Goolsbee: ABD ekonomisi için kilit nokta tüketici gücü | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.23
44,8573
EUR/TRY
%-0.09
52,8184
GBP/TRY
%0.01
60,6735
CHF/TRY
%0.49
57,3954
SAR/TRY
%0.23
11,9585
JPY/TRY
%0.32
0,2830
RUB/TRY
%0.77
0,59064
EUR/USD
%-0.16
1,17632
EUR/GBP
%-0.07
0,8703
GBP/USD
%-0.07
1,3517
BRENT/USD
%-6.58
93,28
XAU/TRY
%1.06
216.621,99
XAG/TRY
%3.20
3.622,01
CAD/TRY
%0.33
32,7693
AUD/TRY
%0.35
32,1650
SEK/TRY
%0.50
4,8954
RSD/TRY
%-0.04
0,4500
XAU/USD
%0.84
4.829,99

Goolsbee: ABD ekonomisi için kilit nokta tüketici gücü

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden Austan Goolsbee, artan jeopolitik riskler ve tırmanan petrol fiyatlarının Amerikan ekonomisi üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirerek, sürecin en kritik halkasının "tüketici dayanıklılığı" olduğunu vurguladı. Ame…

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden Austan Goolsbee, artan jeopolitik riskler ve tırmanan petrol fiyatlarının Amerikan ekonomisi üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirerek, sürecin en kritik halkasının "tüketici dayanıklılığı" olduğunu vurg…

blank
Paylaş

Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden Austan Goolsbee, artan jeopolitik riskler ve tırmanan petrol fiyatlarının Amerikan ekonomisi üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirerek, sürecin en kritik halkasının “tüketici dayanıklılığı” olduğunu vurguladı.

Amerikan ekonomisinin lokomotifi: tüketici harcamaları ve dayanıklılık

Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin makroekonomik büyüme modeli, devasa sanayi üretiminden veya ihracat kapasitesinden ziyade, kendi iç pazarındaki devasa tüketim iştahına dayanmaktadır. İstatistiksel verilere göre, ABD Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık yüzde 70’ini doğrudan kişisel tüketim harcamaları (PCE – Personal Consumption Expenditures) oluşturmaktadır. Bu oran, Amerikan vatandaşının harcama yapma kapasitesinin ve isteğinin, sadece ülkenin değil, tüm küresel ekonominin büyüme motoru (engine of growth) olduğu anlamına gelmektedir. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee’nin Fox News kanalına verdiği mülakatta altını çizdiği “tüketici gücü” kavramı, işte bu devasa makroekonomik çarkın dönmesini sağlayan en hayati unsurdur. Goolsbee’nin, “Tüketici güçlü kaldığı sürece ekonomik büyüme de güçlü kalacaktır” şeklindeki net tespiti, Fed’in kriz anlarında veya jeopolitik şoklarda ilk olarak neden tüketici verilerine (perakende satışlar, kredi kartı harcamaları, hanehalkı borçluluk oranları) odaklandığını kusursuz bir biçimde özetlemektedir.

Son yıllarda pandemi, yüksek enflasyon ve agresif faiz artırımları gibi üst üste gelen devasa şoklara rağmen Amerikan tüketicisi, ekonomi bilimcilerini dahi şaşırtan bir dayanıklılık (resilience) sergilemiştir. İş gücü piyasasındaki güçlü seyir, ücret artışlarının sürmesi ve pandemi döneminden kalan “aşırı tasarrufların” (excess savings) harcanması, tüketimi ayakta tutan ana kolonlar olmuştur. Ancak bugün, Orta Doğu’da İran eksenli olarak alevlenen savaşın tetiklediği dışsal bir enerji şoku kapıya dayanmıştır. Bu noktada Goolsbee’nin açıklamaları, tüketicinin bu yeni ve sinsi tehdide karşı ne kadar daha dayanabileceğine dair merkez bankası koridorlarında yapılan risk analizlerinin (risk assessment) bir dışavurumudur. Eğer Amerikan tüketicisi pes eder ve cüzdanını kapatırsa, dünyanın en büyük ekonomisinin bir resesyona (durgunluğa) sürüklenmesi matematiksel olarak kaçınılmazdır.

Petrol vadeli işlemleri ve şokun “geçici” olma beklentisi

Enerji fiyatlarındaki ani sıçramalar, makroekonomik dengeyi en hızlı bozan dışsal (exogenous) değişkenlerdir. İran ile yaşanan askeri gerilimin ardından ham petrol fiyatlarında gözlemlenen hızlı tırmanış, enflasyonun yeniden kontrolden çıkabileceği korkusunu alevlendirmiştir. Ancak Goolsbee, piyasa dinamiklerini okurken spot (anlık) fiyatlardan ziyade, piyasanın geleceğe yönelik beklentilerini yansıtan vadeli işlem (futures) piyasalarına odaklanmayı tercih etmiştir. Chicago Fed Başkanı, “Petrol vadeli işlem fiyatları, insanların bunun kısa vadeli bir argüman olacağını düşündüğünü gösteriyor” diyerek, finansal piyasaların bu krizi kalıcı bir arz çöküşü olarak değil, diplomatik veya askeri yollarla yakın zamanda çözülecek geçici bir arz daralması olarak fiyatladığına dikkat çekmiştir.

