Demir cevheri fiyatları arz daralması ve navlun maliyetleriyle yükseldi | VKM Finans

Demir cevheri fiyatları arz daralması ve navlun maliyetleriyle yükseldi

Demir cevheri vadeli işlemleri, küresel sevkiyatlardaki düşüşün yarattığı arz daralması ve petrol fiyatlarındaki yükselişin navlun maliyetlerini artırmasıyla değer kazandı. Çin limanlarına ulaşan cevher miktarındaki azalma piyasayı destekledi. Küresel çeli…

Demir cevheri vadeli işlemleri, küresel sevkiyatlardaki düşüşün yarattığı arz daralması ve petrol fiyatlarındaki yükselişin navlun maliyetlerini artırmasıyla değer kazandı. Çin limanlarına ulaşan cevher miktarındaki azalma piyasayı destekledi

blank

Demir cevheri vadeli işlemleri, küresel sevkiyatlardaki düşüşün yarattığı arz daralması ve petrol fiyatlarındaki yükselişin navlun maliyetlerini artırmasıyla değer kazandı. Çin limanlarına ulaşan cevher miktarındaki azalma piyasayı destekledi.

Küresel çelik sektörü ve hammadde piyasalarındaki genel görünüm

Küresel emtia piyasaları, makroekonomik belirsizlikler ve jeopolitik risklerin gölgesinde şekillenmeye devam ederken, sanayi üretiminin en temel yapı taşlarından biri olan demir cevheri, tedarik zincirlerindeki daralmalar ve enerji maliyetlerindeki artışların etkisiyle yönünü yukarı çevirmiştir. Dünyanın en büyük çelik üreticisi ve tüketicisi konumundaki Çin’in endüstriyel talebi, küresel demir cevheri fiyatları üzerinde belirleyici bir rol oynamayı sürdürmektedir. Özellikle kısa vadeli arz dinamiklerinde yaşanan sıkışıklıklar, piyasa katılımcılarının fiyatlama modellerinde arz riskini ön plana çıkarmasına neden olmuştur. Demir çelik endüstrisinin hammadde tedarik süreçleri, deniz aşırı maden operasyonlarından liman lojistiğine, enerji piyasalarından navlun endekslerine kadar uzanan son derece karmaşık ve birbirine entegre bir ekosisteme dayanmaktadır. Salı günü itibarıyla demir cevheri vadeli işlemlerinde gözlemlenen yukarı yönlü ivme, temel olarak bu karmaşık ekosistemin arz bacağında yaşanan bölgesel ve küresel aksaklıklardan beslenmektedir. Küresel ekonomide faiz oranlarının yüksek seyrettiği ve büyüme beklentilerinin baskılandığı bir konjonktürde, sanayi emtialarının genellikle talep yönlü bir zayıflık sergilemesi beklenirken, demir cevherindeki bu pozitif ayrışma tamamen fiziki piyasalardaki arz-talep eşleşmesindeki anormalliklerden kaynaklanmaktadır. Liman stoklarındaki değişimler, madencilik devlerinin sevkiyat takvimlerindeki gecikmeler ve enerji piyasalarındaki volatilitenin navlun fiyatlarına yansıması, demir cevheri fiyatları üzerinde adeta bir kaldıraç etkisi yaratmaktadır. Bu bağlamda, hammadde piyasalarındaki fiyat oluşumu, sadece nihai çelik ürünlerine olan talebe değil, aynı zamanda lojistik zincirinin maliyet enflasyonuna da doğrudan bağımlı bir yapı sergilemektedir.

