ABD, İran'a yönelik karar tasarısı için BM'de destek arıyor; Çin ve Rusya veto edebilir | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.08
45,4173
EUR/TRY
%-0.15
53,2584
GBP/TRY
%-0.10
61,3930
CHF/TRY
%-0.01
58,1308
SAR/TRY
%0.09
12,1048
JPY/TRY
%0.00
0,2881
RUB/TRY
%0.42
0,61741
EUR/USD
%-0.19
1,17167
EUR/GBP
%0.06
0,8674
GBP/USD
%-0.24
1,3506
BRENT/USD
%0.01
111,00
XAU/TRY
%-0.21
213.563,75
XAG/TRY
%1.07
3.970,85
CAD/TRY
%0.12
33,1733
AUD/TRY
%0.25
32,9390
SEK/TRY
%-0.12
4,8783
RSD/TRY
%-0.07
0,4537
XAU/USD
%-0.29
4.702,13

ABD, İran’a yönelik karar tasarısı için BM’de destek arıyor; Çin ve Rusya veto edebilir

ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki mayınlama faaliyetlerini durdurmasını talep eden ve askeri müdahaleye kapı aralayan BM Şartı Bölüm VII'ye atıf yapan yeni bir karar tasarısı sundu. Çin ve Rusya'nın veto etmesi beklenen bu tasarı, küresel enerji piyasalarında ve d…

ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki mayınlama faaliyetlerini durdurmasını talep eden ve askeri müdahaleye kapı aralayan BM Şartı Bölüm VII'ye atıf yapan yeni bir karar tasarısı sundu. Çin ve Rusya'nın veto etmesi beklenen bu tasarı, küresel enerj…

blank
Paylaş

ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki mayınlama faaliyetlerini durdurmasını talep eden ve askeri müdahaleye kapı aralayan BM Şartı Bölüm VII’ye atıf yapan yeni bir karar tasarısı sundu. Çin ve Rusya’nın veto etmesi beklenen bu tasarı, küresel enerji piyasalarında ve diplomatik koridorlarda tansiyonu zirveye taşıdı.

Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi ve küresel enerji arzı riski

Dünya ekonomisinin ve küresel sanayinin can damarı konumundaki Hürmüz Boğazı, uluslararası jeopolitiğin en kırılgan ve patlamaya en hazır noktası olmaya devam etmektedir. Küresel petrol tüketiminin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin devasa bir bölümünün transit noktası olan bu dar su yolu, ABD ile İran arasında yaşanan savaşın fiili bir deniz ablukasına ve mayınlama savaşına (mine warfare) dönüşmesiyle birlikte fiilen kullanılamaz hale gelme tehlikesiyle karşı karşıyadır. ABD ve Bahreyn tarafından kaleme alınan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Katar gibi Körfez’in ağır topları tarafından desteklenen yeni Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi karar tasarısı, bu küresel kilitlenmeyi aşmayı hedefleyen agresif bir diplomatik hamledir.

İran’ın boğaza döşediği iddia edilen mayınlar ve sivil/ticari gemilere yönelik saldırıları, uluslararası denizcilik sektöründe eşi benzeri görülmemiş bir maliyet enflasyonu yaratmıştır. Savaş riski sigorta primleri (war risk premiums) astronomik seviyelere ulaşmış, dev nakliye filoları ve petrol tankerleri rotalarını değiştirmek zorunda kalmış veya limanlarda mahsur kalmıştır. Enerji fiyatlarında kalıcı bir “savaş primi” oluşması, ABD, Avrupa ve Asya pazarlarında enflasyonist baskıları yeniden alevlendirmekte ve merkez bankalarının para politikası hedeflerini sarsmaktadır. Bu bağlamda, sunulan BM tasarısı sadece diplomatik bir metin değil; aynı zamanda küresel ekonomiyi resesyon riskinden kurtarma amacı taşıyan makroekonomik bir zorunluluğun tezahürüdür.

Birleşmiş Milletler Şartı Bölüm VII: Askeri müdahale ve yaptırım gölgesi

Söz konusu karar tasarısını diplomatik bir kınama metninden çıkarıp küresel bir krizin merkezine yerleştiren asıl unsur, metinde BM Şartı’nın VII. Bölümü’ne (Chapter VII) yapılan doğrudan atıftır. Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın VII. Bölümü, “Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemi Durumunda Alınacak Önlemler” başlığını taşır ve Güvenlik Konseyi’ne, uluslararası barışı ve güvenliği korumak veya yeniden tesis etmek için diplomatik yaptırımlardan (Madde 41) doğrudan askeri güç kullanımına (Madde 42) kadar geniş bir yelpazede bağlayıcı karar alma yetkisi verir.

