Boe/Bailey: Stablecoin düzenlemelerinde küresel ilerleme yavaşladı | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.23
44,8573
EUR/TRY
%-0.09
52,8184
GBP/TRY
%0.01
60,6735
CHF/TRY
%0.49
57,3954
SAR/TRY
%0.23
11,9585
JPY/TRY
%0.32
0,2830
RUB/TRY
%0.77
0,59064
EUR/USD
%-0.16
1,17632
EUR/GBP
%-0.07
0,8703
GBP/USD
%-0.07
1,3517
BRENT/USD
%-6.58
93,28
XAU/TRY
%1.06
216.621,99
XAG/TRY
%3.20
3.622,01
CAD/TRY
%0.33
32,7693
AUD/TRY
%0.35
32,1650
SEK/TRY
%0.50
4,8954
RSD/TRY
%-0.04
0,4500
XAU/USD
%0.84
4.829,99

Boe/Bailey: Stablecoin düzenlemelerinde küresel ilerleme yavaşladı

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Başkanı Andrew Bailey, stabilcoin piyasalarını denetim altına alacak küresel regülasyonların tehlikeli bir şekilde yavaşladığını belirterek, uluslararası finans sistemini tehdit eden "regülasyon arbitrajı" riskin…

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Başkanı Andrew Bailey, stabilcoin piyasalarını denetim altına alacak küresel regülasyonların tehlikeli bir şekilde yavaşladığını belirterek, uluslararası finans sistemini tehdit eden "regülasyon arbitrajı&qu…

blank
Paylaş

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) Başkanı Andrew Bailey, stabilcoin piyasalarını denetim altına alacak küresel regülasyonların tehlikeli bir şekilde yavaşladığını belirterek, uluslararası finans sistemini tehdit eden “regülasyon arbitrajı” riskine karşı acil koordinasyon çağrısında bulundu.

Stabilcoin ekosistemi ve modern finansal mimarideki yeri

Kripto para piyasalarının son on yılda trilyonlarca dolarlık bir büyüklüğe ulaşması, geleneksel finans sisteminin (TradFi) sınırlarını ve kurallarını derinden sarsan bir inovasyon dalgası yaratmıştır. Bu dijital ekosistemin tam kalbinde ise “Stabilcoin” (Stablecoin) adı verilen, değerleri genellikle Amerikan Doları gibi itibari (fiat) para birimlerine, altın gibi emtialara veya kısa vadeli devlet tahvillerine birebir oranda (1:1) sabitlenmiş kripto varlıklar yer almaktadır. Bitcoin veya Ethereum gibi yüksek fiyat oynaklığına (volatilite) sahip varlıkların aksine stabilcoinler, kripto piyasalarındaki yatırımcılar için birer “güvenli liman” veya işlem yapmak için kullanılan birer dijital köprü işlevi görmektedir. Ancak bu varlıkların küresel ödeme sistemlerine giderek daha fazla entegre olması, merkez bankalarını ve düzenleyici otoriteleri (regülatörleri) tarihte eşine az rastlanır bir finansal istikrar (financial stability) tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey’nin, Washington’daki Uluslararası Para Fonu (IMF) bahar toplantıları kapsamında düzenlenen Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) etkinliğinde yaptığı çarpıcı uyarılar, tam olarak bu sistemsel tehdidin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Bailey’nin, stabilcoinler için uluslararası standartların oluşturulmasında son bir yılda sağlanan ilerlemenin belirgin şekilde yavaşladığını açıklaması, küresel ekonomi diplomasisinin kripto lobileri, bürokratik hantallık ve ülkeler arası çıkar çatışmaları karşısında ivme kaybettiğinin en üst düzeyden itirafıdır.

“Garantili değer” (guaranteed value) ve bankaya hücum (bank run) riski

Bailey’nin konuşmasının omurgasını oluşturan en kritik makro-finansal kavram,

“Stabilcoinlerde garantili değer konusuna dikkat çekilmesi ve bu varlıkların her zaman nominal değerinden (face value) geri ödenebileceğine dair güvenin sağlanmasının kritik olduğu”

yönündeki güçlü vurgudur. Bir stabilcoin ihraççısı (örneğin Tether veya Circle), piyasaya sürdüğü her 1 dijital token karşılığında banka rezervlerinde 1 gerçek dolar veya ona eşdeğer yüksek likitli varlık (örneğin ABD Hazine tahvili) bulundurmak zorundadır. Bu birebir rezerv mekanizması, dijital paranın değerini koruyan tek “garanti”dir.

