Rusya Devlet Duması Seçimlerinin Kesin Sonuçları Açıklandı | VKM Finans

Rusya Devlet Duması Seçimlerinin Kesin Sonuçları Açıklandı

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, 18-20 Eylül 2021 tarihlerinde üç gün boyunca gerçekleştirilen 9. dönem Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Komisyon Başkanı Ella Pamfilova'nın açıkladığı verilere göre iktidardaki Birleşik Rusya partisi, toplam oyların yaklaşık yüzde 49,8'i…

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, 18-20 Eylül 2021 tarihlerinde üç gün boyunca gerçekleştirilen 9. dönem Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı

blank

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, 18-20 Eylül 2021 tarihlerinde üç gün boyunca gerçekleştirilen 9. dönem Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Komisyon Başkanı Ella Pamfilova’nın açıkladığı verilere göre iktidardaki Birleşik Rusya partisi, toplam oyların yaklaşık yüzde 49,8’ini alarak seçimden birinci parti olarak çıktı ve parlamento çoğunluğunu korudu. Seçim sonuçları, hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunda tartışmalara yol açarken uluslararası gözlemciler seçim sürecindeki usulsüzlük iddialarına dikkat çekti. Rusya’nın siyasi geleceğini doğrudan etkileyen bu seçimler, 2024 cumhurbaşkanlığı yarışı öncesinde kritik bir turnusol işlevi gördü.

 

Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçları

Rusya Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova’nın açıklamasına göre Devlet Duması seçimlerinde toplamda 450 sandalye için yarışan partiler arasında Birleşik Rusya partisi açık ara önde yer aldı. Parti, yüzde 49,8 oranındaki oy payıyla 324 milletvekili çıkardı ve böylece anayasa değişikliği için gerekli nitelikli çoğunluğu sağladı. Bu sonuç, partinin önceki seçimdeki oy oranının altında kalmasına karşın milletvekili sayısını artırmasını mümkün kıldı; bunun temel nedeni tek isimli seçim bölgelerinde kazanılan zaferlerdir.

Seçimlerde oy kullanan seçmen sayısı ve katılım oranı da dikkat çeken veriler arasında yer aldı. Resmi verilere göre seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 51,7 olarak gerçekleşti; bu oran, önceki dönemlere kıyasla görece düşük bir seviyeye işaret etmektedir. Üç günlük oylama takviminin bu sonucu etkilediği değerlendirilmektedir; zira uzatılmış oylama süreci, denetim mekanizmalarının etkinliğini azalttığı gerekçesiyle eleştirilere konu oldu.

Seçimlerde diğer partilerin elde ettiği sonuçlar da kamuoyunun gündemine girdi. Rusya Komünist Partisi, yaklaşık yüzde 18,9 oy alarak 57 sandalye kazandı ve ana muhalefet partisi konumunu pekiştirdi. Liberal Demokrat Parti yüzde 7,5 oranında oy alırken Adil Rusya hareketi yüzde 7,4 ile parlamentodaki yerini korudu. Yeni Kişiler adlı parti ise yüzde 5,3 oranındaki oy payıyla seçim barajını aşarak parlamentoya ilk kez girdi ve 2021 seçimlerinin sürpriz partisi oldu.

PartiOy Oranı (%)Milletvekili Sayısı
Birleşik Rusya49,8324
Rusya Komünist Partisi18,957
Liberal Demokrat Parti7,521
Adil Rusya7,427
Yeni Kişiler5,313

Birleşik Rusya partisinin seçimdeki stratejisi ve başarısı

Birleşik Rusya partisi, seçim kampanyası sürecinde Vladimir Putin’in kişisel popülaritesini ön plana çıkaran bir strateji izledi. Parti, bazı bölgelerde adaylarını doğrudan Birleşik Rusya çatısı altında değil, Putin’in önce partiye dahil ettiği “Halk Cephesi” listesiyle destekledi. Bu yaklaşım, partinin oy tabanını genişletmek ve kararsız seçmenleri ikna etmek amacıyla tasarlandı.

Partinin seçim kampanyasında öne çıkan konular arasında sosyal yardımlar, emeklilik reformu ve pandemi sonrası ekonomik toparlanma yer aldı. Özellikle seçim öncesinde açıklanan tek seferlik sosyal yardım ödemeleri, seçmenlerin desteğini kazanmaya yönelik bir politika aracı olarak değerlendirildi. Muhalefet temsilcileri bu adımı açıkça seçim yatırımı olarak nitelendirirken hükümet yetkililer söz konusu ödemelerin planlanmış sosyal politikaların bir parçası olduğunu savundu.