ABD’nin bu atıfla hedeflediği strateji, İran’a yönelik çok taraflı bir uluslararası koalisyonun yasal zeminini (casus belli) hazırlamaktır. Tasarının, İran’dan “döşediği mayınların yerlerini açıklamasını ve temizleme operasyonlarına engel olmamasını” talep etmesi, uluslararası bir mayın temizleme görev gücünün Hürmüz Boğazı’na girmesi için hukuki bir meşruiyet arayışıdır. Ancak VII. Bölüm atfı, aynı zamanda tasarının Güvenlik Konseyi’nden geçmesini neredeyse imkansız kılan zehirli bir haptır (poison pill). Zira bu bölüm kapsamında alınacak bir karar, ABD ve müttefiklerine İran’a karşı yasal bir askeri harekat başlatma izni olarak yorumlanabilir.

Çin ve Rusya’nın veto stratejisi: Çok kutuplu dünya düzeninde güç mücadelesi

ABD’nin agresif diplomatik manevrasına karşı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin diğer iki daimi ve veto yetkisine sahip üyesi olan Çin ve Rusya‘nın sergilediği tutum, küresel güç mücadelesinin (great power competition) klasik bir yansımasıdır. Diplomatik kaynaklara göre, Konsey’in basına kapalı oturumunda Rusya tasarının “geri çekilmesini ya da tamamen yeniden yazılmasını” talep ederken, Çin metni “taraflı” bularak VII. Bölüm’e yapılan atıfı sert bir şekilde eleştirmiştir. Geçtiğimiz ay da ABD destekli benzer bir tasarının bu iki ülke tarafından veto edilmiş olması, mevcut tasarının da akıbetinin aynı olacağının en büyük kanıtıdır.

Çin ve Rusya’nın veto stratejisinin arkasında derin ekonomik ve jeopolitik rasyonaliteler yatmaktadır:
Çin Açısından: Pekin yönetimi, İran petrolünün dünyadaki en büyük ve en kritik alıcısıdır. Çin’in enerji güvenliği, Tahran ile kurduğu stratejik ve ticari ortaklığa derinden bağlıdır. İran’ın köşeye sıkıştırılması veya rejiminin istikrarsızlaştırılması, Çin’in Kuşak ve Yol İnsiyatifi’ne (Belt and Road Initiative) ve enerji arz güvenliğine doğrudan bir darbe vuracaktır. Bu nedenle Pekin, tasarının “tek taraflı” doğasına itiraz ederek diplomatik bir kalkan oluşturmaktadır.
Rusya Açısından: Moskova, Batı ile küresel çapta yürüttüğü vekalet savaşlarında (proxy wars) İran’ı kilit bir askeri ve jeopolitik müttefik olarak konumlandırmaktadır. Ayrıca, Orta Doğu’daki petrol arzının kesintiye uğraması veya fiyatların yükselmesi, enerji ihracatçısı bir ülke olan Rusya’nın ekonomik çıkarlarıyla zaman zaman örtüşmektedir. Rus diplomasisi, ABD’nin Orta Doğu’da BM şemsiyesi altında bir askeri zafer kazanmasını veya yeni bir yasal zemin oluşturmasını engellemek için veto silahını kullanmaktan çekinmeyecektir.

Washington’ın agresif diplomasisi: BM’nin işlevselliği test ediliyor

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin dış politika kurmayları, tasarının veto edileceğini bilmelerine rağmen bu metni oylamaya sunarak farklı bir diplomatik oyun kurgulamaktadır. ABD’nin BM Büyükelçisi Mike Waltz’un, tasarıya karşı çıkacak ülkelerin “son derece tehlikeli bir emsal oluşturacağını” belirtmesi ve “Barış istiyorlar mı?” sorusunu yöneltmesi, uluslararası kamuoyunda bir “iyi-kötü” dikotomisi yaratma çabasıdır. Washington, Çin ve Rusya’yı küresel barışın değil, bölgesel kaosun destekçileri olarak etiketlemeyi hedeflemektedir.

Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun tasarıyı “BM’nin işlevselliğinin bir sınavı” olarak nitelendirmesi son derece kritik bir detaydır. Bu söylem, “Eğer Birleşmiş Milletler küresel ticareti korumak için harekete geçemeyecekse, o halde varlık amacı nedir?” argümanını güçlendirmeyi ve ABD’nin gelecekte atacağı tek taraflı askeri veya ekonomik adımları meşrulaştırmayı (unilateral action) amaçlamaktadır. Washington, Konsey’den karar çıkaramaması halinde, “Gönüllüler Koalisyonu” (Coalition of the Willing) adıyla kendi müttefikleriyle birlikte deniz ablukasını sıkılaştırma veya doğrudan mayın temizleme operasyonları başlatma seçeneğini masada tutmaktadır.