Dalian emtia borsası ve singapur piyasalarındaki fiyatlama

Küresel demir cevheri ticaretinin iki dev finansal merkezi olan Çin ve Singapur piyasalarındaki vadeli işlem kontratları, piyasadaki arz sıkışıklığının boyutlarını anlık olarak fiyatlamaktadır. Çin’in en büyük emtia alım satım platformu olan Dalian Emtia Borsası üzerinde, piyasa likiditesinin en yüksek olduğu ve fiziki teslimat göstergesi olarak kabul edilen en çok işlem gören eylül vadeli demir cevheri kontratı, yerel saatle (TSİ) 05.46 itibarıyla yüzde 1,61 oranında belirgin bir artış kaydederek ton başına 724 yuan (yaklaşık 107,35 dolar) seviyesine kadar tırmanmıştır. Bu yükseliş, Çin iç pazarındaki çelik üreticilerinin ve emtia tüccarlarının kısa vadeli hammadde ihtiyaçlarını güvence altına alma telaşını yansıtmaktadır. Diğer taraftan, uluslararası kurumsal yatırımcıların ve fon yöneticilerinin yoğun olarak işlem yaptığı ve küresel bir gösterge (benchmark) niteliği taşıyan Singapur Borsası’ndaki (SGX) eylül vadeli demir cevheri kontratı da benzer bir ivmeyle yüzde 1,07 oranında yükselerek ton başına 96,05 dolar seviyesinde denge bulmuştur. Dalian Emtia Borsası ile Singapur Borsası arasındaki bu eşzamanlı ve korele yükseliş, piyasadaki fiyat artışının sadece yerel Çin dinamiklerinden (örneğin yuan paritesindeki değişimlerden) değil, doğrudan küresel arz temellerinden kaynaklandığını kanıtlamaktadır. Asya piyasalarının açılışıyla birlikte ivme kazanan bu alıcılı seyir, spekülatif işlemlerin ötesinde, fiziki piyasalardaki tedarik zorluklarının vadeli piyasalar (futures markets) üzerindeki yapısal yansımasıdır. İki borsa arasındaki fiyat farkları (arbitraj marjları), nakliye ve liman masrafları eklendiğinde ithalat paritesinin (import parity) dengelendiğini göstermekte olup, bu durum küresel emtia tüccarlarının fiyatlamaları yakından izlediğine işaret etmektedir.

Küresel sevkiyat verileri ve limanlara ulaşan arzda daralma

Demir cevheri piyasalarındaki bu ani fiyat hareketinin temelinde yatan en somut veri seti, küresel denizcilik ve emtia analiz kurumu Mysteel tarafından yayımlanan son sevkiyat raporlarında gizlidir. Madencilik operasyonlarının kalbi olan Avustralya ve Brezilya gibi ana tedarikçi ülkelerden yola çıkan gemilerin hacmini ölçen bu veriler, piyasadaki arz şokunun boyutunu gözler önüne sermektedir. Mysteel raporuna göre, 9 Ağustos tarihinde sona eren referans haftasında küresel demir cevheri sevkiyatları 1,38 milyon ton gibi oldukça yüksek bir oranda azalarak toplam 32,01 milyon tona kadar gerilemiştir. Sevkiyatlardaki bu devasa düşüş, maden sahalarındaki operasyonel aksaklıklar, liman yükleme tesislerindeki bakım çalışmaları veya bölgesel hava muhalefetleri gibi arz yönlü sıkıntıların bir tezahürü olarak değerlendirilmektedir. Sevkiyatlardaki bu küresel düşüşün en sert yansıması ise, dünyanın en büyük tüketim merkezi olan Çin’in limanlarında hissedilmiştir. Aynı referans döneminde, Çin kıyılarında yer alan ve emtia ithalatının ana giriş kapıları olan 47 majör limana ulaşan demir cevheri kargo miktarı, tam 13,1 milyon tonluk dramatik bir çöküşle 18,91 milyon tona inmiştir. Bir önceki haftaya kıyasla limanlara ulaşan mal miktarındaki bu sert daralma, piyasada “arz sıkışıklığı” (supply squeeze) algısını tetikleyen en önemli tetikleyici olmuştur. Çin limanlarına gelen cevher miktarının azalması, deniz üstündeki (in-transit) stokların zayıfladığını ve ilerleyen haftalarda çelik üreticilerinin iç piyasadan mal tedarik etmekte zorlanabileceğini göstermektedir. Bu veri, vadeli işlem piyasalarındaki tüccarların (traders) kısa pozisyonlarını kapatarak alıma geçmelerine ve fiyatların yukarı yönlü sıçramasına neden olan temel katalizördür.

