Mehmet Şimşek: Türkiye’nin milli geliri 1,8 trilyon dolara ulaşacak | VKM Finans

Mehmet Şimşek: Türkiye’nin milli geliri 1,8 trilyon dolara ulaşacak

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin milli gelirinin 2026 yılında mevcut döviz kurlarıyla yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Türkiye’nin küresel borçluluk açısından avantajlı konumda olduğunu be…

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin milli gelirinin 2026 yılında mevcut döviz kurlarıyla yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını beklediklerini açıkladı

blank

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin milli gelirinin 2026 yılında mevcut döviz kurlarıyla yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Türkiye’nin küresel borçluluk açısından avantajlı konumda olduğunu belirten Şimşek, düşük borçluluk düzeyinin ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırdığını söyledi.

Türkiye’nin milli geliri için 1,8 trilyon dolar beklentisi

Mehmet Şimşek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile İbn Haldun Üniversitesi’nin desteğiyle İstanbul’da düzenlenen 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nun açılışında konuştu. 30’dan fazla ülkeden temsilcinin katıldığı forumda küresel ekonomi, jeopolitik gelişmeler ve uluslararası işbirliğinin geleceği ele alınıyor.

Türkiye’nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, milli gelirin bu yıl mevcut döviz kurlarıyla yaklaşık 1,8 trilyon dolara ulaşmasını beklediklerini belirtti. Şimşek, satın alma gücü paritesine göre milli gelirin yaklaşık 4 trilyon dolar seviyesine çıkacağını ifade etti.

Türkiye küresel borçluluk açısından avantajlı konumda

Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan birinin yüksek borçluluk olduğunu belirten Şimşek, dünya genelinde toplam borcun küresel hasılaya oranının yüzde 300’ü, gelişmekte olan piyasalarda ise yüzde 230’u aştığını söyledi.

Türkiye’nin bu açıdan avantajlı bir konumda bulunduğunu ifade eden Şimşek, düşük toplam borçluluk düzeyinin ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırdığını kaydetti. Şimşek, düşük borçluluğun ekonomik şoklara yanıt verme ve makul büyümeyi sürdürme imkanını güçlendirdiğini dile getirdi.

Şimşek’in verdiği bilgilere göre Türkiye’nin bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı, gelişmekte olan piyasaların küresel ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde bulunuyor. Kamu borcunun GSYH’ye oranı ise aynı ortalamanın yaklaşık üçte biri seviyesinde yer alıyor.

Küresel ticaret ve lojistik ağlarında Türkiye vurgusu

Şimşek, Türkiye’nin küresel ticaret ve lojistik ağlarındaki konumunu güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. Türk Hava Yolları’nın dünyada en fazla noktaya uçan hava yolu şirketi olduğunu belirten Şimşek, güvenilir bir ortak olmanın bağlantısallığı artırmaktan geçtiğini söyledi.

Küresel arz şoklarının Türkiye’ye bağlantısallığa yatırım yapma fırsatı sunduğunu ifade eden Şimşek, Pekin ile Londra arasındaki en hızlı bağlantılardan bazılarının Türkiye üzerinden sağlandığını belirtti. Çin’den İngiltere’ye demir yoluyla yük taşınmasının 18 gün sürdüğünü aktardı.

Türkiye’nin enerji alanında da önemli bir bölgesel merkez olduğunu kaydeden Şimşek, ülkenin bu avantajlarını değerlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bölgesel çatışmalar karşısında Türkiye’nin yaklaşımının barış ve istikrarı desteklemek olduğunu belirten Şimşek, bunun refah açısından da önem taşıdığını ifade etti.

54 serbest ticaret anlaşması bulunuyor

Küresel ticarette korumacılık ve ticaretin parçalanmasının önemli sorunlar arasında yer aldığını belirten Şimşek, korumacılığın küresel finansal krizden bu yana dünya ekonomisi açısından yeni normal haline geldiğini söyledi.

Türkiye’nin bu gelişmelere yanıtının daha fazla ülkeyle ilişkilerini kurallara dayalı ticaret çerçevesinde geliştirmek olduğunu ifade eden Şimşek, Japonya, Endonezya, Körfez ülkeleri ve Kanada ile serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin sürdüğünü bildirdi.

Şimşek, Gümrük Birliği dahil olmak üzere Türkiye’nin 54 serbest ticaret anlaşması bulunduğunu, bazı komşu ülkelerle de tercihli ticaret anlaşmalarının yapıldığını aktardı.