Tek isimli seçim bölgelerindeki sonuçlar, Birleşik Rusya partisinin genel oy oranının sınırlı görünmesine karşın neden bu denli yüksek bir milletvekili sayısına ulaştığını açıklamaktadır. Rusya’nın karma seçim sistemi, partilerin hem orantılı temsil listeleri hem de tek isimli bölgelerden milletvekili çıkarmasına olanak tanımaktadır. Birleşik Rusya, bu bölgelerin büyük çoğunluğunda bağımsız adayları ya da bağlantılı isimleri destekleyerek sonuçta oldukça geniş bir parlamento çoğunluğu elde etti.

Muhalefet partilerinin tutumu ve seçim itirazları

Rusya Komünist Partisi, seçim sonuçlarını resmi olarak tanımayı reddetti ve Merkez Seçim Komisyonu’na çok sayıda itiraz dilekçesi sundu. Parti liderliği, özellikle çevrimiçi oylamanın yapıldığı bölgelerde ciddi usulsüzlükler yaşandığını ileri sürdü. Moskova’da uygulanan elektronik oylamanın sonuçları kamuoyunun gündeminde özellikle yer buldu; zira fiziksel sandık sonuçlarıyla elektronik oy sayım verileri arasında belirgin farklılıklar gözlemlendi.

Muhalif siyasetçiler ve bağımsız gözlemciler, üç günlük oylama takviminin yarattığı denetim boşluğuna dikkat çekti. Geleneksel tek günlük oylama modelinin aksine pandemi gerekçesiyle hayata geçirilen bu uygulama, seçim sandıklarının uzun süre gözetimsiz kalmasına yol açtı. Bağımsız gözlem kuruluşu Golos’un raporları, yüzlerce usulsüzlük vakasını kayıt altına aldığını ortaya koydu; ancak Merkez Seçim Komisyonu bu bulguların büyük çoğunluğunu kabul etmedi.

Aleksey Navalni’nin kurduğu ve Rusya’da faaliyetleri mahkeme kararıyla durdurulan “Akıllı Oy” uygulaması, seçim sürecinde muhalefet koordinasyonu açısından önemli bir araç işlevi gördü. Bu uygulama aracılığıyla seçmenlere, bulundukları bölgede Birleşik Rusya karşısında en güçlü konumdaki adaya oy vermeleri tavsiye edildi. Uygulama, büyük ölçüde yerel düzeyde etkili olsa da ulusal sonuçları belirleyici biçimde değiştirmeye yetmedi.

Adil Rusya hareketi de seçim sürecinde çeşitli ihlal iddialarını gündeme taşıdı. Hareket, bazı bölgelerde adaylarının haksız biçimde seçim yarışının dışına itildiğini ve kampanya döneminde engellerle karşılaştığını kamuoyuyla paylaştı. Bununla birlikte parti, seçim sonuçlarının geneline itiraz etmek yerine spesifik bölgelerdeki itirazlarla sınırlı bir tutum benimsedi.

 

Uluslararası gözlemcilerin değerlendirmeleri ve tepkiler

Rusya’daki parlamento seçimleri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesindeki Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (OSCE/ODIHR) tarafından gözlemlendi. Uluslararası gözlemcilerin hazırladığı ön rapor, seçimlerin “özgür ve adil olmayan bir ortamda” gerçekleştiğini tespit etti. Raporda temel muhalefet figürlerinin seçim yarışına katılımının engellendiği, medya haberlerinin belirgin biçimde iktidar lehine şekillendiği ve seçmenlerin çeşitli baskılarla karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı.

Batılı hükümetlerin açıklamaları da benzer endişeleri yansıttı. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, seçim sürecindeki kısıtlamalara ve bağımsız adayların önündeki engellere ilişkin ciddi kaygılarını açıkça dile getirdi. Avrupa Birliği de seçim sürecinde gözlemlenen düzensizlikleri kınadığını bildirdi ve demokratik standartlara uyum konusunda Rusya’yı uyardı.

Rusya hükümeti ise bu eleştirileri sert bir dille reddetti. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, yabancı devletlerin seçim sonuçlarına yönelik yorumlarını kabul edilemez bulduklarını açıkladı ve bu tutumu Rusya’nın iç işlerine yönelik bir müdahale girişimi olarak nitelendirdi. Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova da seçimlerin teknik açıdan sorunsuz biçimde yönetildiğini ve ileri sürülen iddiaların asılsız olduğunu savundu.