Çelik üreticilerinin kârlılık marjları ve stok yönetim stratejisi

Çin’deki devasa yüksek fırınların (blast furnaces) üretim döngüsü ve çelik imalatçılarının kârlılık marjları, hammadde fiyatlarını doğrudan belirleyen mikroekonomik unsurlardır. Mysteel analistlerinin piyasa raporunda detaylandırdığı üzere, limanlara ulaşan kargo miktarındaki sert düşüşe rağmen, mevcut liman stoklarında (port inventories) oldukça sınırlı bir gerileme görülmüştür. Bu durum ilk bakışta bir çelişki gibi görünse de, çelik üreticilerinin benimsediği yeni stok yönetim stratejileriyle açıklanabilmektedir. Çelik üreticileri, geçmiş yıllardaki devasa stok biriktirme (restocking) alışkanlıklarını terk etmiş ve yüksek faiz ile belirsiz talep ortamında “tam zamanında” (just-in-time) veya “ihtiyaç doğrultusunda” alım yapma stratejisine yönelmişlerdir. Analistlerin belirttiği üzere, çelik üreticilerinin üretimlerini normal kapasite seviyelerinde sürdürmeleri, demir cevherine olan fiziksel tüketimin canlı kaldığını göstermektedir. Ancak bu tüketimi finanse eden en büyük unsur, çelik üretiminin diğer temel girdisi olan kok fiyatlarındaki gerilemedir. Yüksek fırınlarda demir cevheri ile birlikte reaksiyona giren kokun (coke) maliyetlerindeki düşüş, çelik üreticilerinin kâr marjlarını (steel mill margins) desteklemiştir. Kok maliyetlerindeki bu tasarruf, üreticilerin artan demir cevheri fiyatları karşısında marjlarının tamamen erimesini engellemiş ve onlara piyasadan ihtiyaçları kadar hammadde almaya devam edebilme esnekliği sağlamıştır. Kârlılığın bu şekilde dengelenmesi, piyasada talebin tamamen çökmesini engellemiş ve çarkların dönmesini sağlamıştır. Üreticilerin büyük stok maliyetlerine katlanmak yerine, günlük üretim ihtiyaçlarını karşılayacak kadar limanlardan mal çekmeleri, hem stoklardaki sınırlı düşüşü açıklamakta hem de piyasada sürekli bir alım desteği yaratmaktadır.

Analist değerlendirmeleri ışığında arz ve talep ikilemi

Emtia piyasalarının yönünü tayin etmeye çalışan profesyonel piyasa katılımcıları, demir cevheri fiyatları üzerinde etkili olan arz ve talep güçleri arasındaki bu karmaşık çatışmayı derinlemesine analiz etmektedir. Çin merkezli finansal araştırma ve aracılık kurumu Everbright Futures’un kıdemli analistlerinden Liu Xi, piyasanın içinde bulunduğu bu ikilemi oldukça net bir biçimde özetlemiştir. Liu Xi, “kısa vadeli arz daralmasının demir cevheri fiyatları için aşağı yönlü koruma sağladığını, ancak zayıf talebin yükseliş potansiyelini sınırlamaya devam ettiğini” belirtmiştir. Bu profesyonel değerlendirme, piyasadaki “taban” (floor) ve “tavan” (ceiling) fiyat dinamiklerini açıklamaktadır. Limanlara ulaşan kargolardaki 13,1 milyon tonluk düşüş gibi arz yönlü şoklar, fiyatların belirli bir seviyenin altına inmesini engelleyen güçlü bir destek (aşağı yönlü koruma) işlevi görmektedir. Ancak madalyonun diğer yüzünde yer alan “zayıf talep” unsuru, fiyatların yeni rekorlar kırmasının önündeki en büyük bariyerdir. Çin ekonomisinin lokomotifi olan gayrimenkul sektöründeki devam eden kriz, dev müteahhitlik firmalarının iflas süreçleri ve yavaşlayan yeni konut başlangıç projeleri, inşaat çeliğine olan nihai talebi ciddi şekilde baskılamaktadır. Altyapı yatırımları ve otomotiv gibi imalat sektörleri talebi bir miktar desteklese de, gayrimenkul sektöründeki devasa çukur henüz doldurulabilmiş değildir. Liu Xi’nin analizinde işaret ettiği bu yapısal zayıflık, yatırımcıların uzun vadeli (long) pozisyon almaktan çekinmelerine ve fiyatlardaki her yükselişi bir kâr realizasyonu (satış) fırsatı olarak görmelerine neden olmaktadır. Dolayısıyla piyasa, arz şoklarının yarattığı kısa vadeli panik ile gayrimenkul sektörünün yarattığı uzun vadeli kötümserlik arasında sıkışmış dar bir bantta işlem görmektedir.