Tahran’ın karşı hamlesi ve deniz ablukası çıkmazı

İran cephesinde ise diplomatik dil, hem mağduriyeti hem de stratejik direnişi yansıtacak şekilde kurgulanmıştır. İran’ın BM Büyükelçisi Amir Saeid Iravani’nin tasarıyı “derinden kusurlu, tek taraflı ve siyasi güdümlü” olarak nitelendirmesi, beklenen bir diplomatik tepkidir. Ancak asıl stratejik vizyon, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdiği resmi mektupta gizlidir. Araghchi, krizin asıl nedeninin ABD’nin uyguladığı deniz ablukası (naval blockade) olduğunu savunarak, Hürmüz Boğazı’ndaki seyir serbestisinin ancak savaşın sona ermesi ve bu ablukanın kaldırılmasıyla normale döneceğini açıkça ifade etmiştir.

Diplomatik Pozisyon ABD ve Körfez Ülkeleri İran Yönetimi
Temel Talep Mayınlama faaliyetlerinin durdurulması ve temizlik için yer bildirilmesi. ABD’nin ekonomik yaptırımlarının ve fiili deniz ablukasının tamamen kaldırılması.
Krizin Nedeni İran’ın ateşkesi ihlal etmesi ve sivil ticareti terörize etmesi. Washington’ın İran ekonomisini boğma çabası ve tek taraflı agresyonu.
Yasal Zemin Aranan Unsur BM Şartı Bölüm VII (Yaptırım ve Askeri Müdahale yetkisi). Uluslararası hukuka göre meşru müdafaa ve egemenlik hakları.

Araghchi’nin mektubu, İran’ın uyguladığı mayınlama ve boğazı kilitleme stratejisinin aslında bir asimetrik savaş (asymmetric warfare) aracı olduğunu göstermektedir. Konvansiyonel askeri kapasite olarak ABD ile baş edemeyeceğini bilen Tahran yönetimi, küresel ekonomiyi rehin alarak Washington’ı masaya oturmaya veya ablukayı hafifletmeye zorlamaktadır. “Benim petrolüm satılmıyorsa ve gemilerim hareket edemiyorsa, kimsenin edemez” mantığı üzerine kurulan bu strateji, veto zırhıyla korunduğu sürece devam edecek gibi görünmektedir.

Körfez ülkelerinin güvenlik açmazı ve makroekonomik senaryolar

Bu devasa diplomatik ve askeri fırtınanın tam ortasında kalan Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Kuveyt ve Katar gibi ülkelerin pozisyonu, bölgenin en büyük ironilerinden birini barındırmaktadır. Bu ülkeler, bir yandan ekonomilerini tehdit eden ve petrol ihracatlarını vuran İran’ın eylemlerine karşı ABD’nin tasarısını açıkça desteklerken, diğer yandan ABD ve İran arasında patlak verecek sıcak bir savaşın ilk kurbanları olmaktan derin bir endişe duymaktadırlar. Suudi Arabistan’ın ‘Vizyon 2030’ gibi trilyonlarca dolarlık ekonomik dönüşüm projeleri, bölgesel barış ve istikrara doğrudan bağımlıdır. İran’ın Körfez’deki rafinerilere veya su arıtma tesislerine yönelik olası asimetrik misillemeleri, bu ülkelerin ekonomilerini felç edebilir.

Sonuç olarak, Güvenlik Konseyi’ndeki yaklaşan oylamanın Çin ve Rusya’nın vetosuyla sonuçlanması, krizin çözülmesinden ziyade yepyeni ve daha tehlikeli bir faza geçilmesine neden olacaktır. Diplomatik yolların tükendiği algısı, küresel piyasalarda risk iştahını daha da zayıflatacak, petrol varil fiyatlarında ani sıçramalara yol açacak ve küresel tedarik zincirlerindeki kopmaları derinleştirecektir. Dünyanın en büyük güçleri, Hürmüz Boğazı’nın sularında sadece bölgesel bir hakimiyet savaşı değil; Birleşmiş Milletler’in geleceğinin, küresel enerji fiyatlarının ve çok kutuplu dünya düzeninin sınırlarının test edildiği devasa bir satranç oynamaktadır.

blank

Fed/Daly: Politika metnindeki ayrışma eylemden daha az önemli

Prev
blank

Fed/Hammack: Enflasyonist zihniyet yerleşmeye başlıyor

Sonraki
Faizsiz Ev & Araba