Uluslararası tepkiler bağlamında dikkat çeken bir diğer boyut, Çin hükümetinin seçim sürecini “demokratik ve düzenli” olarak tanımlamasıydı. Bu tutum, Batı ile Rusya arasındaki derin görüş ayrılıklarını gözler önüne sererken Çin-Rusya ortaklığının seçim diplomasisine de yansıdığını ortaya koydu.

 

Seçim sonuçlarının Rusya siyasetine uzun vadeli etkileri

Devlet Duması seçimlerinin ardından oluşan yeni parlamento yapısı, Rusya’nın önümüzdeki beş yıllık siyasi gündemini doğrudan şekillendirecektir. Birleşik Rusya partisinin anayasa değişikliği için yeterli çoğunluğu elinde bulundurması, hükümetin kapsamlı yasal düzenlemeleri muhalefetten bağımsız biçimde hayata geçirebilmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, özellikle 2024 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde kritik önem taşımaktadır.

2020 yılında gerçekleştirilen anayasa referandumunun ardından hayata geçen değişiklikler, Vladimir Putin’in 2036 yılına kadar iktidarda kalmasının önünü açmıştı. Yeni parlamento yapısı bu çerçevede değerlendirildiğinde, söz konusu seçimler yalnızca dönemsel bir siyasi olay olmaktan öte, uzun vadeli bir iktidar konsolidasyonu sürecinin parçası olarak okunmaktadır.

Rusya Komünist Partisinin seçimdeki oy artışı, Birleşik Rusya partisine yönelik halk hoşnutsuzluğunun somut bir göstergesi olarak yorumlandı. Özellikle emeklilik yaşının yükseltilmesi kararı, ekonomik eşitsizlikler ve pandemi döneminde yaşanan gelir kayıpları, seçmenlerin bir bölümünü muhalefet partilerine yöneltti. Ancak bu kayma, mevcut sistemi tehdit edecek düzeyde değil; aksine sistemin kendi içindeki yeniden dağılımı yansıtır niteliktedir.

Yeni Kişiler partisinin parlamentoya ilk kez girmesi, analistler tarafından farklı biçimlerde yorumlandı. Bir kesim bu sonucu gerçek bir siyasi çeşitlenmenin işareti olarak değerlendirirken bir diğer kesim, partinin kuruluş sürecindeki ilişkiler ve finansman yapısı gerekçesiyle bu oluşumun iktidar tarafından tolere edilen bir “kontrollü muhalefet” modeli olduğunu öne sürdü.

Seçim sonuçlarının ekonomi politikaları üzerindeki yansımaları da gündeme geldi. Rusya’nın Batı yaptırımlarıyla boğuştuğu ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiği bir dönemde parlamentonun yeni bileşiminin bütçe ve vergi politikaları üzerinde nasıl bir iz bırakacağı merak konusu oldu. Uzmanlar, Birleşik Rusya partisinin güçlü konumunun mevcut ekonomik politikaların sürdürülebilirliğini artıracağını ancak köklü reformlar için siyasi iradeyi zayıflatabileceğini değerlendirdi.

Seçimlerin medyaya yansıma biçimi de ayrıca incelenmesi gereken bir boyut oluşturdu. Devlet kontrolündeki televizyon kanalları seçim sürecini büyük ölçüde olağan ve sorunsuz bir demokratik pratik olarak sundu. Bağımsız haber kuruluşlarının bu sürece erişimi ise giderek daralan bir alanda gerçekleşti. Yıllardır baskı altında çalışan bağımsız medya organlarının seçim habercilik kapasitesi oldukça sınırlı kaldı.

Sonuç olarak Rusya’nın 9. dönem Devlet Duması seçimleri, yalnızca bir parlamento yenilenmesinin ötesinde ülkenin siyasi, kurumsal ve toplumsal dinamiklerini yansıtan karmaşık bir süreç olarak tarihe geçti. Birleşik Rusya partisinin güçlü konumunu koruması, muhalefet partilerinin oy paylarındaki sınırlı artışlar, uluslararası gözlemcilerin usulsüzlük tespitleri ve Rusya Komünist Partisinin yükselişi; bu seçimlerin Rusya’nın demokratik gelişim sürecine ilişkin derin soruları beraberinde getirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

blank

MUFG: ABD-Japonya ortak yen müdahalesi yeniden gündeme gelebilir

Prev
blank

BoE Başkanı Bailey’den faiz uyarısı: “Enerji fiyatları yüksek kalırsa faiz artırmamak zorlaşır”

Sonraki