Ancak finans tarihi, rezervlerinin tamamını nakit olarak tutmayan ve kısmi rezerv (fractional reserve) mantığıyla çalışan kurumların çöküş hikayeleriyle doludur. Eğer bir stabilcoin ihraççısı, elindeki dolarları yüksek getiri elde etmek uğruna riskli kurumsal tahvillere veya likit olmayan ticari senetlere yatırırsa, “garantili değer” illüzyonu anında ortadan kalkar. Piyasalarda bir panik yaşandığında ve milyonlarca yatırımcı aynı anda dijital tokenlarını gerçek dolara çevirmek istediğinde (redeem), ihraççı kurum bu devasa nakit çıkışını karşılayamaz. İktisat biliminde “Bankaya Hücum” (Run on the Bank) olarak adlandırılan bu panik hali, stabilcoinin dolara olan sabitliğinin kırılmasına (de-pegging) ve sıfıra doğru serbest düşüşe geçmesine neden olur. Bailey’nin altını çizdiği “garantili değer” uyarısı, 2022 yılında çöken milyarlarca dolarlık algoritmik stabilcoin Terra/Luna felaketinin bir daha yaşanmaması için ihraççıların klasik bankalar gibi katı sermaye yeterlilik (capital adequacy) ve likidite testlerine tabi tutulması gerektiğinin altını çizmektedir.

Regülasyon arbitrajı: küresel finansal sistemde kara delikler

Dünya ekonomisinin en büyük merkez bankalarından birinin başındaki isim olarak Bailey’nin en çok endişe duyduğu konu, “Farklı ülkelerde farklı uygulama kurallarının olduğu bir yapının kabul edilemez” olmasıdır. Kripto paralar, doğası gereği sınır tanımayan, merkeziyetsiz (decentralized) ve saniyeler içinde kıtalar arası transfer edilebilen varlıklardır. Bir ülkenin kendi sınırları içinde stabilcoinleri mükemmel bir şekilde denetlemesi, küresel finansal istikrarı sağlamak için tek başına yeterli değildir. İşte bu noktada, uzmanların da raporda dikkat çektiği “Regülasyon Arbitrajı” (Regulatory Arbitrage) kavramı devreye girmektedir.

Regülasyon arbitrajı, çok uluslu finansal şirketlerin veya kripto ihraççılarının, operasyonlarını yasal denetimlerin çok sıkı ve maliyetli olduğu ülkelerden (örneğin ABD veya Birleşik Krallık), kanunların gevşek, denetimin yüzeysel ve vergi avantajlarının yüksek olduğu “açık deniz” (offshore) yargı bölgelerine taşımasıdır. Eğer küresel ve bağlayıcı bir standartlar seti oluşturulamazsa, stabilcoin şirketleri hızla bu denetimsiz bölgelere kayarak (jurisdiction shopping) operasyonlarına devam edecektir. Bu durum, küresel ekonomide kontrol edilemeyen milyarlarca dolarlık “kara delikler” yaratır. Bir kriz anında, bu offshore merkezlerdeki bir stabilcoinin çökmesi, blokzincir ağları üzerinden saniyeler içinde New York, Londra ve Tokyo’daki yatırımcıları ve kurumları da içine çekerek devasa bir küresel bulaşıcılık (global contagion) etkisi yaratacaktır. Bailey’nin acil standart çağrısı, bu “dibe doğru yarışı” (race to the bottom) durdurma çabasıdır.

Finansal i̇stikrar kurulu (fsb) ve koordinasyon açmazı

Aynı zamanda Finansal İstikrar Kurulu (Financial Stability Board – FSB) Başkanlığı görevini de yürüten Andrew Bailey, küresel finansal mimariyi korumakla yükümlü en tepe kurumun başındaki isimdir. FSB, 2008 Küresel Finans Krizi’nin ardından G20 ülkeleri tarafından kurulan ve bankacılıktan gölge bankacılığa (shadow banking), kripto varlıklardan türev piyasalara kadar tüm küresel riskleri izleyen şemsiye bir organizasyondur. Bailey’nin “son bir yılda ilerlemenin yavaşladığını” itiraf etmesi, FSB içindeki ülkeler arası diplomatik ve ekonomik çıkar çatışmalarının (conflicts of interest) bir sonucudur.