Jeopolitik risklerin petrol ve navlun maliyetlerine yansıması

Küresel demir cevheri ticaretinde, cevherin limandan çıkarılıp son tüketiciye ulaştırılması arasındaki lojistik maliyetler, nihai teslim fiyatlarını (CFR – Cost and Freight) doğrudan belirleyen en büyük kalemlerden biridir. Bu lojistik maliyetlerin, yani navlun (freight) fiyatlarının en önemli belirleyicisi ise gemilerin kullandığı yakıtın (bunker fuel) kaynağı olan petrol fiyatlarıdır. Salı günü petrol piyasalarında yaşanan hareketlilik, demir cevheri yatırımcılarının radarından kaçmamıştır. Petrol fiyatları, ABD ile İran arasındaki savaşı sona erdirecek ve küresel enerji ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası geçişlere açacak bir diplomatik anlaşmaya yönelik umutların zayıflamasıyla, bir haftadan uzun sürenin en yüksek seviyelerine yakın seyretmiştir. Orta Doğu’daki bu jeopolitik kilitlenme ve çatışma riski, petrol arzının tehlikede olduğu algısını yaratarak Brent ve WTI ham petrol kontratlarında yukarı yönlü sert fiyatlamalara yol açmıştır. Yüksek petrol fiyatları, devasa Capesize tipi kuru yük gemilerinin işletme ve yakıt maliyetlerini anında yukarı çekmektedir. Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index) gibi küresel navlun göstergeleri, enerji maliyetlerindeki bu artışı doğrudan nakliye fiyatlarına yansıtır. Navlun maliyetlerindeki bu sıçrama, Avustralya (Pilbara) veya Brezilya’dan (Tubarao) Çin limanlarına taşınan demir cevherinin teslimat maliyetini artırmaktadır. Satıcılar, artan bu lojistik faturasını alıcılara yansıtmak zorunda kaldığı için, Çin teslimli demir cevheri fiyatları dolaylı yoldan desteklenmektedir. Bu durum, Orta Doğu jeopolitiği ile Asya emtia piyasaları arasındaki görünmez ama son derece güçlü makroekonomik bağı bir kez daha kanıtlamaktadır.

Koklaşabilir taş kömürü ve kok piyasasındaki ayrışma

Demir çelik üretim kompleksinin hammaddeleri yalnızca demir cevherinden ibaret değildir; fırınların ısıtılması ve cevherin ergitilmesi için karbon kaynağına, yani koklaşabilir taş kömürü ve koka ihtiyaç duyulmaktadır. Dalian Emtia Borsası platformunda listelenen diğer çelik üretim girdilerinin fiyat hareketleri incelendiğinde, bu alt bileşenler arasında ilginç bir ayrışma (divergence) yaşandığı görülmektedir. Verilere göre, yüksek fırınların hammaddesi olan koklaşabilir taş kömürü (coking coal) vadeli kontratları yüzde 1,18 oranında oldukça güçlü bir yükseliş kaydederken, bu kömürün işlenmesiyle elde edilen yarı mamul olan kok (coke) vadeli kontratları yüzde 0,19 oranında hafif bir gerileme yaşamıştır. Kömür fiyatlarındaki yükseliş, genellikle maden sahalarındaki yerel güvenlik denetimleri, üretim kısıtlamaları veya ithalat politikalarındaki (örneğin Moğolistan veya Avustralya kaynaklı arz) bölgesel darboğazlardan kaynaklanmaktadır. Ancak işlenmiş bir ürün olan kok fiyatlarındaki gerileme, kok fabrikalarının (coking plants) üretim kapasitelerinin yüksek olması ve piyasadaki arzın talebi karşılamada zorlanmaması ile açıklanabilir. Daha önce de belirtildiği üzere, kok fiyatlarındaki bu gerileme, nihai çelik üreticileri için çok olumlu bir maliyet avantajı yaratmaktadır. Çelik fabrikaları, ucuzlayan kok sayesinde üretim maliyetlerini düşürürken, artan demir cevheri ve kömür maliyetlerini kompanse edebilmektedir. Hammadde kompleksindeki bu karmaşık fiyat dinamikleri, emtia yatırımcılarının sadece tek bir ürüne değil, tüm tedarik zincirindeki kar marjlarına odaklanarak “spread” (fark) işlemleri yapmasına olanak tanımaktadır. Kömür ve kok arasındaki bu fiyat ayrışması, sektördeki değer zincirinin hangi aşamasında kâr biriktiğini gösteren önemli bir endüstriyel göstergedir.

