Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’de uygulanan ekonomi programının sonuçları olarak gelir dağılımında iyileşmenin devam ettiğini belirtti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” sonuçlarını değerlendiren Yılmaz, kapsayıcı büyüme anlayışı çerçevesinde düşük gelir gruplarının toplam gelirden aldığı payın arttığını vurguladı.
Yılmaz, gelir referans yılı 2024 olan ve 2025 yılında yayımlanan araştırma sonuçlarının, gelir dağılımındaki eşitsizliğin azaldığını ve ekonomik büyümenin toplumun farklı kesimlerine daha dengeli şekilde yansıdığını gösterdiğini ifade etti.
Gelir ve yaşam koşulları araştırması ne gösteriyor?
TÜİK tarafından düzenli olarak gerçekleştirilen Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, hanehalklarının gelir düzeyi, yaşam standartları ve gelir dağılımına ilişkin kapsamlı veriler sunuyor. 2024 gelir referans yılına ait veriler, Türkiye’de gelir dağılımı göstergelerinde sınırlı ancak istikrarlı bir iyileşmeye işaret ediyor.
Araştırma sonuçlarına göre, yüksek gelir gruplarının toplam gelirden aldığı pay azalırken, düşük gelir gruplarının payında artış kaydedildi. Bu tablo, ekonomi politikalarının sosyal boyutunun güçlendiğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Yılmaz: gelir dağılımımız iyileşmeye devam ediyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Uyguladığımız ekonomi programının olumlu çıktılarının yansıması olarak gelir dağılımımız iyileşmeye devam ediyor.
TÜİK tarafından gerçekleştirilen ve gelir referans yılı 2024 olan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2025 yılı sonuçları, gelir dağılımdaki eşitsizliğin azaldığına işaret ederken, kapsayıcı büyüme açısından ilerleme kaydettiğimizi göstermektedir.
Düşük gelir gruplarının toplam gelirden aldığı pay artarken, ekonomide daha dengeli bir yapı oluşmaya devam etmektedir.”
Yılmaz’ın bu değerlendirmesi, ekonomi yönetiminin büyüme ile sosyal adalet arasında denge kurma hedefini ön plana çıkarıyor.
En yüksek ve en düşük gelir grupları arasındaki fark azaldı
Araştırma verilerine göre, 2024 yılında en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48 seviyesine geriledi.
Buna karşılık, en düşük gelir grubunu oluşturan yüzde 20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4’e yükseldi.
Bu gelişme, gelir dağılımında üst ve alt gruplar arasındaki farkın sınırlı da olsa daraldığını gösteriyor.
P80/P20 oranı ve Gini katsayısında iyileşme
Gelir dağılımındaki adaleti ölçmek için kullanılan önemli göstergelerden biri olan P80/P20 oranı da iyileşme kaydetti. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın, en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan bu gösterge, bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5’e geriledi.
Cevdet Yılmaz, bu konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Daha adil paylaşım ekonomik istikrar ve sosyal kalkınmanın da temel taşlarından birisidir. Gelir eşitsizliğindeki gelişmeleri takip etmek açısından kullanılan P80/P20 oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5’e gerilemiştir.”
Ayrıca, gelir dağılımı eşitsizliğini ölçen bir diğer önemli gösterge olan Gini katsayısında da düşüş kaydedildi. Gini katsayısı, bir önceki yıla göre 0,003 puan azalarak 0,410 seviyesinde tahmin edildi.
Toplam gelir artışı ile birlikte iyileşme vurgusu
Yılmaz, gelir dağılımındaki bu olumlu tablonun, toplam gelir artışıyla birlikte gerçekleştiğine dikkat çekti. Bu durumun, büyümenin sadece belirli kesimlerde yoğunlaşmadığını, daha geniş bir toplumsal tabana yayıldığını gösterdiğini belirtti.
“Tüm bu göstergeler, toplam gelirimizin arttığı bu dönemde, gelir dağılımının da iyileşmeye devam ettiğini göstermektedir” diyen Yılmaz, ekonomi politikalarının sosyal sonuçlarına vurgu yaptı.
Sosyal devlet ve kapsayıcı kalkınma yaklaşımı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gelir dağılımındaki iyileşmenin arkasında sosyal devlet ilkesi ve kapsayıcı kalkınma yaklaşımının bulunduğunu ifade etti.
