Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB), Orta Doğu’daki jeopolitik kriz kaynaklı enflasyonist baskılarla mücadele etmek adına faiz artırımını masaya getirmesi, küresel piyasalarda ve ekonomi çevrelerinde büyük bir tartışma başlattı. Perşembe günü gerçekleştirilecek kritik faiz toplantısı öncesinde ekonomistler, bu hamlenin Euro Bölgesi ekonomisini resesyona sürükleyebilecek riskli bir adım olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
“2022 travması ve 2011 hatası” arasında ECB
ECB Yönetim Konseyi üyelerinin, İran savaşının ardından fırlayan enerji fiyatlarının genel ekonomiye yayılmasını ve kalıcı bir ikinci tur enflasyon dalgası yaratmasını önlemek amacıyla faiz artırımına yeşil ışık yakmaya yaklaştığı belirtiliyor. Ancak kurumun geçmişteki politika kararları bugün için ciddi birer uyarı niteliği taşıyor.
TS Lombard stratejisti Davide Oneglia, ECB’nin piyasalardaki kredibilitesini kanıtlama dürtüsüyle hareket ettiğini belirterek kurumu geçmiş referanslar üzerinden sert eleştirdi:
“Avrupa Merkez Bankası’nın 2011 yılında attığı faiz artırım adımları, o dönem kırılgan olan Euro Bölgesi için çok net ve açık bir politika hatasıydı. Bankanın bugünkü enflasyon beklentilerine ve özellikle 2022’de yaşanan küresel enflasyon şokunun bıraktığı izlere aşırı derecede odaklanması, tarihin tekerrür etmesi ve benzer bir hatanın yeniden yapılması riskini ciddi şekilde artırıyor.”
Societe Generale: “Sağlam kanıt yoksa adım atmayın”
Analistler, ABD ve İran arasında diplomatik kanallarla barış anlaşması arayışlarının sürdüğü bir konjonktürde, hanehalkı ve şirketlerin sırtına erken bir faiz yükü bindirilmemesi gerektiğini savunuyor.
Ekonomistlerin ECB’nin olası hamlesine yönelik iki farklı bakış açısı ve gerekçeleri şu şekilde tabloya yansıdı:
| Faiz Artışını Riskli Bulanlar (Güvercin Kanat) | Faiz Artışını Destekleyenler / Temkinliler (Şahin Kanat) |
| Erken Sıkılaşma Riski: Euro Bölgesi ekonomisi zaten kırılgan ve büyüme zayıf. Yeni bir sıkılaşma döngüsü yatırımları tamamen durdurabilir. | Çekirdek Enflasyon Baskısı: Çekirdek enflasyondaki hızlanmanın yalnızca geçici enerji şokuyla açıklanamayacak kadar derinleştiği savunuluyor. |
| Maliyet Baskısının Eksikliği: Ücret artışları gibi kalemlerde enflasyonu yukarı yönlü besleyecek çok güçlü ve belirgin bir baskı henüz gözlenmiyor. | Kredibilite Kaygısı: Enflasyonist beklentilerin çıpalanması ve merkez bankasının kontrolü kaybetmediği imajı için adım atılması gerektiği düşünülüyor. |
Societe Generale Baş Ekonomisti Michala Marcussen de güvercin tarafa destek vererek, enerji şokunun maaşlara ve genel fiyatlama davranışlarına yansıdığına dair “sağlam ve somut kanıtlar” ortaya çıkmadan yapılacak bir faiz artışının, ekonomide gereksiz ve maliyetli bir sıkılaşma yaratacağını vurguladı.
Piyasadaki senaryolar ve 2027 öngörüsü
ECB içindeki ve dışındaki görüş ayrılıkları derinleşirken, uluslararası finans kurumları iki ana senaryo üzerinde duruyor:
-
1. Senaryo (Sıkılaşma ve Geri Adım): ECB’nin artan jeopolitik riskler nedeniyle bu yıl içinde sınırlı bir faiz artırımına gitmesi, ancak ekonomideki durgunluğun derinleşmesiyle birlikte 2027 yılı itibarıyla yeniden faiz indirim döngüsünü başlatmak zorunda kalması.
-
2. Senaryo (Bekle-Gör): ABD-İran barış müzakerelerinin sonucunu ve petrol fiyatlarındaki dengelenmeyi izlemek adına bankanın perşembe günkü toplantıda pas geçerek bir süre daha mevcut seviyeleri koruması.