Emtia piyasalarındaki bu “geçicilik” beklentisi, “backwardation” adı verilen ve yakın vadeli petrol kontratlarının uzun vadeli kontratlardan daha pahalı olduğu fiyatlama eğrisiyle de desteklenmektedir. Piyasalar, Orta Doğu’daki ablukanın veya çatışmanın uzun yıllar sürmeyeceğini, dolayısıyla uzun vadede arzın normale döneceğini öngörmektedir. Goolsbee’nin “Piyasanın beklediği gibi geçici olursa, etki sınırlı kalır” ifadesi, Fed’in para politikasını bu geçici şoklara göre aniden değiştirmeyeceği (örneğin panik halinde faiz artırmayacağı) yönünde piyasaları teskin edici bir mesajdır. Merkez bankaları, genellikle enerji ve gıda fiyatlarındaki bu tür geçici dalgalanmaları “göz ardı etme” (look through) eğilimindedirler; çünkü geçici bir şok için faiz oranlarını artırmak, ekonomiye gereksiz yere zarar vermek anlamına gelir.

Doksan dolarlık petrol bariyeri ve maliyet enflasyonunun sızma riski

Her ne kadar vadeli piyasalar şokun geçici olacağını fiyatlasa da, merkez bankacılığının doğası gereği en kötü senaryolara (worst-case scenarios) karşı hazırlıklı olmak zorunluluğu vardır. Goolsbee’nin uyardığı asıl kırmızı çizgi, petrol fiyatlarının geçici bir sıçrama yapmakla kalmayıp, aylar boyunca varil başına 90 dolar ve üzeri seviyelerde “katılaşması” (stickiness) riskidir. Petrolün uzun süre bu yüksek platoda kalması, sadece bir enerji problemi olmaktan çıkarak, tüm ekonomiyi enfekte eden sistemik bir enflasyon krizine dönüşür. Başkan Goolsbee, petrol fiyatlarının aylarca 90 dolar seviyesinde kalması halinde bunun “diğer fiyatlara sızmaya başlayacağını” (bleed into core prices) belirterek, tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koymuştur.

Bu “sızma” (pass-through) etkisi, lojistik ve üretim maliyetleri üzerinden gerçekleşir. Modern tedarik zincirlerinde üretilen her bir mal, fabrikadan market rafına kadar dizel yakıtla çalışan kamyonlarla, gemilerle ve uçaklarla taşınır. Ayrıca petrol, plastik ve petrokimya endüstrisinin en temel hammaddesidir. Yakıt maliyetleri aylarca yüksek kalırsa, şirketler azalan kar marjlarını korumak için bu ek maliyetleri nihai ürün fiyatlarına (uçak biletlerinden kargo ücretlerine, ambalajlı gıdalardan tekstil ürünlerine kadar) yansıtmak zorunda kalırlar. Bu durum, enerji dışı kalemleri içeren ve Fed’in asıl yakından takip ettiği “çekirdek enflasyon” (core inflation) oranlarında yukarı yönlü bir kırılma yaratır. Çekirdek enflasyona sızmış bir maliyet artışını temizlemek, Fed için faizleri uzun süre yüksek tutmayı (higher for longer) gerektirecek çok acılı bir reçete anlamına gelir.

Benzin istasyonu etkisi: tüketici psikolojisine doğrudan darbe

Amerikan ekonomisinde petrol fiyatlarının etkisini ölçerken, tüketici davranışlarını en derinden etkileyen “benzin pompası fiyatlarına” (gas prices) ayrı bir parantez açmak gerekir. ABD, coğrafi genişliği ve otomobil odaklı yaşam tarzı nedeniyle dünyanın en büyük benzin tüketicisi ülkesidir. Ortalama bir Amerikalı için benzin istasyonundaki fiyat tabelası, enflasyonun en görünür, en somut ve en psikolojik göstergesidir. Goolsbee’nin, “Eğer bu durum uzarsa – benzin fiyatları bu yüksek seviyelerde veya daha yüksekte uzun süre kalırsa – o zaman bunun tüketici harcamaları için ne anlama geldiğini yeniden değerlendirmemiz gerekir” uyarısı, işte bu doğrudan cebe dokunan gerçeği yansıtmaktadır.