Şanghay vadeli işlemler borsası ve nihai çelik ürünleri

Hammadde piyasalarındaki maliyet enflasyonu ve arz sıkışıklığının nihai tüketiciye nasıl yansıdığı, Çin’in mamul çelik piyasasındaki fiyatlamalarda kendini göstermektedir. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası (SHFE) üzerinde işlem gören nihai çelik ürünleri, kullanım alanlarına ve sektörel taleplere göre farklı performanslar sergilemiştir. Çin’in devasa emlak ve inşaat sektörünün temel girdisi olan inşaat demiri (rebar) vadeli kontratları, seansı tamamen yatay (değişimsiz) tamamlamıştır. İnşaat demirindeki bu yatay seyir, hammadde maliyetlerinin (demir cevheri) artmasına rağmen, emlak sektöründeki zayıf talebin üreticilerin fiyatları yukarı çekmesini engellediğinin en somut kanıtıdır. Öte yandan, otomotiv, beyaz eşya ve makine imalatı gibi sanayi kollarında yaygın olarak kullanılan sıcak haddelenmiş rulo (HRC) sac fiyatları ise yüzde 0,22 oranında düşüş kaydetmiştir. İmalat sanayisindeki bu zayıf fiyatlama, ihracat pazarlarındaki yavaşlama ve iç tüketimdeki durgunluğun sanayi çeliği üzerindeki baskısını yansıtmaktadır. Katma değeri daha yüksek ve endüstriyel donanımlarda kullanılan paslanmaz çelik kontratları da piyasadaki genel zayıflıktan nasibini alarak yüzde 0,72 oranında belirgin bir değer kaybı yaşamıştır. Buna karşılık, altyapı ve tel üretiminde kullanılan filmaşin (wire rod) fiyatları yüzde 0,28 oranında ılımlı bir yükseliş göstererek piyasadan hafifçe pozitif ayrışmıştır. Nihai çelik ürünlerindeki bu karışık ve genel olarak zayıf görünüm, çelik üreticilerinin neden “tam zamanında” hammadde alımı yapmak zorunda kaldıklarını çok iyi açıklamaktadır. Ürettikleri mamulü yüksek fiyatlardan satamayan fabrikalar, artan hammadde maliyetlerini fiyatlara yansıtamamakta ve marj sıkışması (margin squeeze) tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Emtia piyasalarında yılın geri kalanı için makro beklentiler

Demir cevheri, petrol ve nihai çelik ürünleri arasında eşzamanlı olarak yaşanan bu kompleks fiyatlama mekanizması, küresel emtia piyasalarının yılın geri kalan kısmında son derece kırılgan ve volatil bir zeminde ilerleyeceğinin habercisidir. Arz yönlü şoklar, liman verilerinde görüldüğü üzere kısa vadeli fiyat sıçramalarına neden olmaya devam edecek olsa da, piyasanın kalıcı bir boğa piyasasına (yükseliş trendi) girebilmesi için temel makroekonomik dinamiklerde köklü bir iyileşmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Çin Merkez Bankası’nın (PBOC) ve hükümetin gayrimenkul sektörünü canlandırmak için uygulamaya koyduğu teşvik paketlerinin reel ekonomiye nüfuz edip edemeyeceği, çelik talebinin geleceği açısından en kritik değişken olacaktır. Aynı zamanda, ABD ile İran arasındaki diplomatik kördüğümün petrol fiyatları ve navlun maliyetleri üzerinde yaratacağı jeopolitik risk primi, emtia ticaretinin lojistik maliyetlerini yüksek tutmaya devam edecektir. Dalian Emtia Borsası ve Şanghay Vadeli İşlemler Borsası verileri, yatırımcılara Asya’nın sanayi sağlığı hakkında eşzamanlı ve şeffaf bir ölçüm imkanı sunmaktadır. Önümüzdeki aylarda, kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Çin’in kuzey eyaletlerinde uygulanabilecek olası çevresel üretim kısıtlamaları (emisyon kontrolleri), çelik arzını daraltarak fiyatlar üzerinde yeni bir suni destek yaratabilir. Sonuç itibarıyla, demir cevheri piyasası, bir yanda tedarik zinciri krizleri ve jeopolitik enerji maliyetlerinin yarattığı “maliyet enflasyonu” baskısı, diğer yanda ise küresel ekonomik yavaşlamanın getirdiği “talep deflasyonu” endişesi arasında sıkışmış, yön arayan devasa bir makroekonomik terazi konumunu sürdürmektedir.

blank

Alüminyum yedi haftanın zirvesine çıktı, stoklardaki düşüş fiyatları destekledi

Prev
blank

İran tehdidi sonrası Trump’ın Türkiye’den gizli uçuşla ayrıldığı öne sürüldü

Sonraki