyatlarıyla mücadele eden Avrupa ekonomileri üzerinde ilave bir enflasyonist baskı yaratma riski taşıdığı ifade ediliyor. Tedarik zincirindeki kırılmalar, sanayi üretimi ve tüketici fiyatları üzerinde doğrudan hassasiyet oluşturuyor.
Husilerin stratejik açıklamalarına ve sahadaki belirsizliklere ilişkin olarak raporda yer alan değerlendirmeler şu şekildedir:
Husilerin şu anda yalnızca Suudi Arabistan bağlantılı hedefleri vuracaklarını açıklamasına rağmen, bölgeden geçen diğer gemilere yönelik hareket tarzı belirsizliğini korumaktadır. Grubun deniz taşımacılığına zarar verme kapasitesi belirgin bir şekilde artmıştır.
Açıklamada, ticari gemilerin hedef alınma riskinin devam etmesi sebebiyle uluslararası denizcilik şirketlerinin rotalarını Ümit Burnu’na çevirmeye devam ettiği ve bu durumun küresel ticaretin maliyet yapısını değiştirdiği kaydedildi.