Benzin fiyatlarındaki kalıcı bir artış, iktisat teorisinde “regresif vergi” (regressive tax) etkisi yaratır; yani düşük ve orta gelirli hanehalklarının bütçesinde çok daha büyük bir delik açar. İnsanlar işe gitmek veya çocuklarını okula bırakmak için araç kullanmak zorundadır, yani benzin talebi kısa vadede son derece esneksizdir (inelastic). Vatandaş, mecburi olarak benzine daha fazla para ödediğinde, bütçesindeki “harcanabilir geliri” (disposable income) hızla erir. Bu erime, tüketicinin restoranlara gitmesini, tatile çıkmasını, elektronik eşya veya kıyafet almasını anında bıçak gibi keser. Keyfi harcamalardaki (discretionary spending) bu sert düşüş, hizmetler ve perakende sektöründe gelir kayıplarına, nihayetinde de işten çıkarmalara yol açarak ekonomiyi resesyona doğru iten o tehlikeli döngüyü başlatır. Fed’in “yeniden değerlendirme” yapması gereken senaryo, işte bu talep yıkımının (demand destruction) gerçekleştiği andır.

Tüketici duyarlılığı (sentiment) ve davranışsal iktisadın rolü

Ekonomik veriler sadece geçmişi gösteren dikiz aynalarıdır; geleceği öngörebilmek için tüketicilerin ruh halini ve beklentilerini ölçen anketlere ihtiyaç vardır. Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi (Consumer Sentiment Index) gibi göstergeler, halkın ekonominin geleceği hakkındaki iyimserlik veya kötümserlik seviyesini ölçer. Goolsbee, röportajının son bölümünde çok kritik bir davranışsal iktisat (behavioral economics) prensibine değinerek, “tüketici duyarlılığında bir bozulma görülmesi halinde bunun davranış göstergesi olarak işlevinde bir çözülmeye işaret edebileceğini” ifade etmiştir. Bu son derece derin bir makroekonomik tespittir.

Son bir yıl içinde ABD ekonomisinde ilginç bir ayrışma (divergence) yaşanmıştır: Anketlerde tüketiciler ekonomi hakkında son derece karamsar olduklarını ve enflasyondan şikayet ettiklerini söylerken, perakende satış verileri rekor kırmaya devam etmiştir. Yani “söyledikleri ile yaptıkları” birbirini tutmamıştır. Ancak Goolsbee, enerji şoku gibi doğrudan cebe yansıyan krizlerin bu çelişkiyi ortadan kaldırabileceği konusunda uyarmaktadır. Tüketici duyarlılığının “ekşimesi” (souring of sentiment) yani hızla negatife dönmesi, artık sadece anketlerde kalan bir sitem olmaktan çıkıp, kredi kartı harcamalarının iptal edilmesine, tasarrufa yönelime ve gerçek bir harcama kesintisine (behavioral shift) dönüşebilir. Başkan Goolsbee, yüksek enflasyon ve savaş haberleri bombardımanı altındaki bir tüketicinin moralinin bozulmasının “sürpriz olmaması gerektiğini” belirterek, Fed’in bu psikolojik kırılma noktasına karşı son derece tetikte olduğunu piyasalara ilan etmiştir.

Fed’in para politikası ikilemi ve geleceğe yönelik riskler

Sonuç olarak, Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee’nin değerlendirmeleri, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın içinden geçtiği zorlu makroekonomik labirenti tüm hatlarıyla ortaya koymaktadır. Fed, bir yanda gücünü koruyan ve enflasyonu yapışkan kılan dirençli bir tüketici kitlesiyle; diğer yanda ise bu tüketiciyi bir anda uçurumdan aşağı itebilecek jeopolitik enerji şokları arasında kusursuz bir denge kurmak zorundadır. İran savaşının tetiklediği petrol krizinin geçici olması en iyi senaryodur (soft landing); ancak bu krizin kalıcı bir fiyat şokuna dönüşmesi, Fed’i tarihinin en zorlu para politikası kararlarıyla baş başa bırakacaktır.

Tüketicinin satın alma gücünün korunması, Amerikan ekonomisinin ve dolayısıyla küresel büyümenin tek güvencesidir. Önümüzdeki aylarda açıklanacak olan Çekirdek Kişisel Tüketim Harcamaları (Core PCE) enflasyon verileri ile perakende satış rakamları, Goolsbee’nin bahsettiği “sızma” ve “davranışsal çözülme” etkilerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin en net kanıtı olacaktır. Finansal piyasalar, tüketici gücünün sınırlarının test edildiği bu dönemi, faiz indirim döngüsünün takvimini yeniden hesaplamak için büyük bir dikkatle izlemeye devam edecektir.

 

 

blank

Fed başkan adayı Warsh, Senato süreci için kritik eşiği geçti

Prev
blank

Barış umutları Wall Street’te endeksleri yukarı taşımaya devam etti

Sonraki
Faizsiz Ev & Araba