Kremlin danışmanı Yuri Ushakov, Rusya’nın Ukrayna’daki son dönemdeki askeri ilerlemelerinin, Moskova’da ABD heyetiyle yapılan barış görüşmeleri üzerinde olumlu etkiler yarattığını açıkladı. Ushakov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından değerlendirmelerde bulundu.
Kremlin: Askerî başarılar diplomatik süreci etkiledi
Ushakov, “Müzakere süreci ve niteliği, elbette son haftalardaki askeri başarıların etkisi altında kaldı. Yani Rus askerlerimizin faaliyetleri, yabancı ortaklarımızın barışçı çözüme dair değerlendirmesini olumlu yönde etkiledi” şeklinde konuştu.
Kremlin yetkilisi ayrıca, Ukrayna ve Batılı müttefiklerinin de “olaylara daha dengeli bir bakış açısı ve algı geliştirmesini” umduklarını ifade etti. Açıklamada, barış görüşmelerinin somut adımlara evrilip evrilmeyeceğine dair bir zaman çizelgesi sunulmadı ancak diyaloğun “yapıcı ve açık iletişim kanallarıyla sürdüğü” belirtildi.
Rusya, Ukrayna topraklarının yüzde 19’undan fazlasını kontrol ediyor
Pro-Ukrayna kaynaklara göre, Rusya 2025 yılı itibarıyla Ukrayna’nın 115.600 kilometrekarelik bir kısmını kontrol ediyor. Bu alan, ülkenin toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 19’una denk geliyor. İki yıl öncesine göre yalnızca bir puanlık bir artış kaydedilmiş olsa da, bu ilerleme 2022’den bu yana kaydedilen en hızlı askeri ilerleme olarak değerlendiriliyor.
2025 yılı içinde Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde yaşanan yerel ilerlemeler, çatışma hattında Rusya lehine kaymalar yaratırken, savunma hatlarının da yeniden yapılandırıldığına dair uydu görüntüleri yayınlandı. Batılı askeri kaynaklar ise bu ilerlemeyi sınırlı ancak taktiksel olarak anlamlı buluyor.
ABD ile temaslar yoğunlaşıyor: Kushner ve Witkoff, Putin ile görüştü
Moskova’da gerçekleşen görüşmelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi olarak görevlendirdiği Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner yer aldı. Kremlin, bu temasların yalnızca barış süreciyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda enerji, güvenlik ve bölgesel denge gibi başlıklarda da yapıcı tartışmaların sürdüğünü bildirdi.
Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Ushakov, taraflar arasında doğrudan askeri iş birliği tartışılmadığını ancak jeopolitik istikrar açısından tarafların birbirlerinin pozisyonlarını daha iyi anladığını belirtti. Bu görüşmelerin, gelecekte olası diplomatik çözüm arayışlarına zemin oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Jeopolitik dengelerde çatlaklar ve yeni pozisyonlar
Rusya’nın son dönem askeri adımları, sadece Ukrayna sahasıyla sınırlı değil. Kremlin’in jeopolitik stratejisinde, Orta Asya, Kafkasya ve Karadeniz hattı gibi bölgelerdeki etkisini yeniden tahkim etme çabası dikkat çekiyor. ABD ile kurulan bu yeni iletişim kanalı, Ukrayna dışında küresel güç dengesinin de yeniden şekillendiğini gösteriyor.
Batılı analistler, Kushner ve Witkoff’un ziyaretinin resmi hükümet politikalarını ne ölçüde temsil ettiğini sorgulasa da, temasın içeriğinin ve zamanlamasının anlamlı olduğunu vurguluyor. Özellikle 2024 ABD başkanlık seçimlerinin ardından Washington-Moskova hattında yeni bir dönemin başlayabileceği öngörülüyor.
Finansal piyasalar temkinli, enerji fiyatları dikkatle izleniyor
Jeopolitik gelişmelerin finansal piyasalar üzerindeki etkisi dikkat çekici. Özellikle doğalgaz ve petrol fiyatları, Ukrayna’daki çatışmaların seyrine duyarlı seyrediyor. Moskova-Washington arasında kurulan bu temasın ardından enerji fiyatlarında kısa süreli gerilemeler gözlemlendi. Brent petrol fiyatı, açıklama sonrası 83 dolar seviyesinden 81,70 dolar bandına çekildi.
Uzmanlara göre, çatışma ortamında müzakere yönlü gelişmeler, piyasalarda kısa vadeli iyimserlik yaratabilir. Ancak savaşın kapsamı genişlerse veya görüşmeler sonuçsuz kalırsa, enerji fiyatlarında yeniden sert dalgalanmalar görülebilir.
Avrupa’da enerji arz güvenliği endişeleri yeniden gündeme gelirken, gaz tedarik kontratları ve yenilenebilir enerji yatırımları stratejik planlamalarda öncelik kazanmaya devam ediyor.
Ukrayna ve Avrupa’dan henüz resmi bir tepki gelmedi
Kremlin’den gelen açıklamalara karşın, ne Kiev yönetiminden ne de Avrupa Birliği’nden konuyla ilgili resmi bir yanıt verilmedi. Ancak AB yetkilileri, Moskova’nın barış çağrılarını “askeri ilerleme ile desteklenmiş siyasi taktikler” olarak değerlendirme eğiliminde.
Ukrayna, daha önceki açıklamalarında barış görüşmeleri için ön koşul olarak Rus birliklerinin 2014 öncesi sınırlarına çekilmesini talep etmişti. Bu bağlamda, son askeri kazanımların barış sürecine katkı sunmaktan çok, müzakerelerde şartları yeniden belirleme stratejisi olarak kullanılabileceği belirtiliyor.
Barış mı, taktik mi? Uzmanlar ikiye bölünmüş durumda
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Kremlin’in açıklamasını “gerçekçi diplomatik hazırlık” olarak görenler ile “askeri üstünlükten güç devşirme taktiği” olarak yorumlayanlar arasında bölünmüş durumda. Önde gelen düşünce kuruluşlarından Carnegie Endowment, bu temasların yalnızca düşük yoğunluklu çatışmaların diplomatik zemin kazanması amacıyla yapıldığını savunuyor.
Buna karşın bazı Avrupalı diplomatlar, Ukrayna’da yıpratma savaşının sonuna yaklaşılmasıyla tarafların masaya dönmeye mecbur kalacağı görüşünde. Özellikle Batı kamuoyunda savaşa olan desteğin azalması, müzakere ortamına zemin hazırlayan sosyo-politik dinamikler arasında yer alıyor.
Sonuç: Askerî saha ile diplomasi arasındaki denge yeniden kuruluyor
Kremlin’in son açıklamaları, Ukrayna’daki çatışmaların sadece cephede değil, aynı zamanda diplomasi masasında da yeni bir döneme girdiğini gösteriyor. ABD ile yürütülen görüşmeler, resmi temas olmasa da iletişim kanallarının açık olduğunu kanıtlıyor.
Ancak bu sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi için tarafların sahadaki pozisyonlarından ödün verip vermeyeceği halen belirsizliğini koruyor. Jeopolitik, diplomatik ve ekonomik hesapların iç içe geçtiği bu denklemde, 2026 yılı başı itibarıyla daha net sonuçlar bekleniyor.