Dünya Bankası, Ocak 2026 tarihli “Küresel Ekonomik Görünüm” raporunda, Türkiye’ye yönelik büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. 2025 yılı için Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüme tahmini %3,1’den %3,5’e yükseltilirken, 2026 ve 2027 yılları için de benzer şekilde artış öngörüldü.
Dünya Bankası Türkiye’nin büyüme tahminini yükseltti
Kuruluşun Haziran 2025’te yayımladığı bir önceki raporunda Türkiye için 2025 yılı büyüme beklentisi %3,1 olarak belirlenmişti. Ancak güçlü iç talep, inşaat yatırımlarındaki artış ve para politikasındaki gevşeme adımlarının etkisiyle, bu oran %3,5 olarak revize edildi. Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
“Türkiye ekonomisinin 2025’te %3,5 büyüdüğü tahmin ediliyor. Bu, Haziran ayında öngörülenden 0,4 puan daha yüksek bir oran. Büyüme, güçlü iç talep ve özellikle inşaat yatırımlarındaki sağlam artış ile desteklendi. Yıl boyunca uygulanan para politikası gevşemesi de ekonomik faaliyetleri olumlu etkiledi.”
2026 ve 2027’de ekonomik ivme devam edecek
Dünya Bankası, 2026 yılı için büyüme tahminini %3,6’dan %3,7’ye, 2027 içinse %4,2’den %4,4’e yükseltti. Böylece Türkiye’nin, önümüzdeki iki yılda da büyümesini istikrarlı biçimde sürdürmesi bekleniyor. Bu durum, orta vadeli ekonomik görünüm açısından pozitif bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Özellikle kamu destekli yatırımlar, ihracat pazarlarındaki toparlanma ve tüketici güvenindeki kademeli artış, Türkiye’nin ekonomik faaliyetlerini canlandıran başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor.
Avrupa ve Orta Asya bölgesinde büyümenin lokomotifi Türkiye olacak
Raporun Avrupa ve Orta Asya (ECA) bölgesine dair bölümünde de Türkiye’ye özel vurgu yapıldı. Dünya Bankası, bölge genelinde 2027’de %2,7 büyüme beklerken, bu artışın temel itici gücünün Türkiye olacağını belirtti. Raporda şu ifadeye yer verildi:
“Avrupa ve Orta Asya’da büyümenin 2027’de %2,7’ye ulaşması bekleniyor. Bu artışın temel sürükleyicisi Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerin hızlanması olacak.”
Bu bağlamda Türkiye’nin sadece ulusal düzeyde değil, bölgesel ekonomik yapı içinde de kritik bir rol oynayacağı vurgulanıyor.
İnşaat yatırımları ve iç tüketim büyümeyi destekliyor
Son dönemde Türkiye’de konut ve altyapı yatırımları tekrar ivme kazandı. Özellikle kentsel dönüşüm projeleri, otoyol ve enerji altyapısı yatırımları gibi alanlarda artan harcamalar, inşaat sektörünü büyümenin öncü alanlarından biri haline getirdi. Aynı zamanda hanehalkı tüketiminde de toparlanma sinyalleri görülüyor.
Ekonomistler, iç tüketimin 2025 yılında büyümenin %2,1’lik kısmını oluşturduğunu ve özel sektör yatırımlarının da %0,8’lik katkı sunduğunu hesaplıyor. Net ihracatın ise sınırlı bir katkı yaptığı ancak 2026 itibarıyla tekrar pozitif etki yaratacağı öngörülüyor.
Para politikası gevşemesi ekonomik faaliyetleri destekledi
Dünya Bankası raporunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2025 yılı başında uyguladığı para politikası gevşemesine de dikkat çekildi. 2024 yılının sonunda artan döviz kuru oynaklığı ve piyasa stresi, 2025’in ilk çeyreğinde alınan faiz indirimi kararları ile kısmen dengelendi.
Bu süreçte uluslararası rezervlerde artış ve borsa endekslerinde toparlanma gözlemlendi. Raporda, “Finansal piyasalarda 2025’in başlarında yaşanan volatilitenin ardından uluslararası rezervler ve hisse senedi piyasaları toparlanma gösterdi. Bu toparlanma, siyasi gerilimlerin bir miktar hafiflemesine de işaret ediyor” ifadelerine yer verildi.
Riskler devam ediyor, reform ihtiyacı vurgulanıyor
Her ne kadar büyüme beklentileri olumlu yönde güncellenmiş olsa da, Dünya Bankası Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu bazı riskleri de hatırlattı. Özellikle yüksek enflasyon, dış finansman ihtiyacı ve yapısal reform eksiklikleri başlıca risk unsurları olarak listelendi.
Türkiye’de tüketici enflasyonu 2025 yılı sonunda %26,3 seviyesinde gerçekleşmişti. 2026 yılında ise bu oranın %18-20 aralığına gerilemesi bekleniyor. Ancak gıda ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, dezenflasyon sürecini sekteye uğratabilecek potansiyel risk olarak görülüyor.
Uluslararası yatırımcı ilgisi sınırlı düzeyde toparlanıyor
2023 ve 2024 yıllarında yaşanan sermaye çıkışları, 2025’te yerini temkinli bir sermaye girişine bıraktı. Özellikle bono ve hisse senedi piyasalarına olan yabancı ilgisinde artış görülüyor. Ancak Dünya Bankası, doğrudan yabancı yatırım (FDI) girişlerinin hâlâ potansiyelin altında olduğunu ve güven artırıcı reformlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Bölgesel jeopolitik gelişmeler büyümeyi etkileyebilir
Raporda ayrıca, Orta Doğu ve Karadeniz bölgesindeki jeopolitik gelişmelerin ticaret kanalları ve enerji tedarik hatları üzerinden Türkiye ekonomisini etkileyebileceği belirtildi. Özellikle enerji ithalat maliyetleri ve dış ticaret dengesi bu tür jeopolitik faktörlerden en çok etkilenen alanlar arasında gösterildi.
Sonuç: Orta vadeli görünümde iyimserlik artıyor
Dünya Bankası’nın 2026-2027 dönemi için öngördüğü büyüme ivmesi, Türkiye ekonomisinin yeniden dengelenme sürecinde ilerleme kaydettiğini gösteriyor. Ancak bu iyimserliğin sürdürülebilmesi için enflasyonla mücadele, mali disiplin ve yapısal reformların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği ifade ediliyor.
2025 itibarıyla pozitif büyüme rotasına oturan Türkiye’nin, iç talep ile dış ticaret dengesini daha sağlıklı bir seviyeye taşımayı başarması halinde, sadece bölgesel değil, küresel ekonomide de daha güçlü bir aktör haline gelmesi mümkün görünüyor.