AK Parti tarafından hazırlanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yasa teklifiyle birlikte en düşük emekli maaşına yapılacak zam oranı netleşti. Düzenlemeye göre, kök aylığı düşük olan ve yapılan artışlara rağmen aylığı 16 bin TL’nin altında kalan emekliler için ilave düzenleme yapıldı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in kamuoyuna yaptığı açıklamada, 16.881 TL olan en düşük emekli maaşına yüzde 18,4 oranında zam yapıldığı ve böylece yeni maaşın 20.000 TL’ye yükseltildiği belirtildi. Bu artıştan yaklaşık 4 milyon 917 bin emekli doğrudan etkilenecek.
Hazine, 69,5 milyar TL kaynakla farkı karşılayacak
Yeni düzenlemeyle oluşacak maaş farklarının finanse edilmesi için Hazine devreye girecek. Meclis’e sunulan yasa teklifine göre, 69,5 milyar TLlik ilave kaynağın Hazine tarafından karşılanacağı öngörülüyor. Abdullah Güler, yaptığı açıklamada “Devletimiz sosyal devlet anlayışıyla emeklilerimizin alım gücünü artırmak amacıyla bu adımı atmıştır. 2026 yılı boyunca bu destek sürecek.” ifadelerini kullandı.
Emekli maaşları neden bu kadar düşük kalıyor?
Türkiye’de emekli maaşları, sigorta prim gün sayısı, ödenen prim miktarı ve emeklilik tarihi gibi birçok faktöre bağlı olarak belirleniyor. Ancak son yıllarda enflasyondaki yükseliş, emeklilerin alım gücünü olumsuz etkilerken, düşük kök aylıklı emekliler için seyyanen zam ve taban maaş uygulamaları sıkça gündeme geliyor. Zam oranı her ne kadar yüzde 18,4 olsa da, bu artış tüm emekliler için değil; yalnızca maaşı belirli bir seviyenin altında kalanları kapsıyor. Bu durum, emekliler arasında gelir eşitsizliğini gündeme getiriyor.
Emeklilerin gelir düzeyi ve enflasyon ilişkisi
Emekliler, Türkiye ekonomisinde hem tüketim hem de sosyal refah politikaları açısından önemli bir demografik grubu temsil ediyor. Enflasyonun yüzde 60 seviyelerine yaklaştığı bir ortamda, sabit gelirli grupların alım gücünde ciddi erozyon yaşanıyor. 2026 yılı için belirlenen enflasyon hedefi yüzde 20’nin altı olarak açıklanmış olsa da, reel piyasada fiyat artışlarının etkisi emekliler üzerinde daha yoğun hissediliyor. Yapılan bu son düzenleme, sosyal dengelerin korunması amacıyla atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ek bütçe sinyali: Sosyal harcamalar artacak
Hazine’nin sağlayacağı 69,5 milyar TL’lik ek kaynak, 2026 yılı bütçesinde sosyal transfer harcamalarının artacağını da gösteriyor. Son beş yılda giderek artan kamusal sosyal harcama oranı, bütçe dengeleri açısından dikkatle izleniyor. Uzmanlara göre, bu tür maaş artışları, bütçe üzerinde kısa vadede yük oluştursa da, uzun vadede tüketimi destekleyerek ekonomik büyümeye katkı sunabilir. Ancak bu harcamaların mali disiplinle birlikte yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Emekli sayısı ve bütçeye etkisi: Sistem sürdürülebilir mi?
Türkiye’de emekli sayısı 16 milyonun üzerine çıkmış durumda. Bu sayı, aktif çalışan/emekli oranı açısından sistemin baskı altında olduğunu gösteriyor. SGK’nın bütçesi her yıl Hazine desteğiyle dengeye oturtulurken, yapılan ilave maaş artışları bu desteğin daha da artmasına neden oluyor. Ekonomistler, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadede sürdürülebilir olması için reform ihtiyacına dikkat çekiyor. Prim tabanının genişletilmesi, kayıt dışı istihdamın azaltılması ve emeklilik yaşının yeniden değerlendirilmesi bu reformların başında geliyor.
Emekliler açısından 2026: Yeni beklentiler ve reform gündemi
Emekliler açısından 2026 yılı sadece zamlarla değil, aynı zamanda sağlık hizmetleri, kamu ulaşımı, kira desteği gibi alanlarda yapılacak düzenlemelerle de kritik bir yıl olacak. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, hükümetten bütüncül bir emekli reform paketi bekliyor. Ayrıca, emeklilerin dijital hizmetlere erişimi, sosyal hayata katılımları ve bölgesel destek politikaları da sosyal devlet anlayışının bir parçası olarak yeniden gündeme geliyor.
Sonuç: Taban maaş artışı geçici çözüm mü?
En düşük emekli maaşının 20.000 TL’ye yükseltilmesi, kısa vadede emeklilerin yaşam standartlarını destekleyecek bir adım olarak görülüyor. Ancak kök aylık sorununun çözülmemesi, uzun vadede benzer düzenlemelerin tekrar gündeme gelmesini kaçınılmaz kılıyor. Bu kapsamda, sistemin kalıcı olarak iyileştirilmesi ve refah devleti ilkesine uygun biçimde yeniden yapılandırılması, emekliler açısından daha sürdürülebilir bir çözüm sağlayabilir.