Avrupa Birliği (AB), MiCA (Kripto Varlık Piyasaları Yönetmeliği) adı verilen son derece kapsamlı ve katı bir yasal çerçeveyi yürürlüğe koyarak dünyada öncü bir rol üstlenirken; Amerika Birleşik Devletleri’nde Kongre’nin siyasi kutuplaşmalar (bipartisan gridlock) nedeniyle kapsamlı bir kripto yasasını geçirmekte ağır kalması, küresel senkronizasyonu bozmaktadır. Aynı şekilde Asya pazarları (Singapur, Hong Kong, Japonya) kendi iç dinamiklerine göre farklı standartlar geliştirmektedir. FSB’nin temel amacı, bu parçalanmış yasal çerçeveleri (fragmented regulatory frameworks) tek bir “asgari standart” (minimum baseline) etrafında birleştirmektir. Ancak devletlerin, inovasyonu boğmak istememesi ile finansal sistemlerini koruma güdüleri arasında yaşadıkları tereddüt, küresel uzlaşıyı geciktirmekte ve sistemi her geçen gün daha kırılgan hale getirmektedir.

Geleneksel finansa (tradfi) bulaşıcılık riski ve tahvil piyasaları

Merkez bankalarının stabilcoinleri basit birer teknolojik oyuncağın ötesinde devasa bir makroekonomik tehdit olarak görmesinin altında yatan asıl neden, bu dijital varlıkların rezerv kompozisyonlarının geleneksel finans piyasaları (TradFi) ile derinden entegre olmasıdır. En büyük iki stabilcoin olan Tether (USDT) ve USD Coin (USDC), değerlerini korumak için rezervlerinde yüz milyarlarca dolarlık Amerika Birleşik Devletleri Hazine Tahvili (US Treasuries) ve ticari senet (commercial paper) tutmaktadırlar. Aslında bu şirketler, farkında olmadan dünyanın en büyük tahvil alıcılarından (ve dolayısıyla Amerikan borcunun finansörlerinden) biri haline gelmişlerdir.

Eğer stabilcoin ekosisteminde bir güven krizi yaşanır ve yatırımcılar milyarlarca dolarlık dijital varlığı aynı gün içinde nakde çevirmek isterse, ihraççı şirketler bu talebi karşılamak için rezervlerindeki ABD Hazine tahvillerini panik halinde piyasaya satmak (fire sale) zorunda kalırlar. Milyarlarca dolarlık tahvilin aynı anda piyasaya boşaltılması, tahvil fiyatlarını çökertecek ve tahvil faizlerini (getirileri) ani bir şekilde yukarı fırlatacaktır. Tahvil faizlerindeki bu kontrolsüz sıçrama, sadece kripto piyasasını değil; Amerikan devletinin borçlanma maliyetlerinden, hanehalkının mortgage kredilerine, şirketlerin finansman şartlarından küresel hisse senedi piyasalarına kadar her şeyi sarsan devasa bir makroekonomik depreme (systemic shock) dönüşür. Bailey’nin küresel regülasyon uyarısı, aslında geleneksel tahvil ve para piyasalarını bu dijital bulaşıcılıktan (digital contagion) koruma kalkanı inşa etme girişimidir.

Birleşik krallık ve abd’nin ulusal regülasyon stratejileri

Küresel ilerleme yavaşlasa da, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri gibi finansın başkentleri, kendi ulusal sınırları içinde proaktif adımlar atmaya çalışmaktadır. Haberde de belirtildiği üzere, bu büyük ekonomiler finansal istikrar risklerini kontrol altında tutarken “teknolojiden faydalanmak” amacıyla ulusal düzenlemeleri hayata geçirmeye devam etmektedir. Bu durum, düzenleyicilerin yaşadığı “İnovasyon vs. İstikrar” ikileminin en net yansımasıdır.

