Japonya’da 10 yıllık tahvil getirisi 26 yılın zirvesine yükseldi
Japonya tahvil piyasası, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) politika faizini son 30 yılın zirvesine taşımasının ardından sert tepki verdi. Bugün 10 yıllık devlet tahvili faizi 8 baz puan artarak %2,10’a yükseldi. Bu oran, Şubat 1999’dan bu yana görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi. BOJ’un cuma günü aldığı faiz artırımı kararı, yatırımcılar tarafından sıkılaşma döngüsünün devam edeceği sinyali olarak yorumlandı. Politika faizinin %0,5’ten %0,75’e yükseltilmesi, bankanın para politikasında 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye geçmesini sağladı.
BOJ’un faiz kararı sonrası yeni beklentiler oluştu
BOJ’un 30 yıl sonra sıkılaştırma yönünde attığı bu adım, sadece Japonya için değil, küresel finans piyasaları için de önemli etkiler yaratıyor. JPMorgan ekonomisti Ayako Fujita, BOJ’un zayıf yen nedeniyle daha agresif faiz artırımlarına yönelebileceğini belirtti. Fujita’nın değerlendirmesine göre, BOJ 2026 yılı sonuna kadar politika faizini %1,25 seviyesine çıkarabilir. Banka, bu hedefe ulaşmak için 2026’nın nisan ve ekim aylarında iki ayrı faiz artırımı öngörüyor. Bu beklentiler, uzun süredir ultra gevşek para politikalarıyla bilinen Japonya’nın artık global faiz döngüsüne daha fazla entegre olacağına işaret ediyor. Bu da küresel sermaye akışlarında önemli değişimlere neden olabilir.
Zayıf yen, faiz artış baskısını artırıyor
Analistlere göre, Japon yeni yıl boyunca ABD doları karşısında ciddi değer kaybı yaşadı. Özellikle 2025’in ikinci yarısında dolar/yen paritesinin 160 seviyesine kadar çıkması, Japon hükümetini ve merkez bankasını para biriminin istikrarı konusunda daha kararlı adımlar atmaya zorladı. Bu durum, BOJ’un faiz artırımını sadece enflasyon değil, aynı zamanda kur istikrarı açısından da değerlendirdiğini gösteriyor. Güçlenen dolar karşısında daha fazla faiz artışı beklentisi, tahvil piyasasında satış baskısını artırarak getiri oranlarını yukarı çekiyor.
Küresel portföy dengeleri değişebilir
Japonya’nın tahvil getirilerinde görülen yükseliş, sadece yerel piyasaları değil, küresel yatırım dengesini de etkileyebilir. Japon yatırımcılar – özellikle büyük sigorta şirketleri ve emeklilik fonları – yıllardır düşük faizli yen kredileriyle yüksek getirili Amerikan ve Avrupa tahvillerine yönelmişti. Ancak Japon tahvillerinin artık daha cazip hale gelmesiyle birlikte, bu fonların yurt dışındaki pozisyonlarını azaltabileceği belirtiliyor. Bu durum, ABD ve Avrupa tahvil piyasalarında satış baskısına neden olabilir. Analistler, Japon yatırımcıların yüksek getirili varlıklardan kademeli çıkış yapmasının, gelişmiş ekonomilerde tahvil faizlerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini ifade ediyor. Özellikle 10 yıllık ABD tahvil faizinde artış beklentisi, bu değişimi destekliyor.
Yatırımcılar için yeni bir dönem başlıyor
Uzmanlar, Japonya’da faizlerin artmasının global piyasalar için sadece parasal bir politika değişikliği değil, aynı zamanda yatırım tercihlerini yeniden şekillendirecek bir dönemin başlangıcı olduğunu vurguluyor. Yıllardır düşük maliyetli sermaye sunan Japon finans sistemi, artık daha yüksek getiri arayan değil, kendi tahvillerine geri dönen bir yapıya bürünüyor. Bu dönüşüm, risk algısını da yeniden şekillendirebilir. Daha önce carry trade işlemleriyle öne çıkan Japon yeni, şimdi faiz artırımı ile yeniden değer kazanma potansiyeline sahip. Bu da hem kur hem tahvil piyasalarında volatilitenin artabileceğine işaret ediyor.
Sonuç: BOJ sıkılaşma sürecinde kararlılık sinyali veriyor
Japonya Merkez Bankası’nın 2025 sonu itibarıyla aldığı faiz artırımı kararı, uzun süredir ultra düşük faizlerle tanımlanan Japon para politikasında bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. %2,10 seviyesine çıkan 10 yıllık tahvil faizi, bu dönüşümün piyasaya yansıyan ilk büyük işareti oldu. Piyasalarda, BOJ’un 2026’da da sıkılaşmaya devam edeceği yönündeki beklentiler güçlenirken, zayıf yenin toparlanması için faiz artırımlarının hızlanabileceği senaryolar masada yer alıyor. Bu süreçte hem Japon hem de küresel yatırımcılar için yeniden konumlanma dönemi başlıyor.