Bu çerçevede şu ifadeleri kullandı:
“Sosyal devlet ilkesiyle, kapsayıcı kalkınma yaklaşımıyla ve ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ şiarıyla, ülkemizin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlıyız.”
Bu yaklaşımın, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından da kritik öneme sahip olduğu değerlendiriliyor.
2026 bütçesinde sosyal harcamalar öne çıkıyor
Cevdet Yılmaz, 2026 yılı bütçesinde toplumun tüm kesimlerini gözeten vatandaş odaklı bir yaklaşım benimsediklerini belirtti. Bu kapsamda sosyal destek ve yardım kalemlerinin bütçede önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.
Yılmaz’ın açıklamasına göre, 2026 yılında sosyal yardım bütçesi 917 milyar liraya çıkarılacak. Böylece, 2002 yılında yüzde 0,4 olan sosyal yardım ve desteklerin gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı, 2026 yılında yüzde 1,2’ye yükselmiş olacak.
Enerji sübvansiyonları ve asgari ücret desteği
Vatandaşların daha uygun fiyatlarla elektrik ve doğalgaz kullanabilmesi amacıyla 2026 yılı bütçesinde 373 milyar liralık kaynak ayrıldığı da açıklandı.
Yılmaz, 2022 yılı Ocak ayından itibaren asgari ücretin vergi dışı tutulduğunu hatırlatarak, bu uygulamadan tüm çalışanların yararlandığını ifade etti.
Yeni açıklanan asgari ücrete göre, 2026 yılında 1 trilyon 166 milyar liralık vergi istisnası öngörüldüğü belirtildi.
Sosyal harcamaların toplam büyüklüğü 2,4 trilyon lirayı aşıyor
Doğalgaz ve elektrik sübvansiyonları ile asgari ücretin vergi dışı tutulması birlikte değerlendirildiğinde, sosyal harcamalara ayrılan toplam kaynağın 2 trilyon 456 milyar liraya ulaştığı ifade edildi.
Bu büyüklük, kamu bütçesi içerisinde sosyal politikaların ağırlığının arttığını gösteren önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Eğitim, sağlık ve istihdam vurgusu
Yılmaz, gelir dağılımında kalıcı iyileşme sağlamak için sadece nakit desteklerin yeterli olmadığını, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında da kapsayıcı politikaların sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Bu alanlara yapılan yatırımların, beşeri sermayeyi güçlendirdiğini ve uzun vadede gelir eşitsizliğini azaltıcı etki yarattığını ifade etti.
Enflasyonla mücadele gelir dağılımı için kritik
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, enflasyonla mücadelenin gelir dağılımı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Enflasyonda sağlanacak kalıcı düşüşlerin, vatandaşların satın alma gücünü artıracağını ve gelir dağılımında daha dengeli bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağını vurguladı.
“Kararlı bir şekilde mücadele ettiğimiz enflasyonda sağlayacağımız kalıcı düşüşler, vatandaşımızın refahının artmasına ve gelir dağılımında daha dengeli bir yapının oluşmasına katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Ekonomik istikrar ve sosyal kalkınma ilişkisi
Uzmanlar, gelir dağılımındaki iyileşmenin ekonomik istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Daha adil bir gelir paylaşımının, iç talebi desteklediği ve sosyal uyumu güçlendirdiği değerlendiriliyor.
Bu açıdan bakıldığında, TÜİK verileri ve ekonomi yönetiminin açıklamaları, Türkiye’de büyüme ve sosyal denge arasında daha güçlü bir bağ kurulmaya çalışıldığını gösteriyor.
Genel değerlendirme
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları ve TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçları, Türkiye’de gelir dağılımında kademeli bir iyileşmeye işaret ediyor.
En düşük gelir grubunun payındaki artış, P80/P20 oranı ve Gini katsayısındaki düşüş, bu eğilimi destekleyen temel göstergeler olarak öne çıkıyor.
2026 bütçesinde sosyal harcamalara ayrılan yüksek kaynaklar ve enflasyonla mücadele vurgusu, gelir dağılımında kalıcı iyileşme hedefinin önümüzdeki dönemde de ekonomi politikalarının merkezinde yer alacağını gösteriyor.