Türkiye’nin üretim ve hizmet sektörlerindeki hedefleri

Türkiye’nin önemli bir üretim merkezi olduğunu ve bu konumun korunmasının hedeflendiğini belirten Şimşek, imalat sanayisinin kişi başına düşen GSYH’ye oranla oluşturduğu katma değer bakımından Asya Kaplanları ile başa baş seviyede bulunduğunu söyledi.

Orta-yüksek ve yüksek teknolojili alanlardaki yatırımları desteklemek amacıyla yatırım taahhütlü avans kredisi uygulandığını hatırlatan Şimşek, bu kapsamda piyasa faiz oranının yaklaşık üçte biri düzeyinde faizle, 10 yıl vadeli ve iki yıl geri ödemesiz dönem içeren kredilerin kullanılabildiğini belirtti.

Hizmet sektörünün de Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını ifade eden Şimşek, kişi başına düşen GSYH’ye oranla hizmet ihracatının güçlü olduğunu ve bu alanda büyüme potansiyeli bulunduğunu kaydetti.

Türkiye’nin turizmde önde gelen ülkeler arasında yer aldığını belirten Şimşek, sağlık turizminin hızla büyüdüğünü söyledi. Türk dizilerinin uluslararası alandaki ilgisine ve Türkiye’nin Avrupa’nın güçlü video oyunu ekosistemlerinden birine sahip olmasına da değindi.

Şimşek ayrıca, Engineering News-Record (ENR) dergisinin 2026 yılı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Türkiye’nin Çin’in ardından ikinci sırada yer aldığını belirtti. Türk üniversitelerinde 380 bin uluslararası öğrencinin eğitim gördüğünü de aktardı.

Türkiye’nin çalışma çağındaki nüfusu için 18-20 yıllık fırsat

Küresel ölçekte yaşlanan nüfusun ekonomik açıdan önemli bir sorun haline geldiğini belirten Şimşek, düşen doğurganlık oranları ve çalışma çağındaki nüfusun azalmasının ülkeler için yeni zorluklar oluşturduğunu söyledi.

Türkiye’de çalışma çağındaki nüfus artışının halen pozitif bölgede bulunduğunu ifade eden Şimşek, hesaplamalarına göre ülkenin bu açıdan 18-20 yıllık bir fırsat penceresine sahip olduğunu kaydetti.

Kadınların iş gücüne katılım oranının düşük seviyede bulunduğuna dikkat çeken Şimşek, daha fazla kadının istihdama katılmasını sağlamak amacıyla reformlar yapmayı hedeflediklerini belirtti.

Yapay zeka ve altyapı yatırımları öne çıkıyor

Yapay zekanın küresel ekonomi üzerinde dönüştürücü ve yıkıcı etkiler oluşturabileceğini belirten Şimşek, Türkiye’nin bu alandaki hazırlıklarını güçlendirmek için 5G ve fiber altyapıya yatırım yaptığını söyledi. Enerji arzını desteklemek amacıyla nükleer enerji yatırımlarının da sürdürüldüğünü ifade etti.

Türkiye’nin yapay zekaya hazırlık bakımından gelişmekte olan ülkelerin önünde bulunduğunu ancak gelişmiş ekonomilerle aynı seviyede olmadığını belirten Şimşek, bu alanda yapılması gereken çalışmalar bulunduğunu kaydetti.

Şimşek, iklim değişikliğinin de önemli bir sorun olduğuna işaret ederek Türkiye’nin sulama altyapısına ve iklim değişikliğine dayanıklı tarımsal üretime yatırım yaptığını anlattı. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlatan Şimşek, bu kapsamda yeşil dönüşüm ve elektrifikasyon hedeflerinin hızlandırılacağını söyledi.

Enflasyonla mücadele sürecek

Türkiye’nin güçlü altyapıya ve önemli bir nüfusa sahip büyük bir ekonomi olduğunu belirten Şimşek, yüksek enflasyonun aşılması için bütüncül politikalar uygulandığını ifade etti.

Şimşek, Türkiye’nin mevcut avantajlarının yanı sıra ekonomik zorluklarının da bulunduğunu belirterek enflasyonla mücadelenin sürdürüleceğini söyledi. İş dünyasına yönelik mesajında ise şirketlerin faaliyetlerinin tamamını veya bir bölümünü Türkiye’ye taşımayı tercih etmeleri halinde destek sunmak istediklerini dile getirdi.

blank

İngiltere’de yeni bütçe: Şirket maliyetleri azaltılacak

Prev
blank

TCMB’den 9 ay sonra ilk faiz indirimi: Politika faizi yüzde 36’ya çekildi

Sonraki