Morgan Stanley Wealth Management, 2026 ABD ara seçimleri öncesinde yayımladığı analizde, hayat pahalılığının seçmen tercihlerindeki en belirleyici unsur haline geldiğini ve seçim sonrasında Kongre’de oluşacak tablonun özellikle teknoloji ile enerji sektörleri üzerinde belirgin politika riskleri yaratabileceğini açıkladı.
Hayat pahalılığı seçmen tercihlerinde ilk sırada
ABD’de yaklaşan 2026 ara seçimleri öncesinde makroekonomik dengeler ve hanehalkı bütçesi siyasetin merkezine oturdu. Morgan Stanley Küresel Yatırım Ofisi Politika ve Jeopolitik Strateji Başkanı Monica Guerra tarafından kaleme alınan raporda; sağlık, gıda, barınma, konut ve enerji gibi temel harcama kalemlerindeki yüksek seyirlerin seçmen davranışlarını doğrudan etkilediği vurgulandı.
Raporda yer verilen 30 Ağustos tarihli Reuters/Ipsos kamuoyu araştırmasına göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 47’si hayat pahalılığını oy kullanma kararlarındaki en öncelikli faktör olarak tanımladı. Söz konusu oran 2026’nın ocak ayında yüzde 39 seviyesinde bulunuyordu.
Morgan Stanley’nin siyasi iklimi izlemek üzere takip ettiği temel makro ve siyasi göstergelerdeki değişimler şu şekilde sıralandı:
- Kongre Anket Farkı: Demokratların genel Kongre anketlerindeki üstünlüğü ağustos-eylül döneminde 6,1 puandan 8,1 puana yükseldi.
- Başkanlık Onay Oranı: ABD Başkanı’nın onay oranı aynı dönemde yüzde 39,5’ten yüzde 40 seviyesine sınırlı bir artış gösterdi.
- Tüketici Güveni: Tüketici güven endeksi ise enflasyonist endişelerin etkisiyle 51,7 seviyesinden 47,8’e geriledi.
Teknoloji ve enerji sektörlerinde politika riski öne çıkıyor
Seçim sonuçlarının sektörler üzerindeki olası etkilerini değerlendiren yatırım bankası, Kongre’de sağlanacak sandalye dağılımının düzenleyici kurumların yaklaşımını değiştirebileceğine dikkat çekti. Demokratların Kongre genelinde çoğunluğu elde etmesi senaryosunda, dev teknoloji şirketleri için rekabet hukuku, veri gizliliği ve yapay zeka düzenlemeleri başlığında denetim ve incelemelerin sıkılaşabileceği kaydedildi.
Geleneksel ve yenilenebilir enerji üreticileri açısından ise ürün fiyatları, kurumlar vergisi oranları ve fosil yakıt kısıtlamalarının yeniden yoğun biçimde tartışmaya açılabileceği belirtildi. Buna karşın, Kongre’nin iki kanadı arasında bölünmüş bir yapının ortaya çıkması halinde radikal yasal değişikliklerin zorlaşacağı ve bu durumun piyasalarda oynaklığı sınırlayabileceği ifade edildi.
“Yatırımcılar siyasi haber akışına aşırı tepki vermemeli”
Morgan Stanley, seçim dönemlerinde artan siyasi söylemlere karşı yatırımcıları temkinli olmaya davet etti. Banka analizinde, seçim sonuçlarının tek başına piyasaların uzun vadeli yönünü belirlemediği vurgulandı.
Genel ekonomik döngü, şirketlerin finansal temel göstergeleri, dezenflasyon patikası, merkez bankası faiz kararları ve yapay zeka alanındaki sermaye yatırımlarının (CapEx), seçim sonuçlarından bağımsız olarak varlık fiyatlamalarında ana sürükleyici faktörler olmaya devam edeceği aktarıldı.