Birleşik Krallık, Brexit sonrasında Londra’yı küresel bir kripto ve Web3 merkezi (crypto hub) haline getirme vizyonunu benimsemiştir. Bu bağlamda kabul edilen Finansal Hizmetler ve Piyasalar Yasası (FSMA), itibari paraya dayalı stabilcoinleri birer resmi “ödeme aracı” olarak yasal bir çerçeveye oturtmayı hedeflemektedir. ABD ise Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) arasındaki yetki karmaşasına rağmen, stabilcoin ihraççılarını tıpkı bankalar gibi federal denetime tabi tutacak yasa tasarıları (Stablecoin Payment Act) üzerinde çalışmaktadır. Ancak Bailey’nin konuşmasının ana fikri şudur: Ne kadar güçlü olursa olsun, hiçbir ulusal yasa, küresel boyutta işlem gören ve internetin olduğu her yere sızabilen bir varlık sınıfını tek başına kontrol edemez.

Parasal egemenlik (monetary sovereignty) ve cbdc gerçeği

Andrew Bailey’nin açıklamalarının satır aralarında yer alan ancak genellikle yüksek sesle dile getirilmeyen bir diğer makroekonomik husus, stabilcoinlerin devletlerin “parasal egemenliği” (monetary sovereignty) üzerinde yarattığı dolaylı tahribattır. Merkez bankaları, ekonomiyi yönetmek, enflasyonla mücadele etmek ve kredi büyümesini kontrol etmek için para basma tekelini ve faiz oranlarını birer silah olarak kullanırlar. Ancak ekonomideki işlemlerin giderek artan bir kısmı özel şirketler tarafından ihraç edilen stabilcoinler üzerinden yapılmaya başlanırsa, merkez bankasının para politikası aktarım mekanizması (monetary transmission mechanism) zayıflar ve ekonomik kontrol yeteneği azalır.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) dahil olmak üzere dünya genelindeki merkez bankalarının kendi dijital para birimlerini (CBDC – Central Bank Digital Currency / Dijital Sterlin) geliştirme yarışına girmelerinin en temel nedeni budur. Devletler, özel şirketlerin çıkardığı stabilcoinlerin küresel ödeme sistemlerini tamamen ele geçirmesine (monopolization) izin vermek istememektedirler. Bailey’nin stabilcoinlere katı küresel standartlar getirilmesi yönündeki ısrarı, sadece yatırımcıyı korumakla kalmayıp, devletlerin para yaratma ve finansal sistemi kontrol etme tekelini özel sektöre devretmemesi için atılmış stratejik ve jeo-ekonomik bir savunma hamlesidir.

Sonuç ve geleceğe yönelik beklentiler

Sonuç itibarıyla, İngiltere Merkez Bankası ve FSB Başkanı Andrew Bailey’nin IMF ve IIF toplantılarında yaptığı bu sert uyarılar, küresel ekonomi otoritelerinin kripto para piyasalarının geldiği boyut karşısında duyduğu haklı sistemik korkunun bir manifestosudur. Stabilcoinler için oluşturulması hedeflenen küresel standartların yavaşlaması, bir sonraki olası kripto çöküşünün faturasını trilyonlarca dolarlık geleneksel piyasalara ödetme riski taşımaktadır.

Garantili değerin sağlanması ve regülasyon arbitrajının önlenmesi, sadece kripto yatırımcılarını dolandırıcılıktan korumak için değil; küresel tahvil piyasalarının likiditesini, bankacılık sisteminin dayanıklılığını ve devletlerin parasal egemenliklerini korumak için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Önümüzdeki süreçte, G20 ülkelerinin ve FSB’nin bu hantal ve parçalı bürokratik yapıyı aşarak ortak bir yasal çerçeve yayınlayamaması halinde, finansal piyasalar her an patlamaya hazır ve sınır tanımayan devasa bir dijital saatli bombayla yaşamak zorunda kalacaktır.

 

 

blank

Trump: İsrail ve Lübnan liderleri 34 yıl sonra ilk kez görüşecek

Prev
blank

IMF: BOJ, enflasyon baskılarını görmezden gelebilir ve normalleşme sürecine bağlı kalabilir

Sonraki
Faizsiz Ev & Araba