Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) tarafından yayımlanan verilere göre, ülkenin otomobil üretimi 2025 yılında da daralma eğilimini sürdürdü. Ocak-kasım dönemini kapsayan ilk 11 ayda, binek otomobil üretimi geçen yılın aynı dönemine kıyasla %12,6 azalarak 591.000 adet olarak kaydedildi. Özellikle son çeyrekte üretim rakamlarında hızlanan düşüş, Rusya’daki otomotiv sektöründe yapısal sorunların derinleştiğine işaret ediyor.
Binek otomobil üretimi yıllık bazda %12,6 geriledi
2025 yılının ilk 11 ayında Rusya’da toplam binek otomobil üretimi 591.000 adet seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, 2024’ün aynı döneminde kaydedilen üretim hacmine göre %12,6 oranında düşüşe işaret ediyor. Rus otomotiv endüstrisi açısından bu rakam, 2022 yılında başlayan küresel tedarik zinciri sorunlarının ardından yaşanan üçüncü büyük daralma olarak kayıtlara geçti.
Kasım ayında ise üretim yıllık bazda %34,1’lik dramatik bir düşüşle 54.100 adet olarak açıklandı. Öte yandan bu rakam, ekim ayına göre %8,2’lik artışla sınırlı bir toparlanma sinyali verdi.
Kamyon üretimi üçte bir oranında düştü
Yılın ilk 11 aylık döneminde kamyon üretimi de ciddi bir daralma yaşadı. Toplam üretim geçen yılın aynı dönemine göre %32,8 oranında azalarak 119.000 adede geriledi. Özellikle inşaat ve lojistik sektörlerine yönelik araç talebindeki azalma, bu düşüşte etkili oldu.
Kasım ayında üretilen kamyon sayısı ise 9.900 adet olarak kaydedildi. Bu rakam, geçen yılın kasım ayına göre %43’lük, ekim ayına göre ise %12,9’luk düşüş anlamına geliyor. Bu tablo, ağır ticari araç segmentinde de talep daralmasının devam ettiğini gösteriyor.
Otobüs üretimi de düşüş trendinde
Rosstat verilerine göre, brüt ağırlığı 5 tonu aşan otobüs üretimi, 2025’in ocak-kasım döneminde %34,8 düşüşle 8.800 adet olarak kaydedildi. Kasım ayında bu kategoride 900 adet üretim yapılırken, yıllık bazda %27,7 düşüş, aylık bazda ise %23,5 artış yaşandı.
Diğer yandan brüt ağırlığı 5 tonun altında olan küçük otobüs kategorisinde ise üretim, 2025’in ilk 11 ayında %29,4 azalarak 13.100 adede geriledi. Kasım ayında 1.000 adet üretim gerçekleşti. Bu da geçen yıla göre %16,8, ekim ayına göre ise %18,9’luk düşüşe işaret ediyor.
Sektördeki düşüşün nedenleri: Yaptırımlar, talep daralması, tedarik krizi
Uzmanlara göre, Rusya’da taşıt üretimindeki bu gerilemenin başlıca nedenleri arasında, Batı ülkeleri tarafından uygulanan ekonomik yaptırımlar, otomotiv yan sanayisinde yaşanan tedarik sıkıntıları ve yurtiçi talepteki daralma yer alıyor.
Yaptırımlar nedeniyle ithalatla karşılanan birçok otomobil parçasına erişimin zorlaşması, üretim süreçlerini sekteye uğratıyor. Çin merkezli alternatif tedarik kaynaklarına yönelinmiş olsa da, bu geçiş süreci halen tam anlamıyla oturmuş değil.
Öte yandan artan faiz oranları, tüketici güveninde azalma ve krediye erişimdeki sıkıntılar nedeniyle otomobil talebi sınırlı kalıyor. Özellikle orta ve düşük gelirli tüketiciler açısından binek araç satın alımı erteleniyor ya da ikinci el piyasaya yönelme tercih ediliyor.
Yatırımcılar ve üreticiler için ne anlama geliyor?
Rus otomotiv sektöründeki bu daralma, yalnızca üreticileri değil aynı zamanda otomotiv yan sanayi, finansman sağlayıcılar ve bayilik ağları için de olumsuz etkiler yaratıyor. Özellikle krediyle araç satışlarında düşüş yaşanması, otomotiv finansmanı sağlayan kurumların aktif kalitesini tehdit ediyor.
Uluslararası yatırımcılar açısından ise Rusya otomotiv sektörü, halen yüksek riskli ve öngörülemez bir alan olmaya devam ediyor. Önde gelen Batılı otomotiv markalarının üretimi durdurmasının ardından sektörde kalan yerli üreticiler, teknolojik yenilik açısından küresel pazarlara göre geride kalıyor.
2026 beklentileri: Toparlanma sınırlı kalabilir
2026 yılına girerken sektörde hızlı bir toparlanma beklenmiyor. Özellikle Batı ile olan siyasi gerilimin çözülmemesi ve yaptırımların gevşememesi halinde, üretimin yeniden artış trendine girmesi zor görünüyor.
Yerli markaların üretim kapasitesini artırmak için çeşitli destek programları gündemde olsa da, küresel ölçekte rekabetçi olabilecek araç üretimi için gerekli olan teknoloji ve sermaye eksikliği, sürecin önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.