Çin ekonomisi, 2025 yılında küresel ticaret gerilimleri, zayıf iç talep ve deflasyon baskılarına rağmen yüzde 5 büyüyerek hükümetin yıllık büyüme hedefini yakaladı. Ulusal İstatistik Bürosu tarafından açıklanan verilere göre, dünyanın ikinci büyük ekonomisi, üst üste ikinci yılda da büyüme hedefine ulaşmayı başardı.
Tarifelere rağmen güçlü ihracat desteği
2025 yılı boyunca Çin mallarına yönelik ABD tarifeleri önemli bir belirsizlik kaynağı oluşturdu. Ancak resmi veriler, özellikle ihracat tarafında beklenenden daha dirençli bir performans sergilendiğini ortaya koydu. Yılın üçüncü çeyreğindeki güçlü büyüme, genel ekonomik tahminleri yukarı çekerken, yatırımcı güveninde toparlanmaya da katkı sağladı.
Çin’in 2025 yılı genelinde gösterdiği bu ekonomik direnç, özellikle tedarik zinciri iyileştirmeleri, bölgesel ticaret anlaşmaları (RCEP gibi) ve Asya-Pasifik bölgesinde ihracat pazarlarını çeşitlendirmesiyle ilişkilendiriliyor.
Dördüncü çeyrekte büyüme beklentilerin hafif altında kaldı
2025’in dördüncü çeyreğinde gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 oranında artış gösterdi. Bu oran, üçüncü çeyrekteki yüzde 4,8 büyümenin gerisinde kalırken; ekonomistlerin yüzde 4,6’lık beklentisinin de hafif altında gerçekleşti.
Çeyreklik bazda değerlendirildiğinde, Ekim-Aralık döneminde büyüme oranı yüzde 1,2 olarak ölçüldü. Bu, üçüncü çeyrekte kaydedilen yüzde 1,0’lık artışın üzerine çıkılarak pozitif bir ivmenin sürdüğünü gösterdi.
Sanayi üretimi güçlü, tüketim zayıf
Detaylı veriler, Çin’in sanayi üretiminin yıl boyunca görece güçlü kaldığını, buna karşın perakende satışlar ve sabir sermaye yatırımlarında zayıflamanın sürdüğünü ortaya koydu. Özellikle şehir merkezlerindeki tüketici güveninde toparlanma sağlanamaması, iç talebin büyümeye katkısını sınırlı tuttu.
Çin’in gayrimenkul sektöründeki durgunluk, birçok alt sektörü etkileyerek tüketici davranışlarında temkinli bir yapıyı pekiştirdi. Bununla birlikte, düşük enflasyon hatta deflasyon riski, tüketimin ertelenmesine neden olan bir diğer faktör oldu.
İşgücü piyasası hâlâ kırılgan
2025 yılında Çin’in işsizlik oranı resmi olarak yüzde 5,2 civarında sabit kaldı. Ancak özellikle 16-24 yaş aralığındaki genç nüfusta işsizlik oranı zaman zaman yüzde 18’in üzerine çıkarak dikkat çekti. Eğitimli gençlerin istihdama geçişinde yaşanan yapısal problemler, işgücü piyasasının kırılganlığını artırmaya devam ediyor.
Bunun yanı sıra, hizmet sektörünün toparlanma hızının beklentilerin altında kalması ve platform ekonomilerine getirilen düzenlemelerin istihdam yaratma kapasitesini sınırlandırması, işsizlikte kalıcı bir iyileşmeyi zorlaştırıyor.
Ekonomi politikası: Tüketim odaklı büyüme planı
Çin yönetimi, önümüzdeki beş yıllık dönemde tüketimin ekonomideki payını artırmayı hedefleyen yeni bir dönüşüm sürecine odaklanacak. Bu dönüşüm kapsamında, iç talebi canlandırmaya yönelik reformlar ve sosyal güvenlik sisteminde iyileştirmeler planlanıyor.
Bunun yanında, ileri imalat ve yüksek teknoloji sektörlerinin öncelikli alanlar olarak desteklenmeye devam edileceği bildirildi. Özellikle yapay zekâ, yarı iletken teknolojileri, yeşil enerji ve elektrikli araç üretimi gibi stratejik sektörlere yönelik devlet destekleri 2026’da da sürecek.
2026 büyüme hedefi aşağı yönlü revize edilebilir
Küresel yatırım bankalarının analizlerine göre, Çin’in 2026 yılı için büyüme hedefi yüzde 5’in altına, 4,5 – 5,0 aralığına çekilebilir. Bu tahmin, Çin’in büyüme yapısında kaliteye odaklı bir dönüşümün hız kazanmasına işaret ediyor.
Öte yandan, büyüme hızının düşürülmesi; borçluluk oranlarının yönetilmesi, gayrimenkul balonlarının kontrol altına alınması ve yeşil dönüşüm yatırımlarının sağlıklı finansmanıyla da ilişkilendiriliyor.
2035 vizyonu: Ortalama yüzde 4,17 büyüme gerekiyor
Çin hükümeti, 2035 yılına kadar kişi başına düşen GSYH’nin orta gelir tuzağını aşacak seviyeye çıkmasını hedefliyor. Bu hedefin yakalanabilmesi için önümüzdeki 10 yıllık süreçte ortalama yüzde 4,17 oranında büyüme sağlanması gerekiyor.
Bu vizyona ulaşmak için reform ajandasında dijitalleşme, bölgesel kalkınma dengeleri, finansal risklerin azaltılması ve dışa açılmanın kontrollü şekilde genişletilmesi yer alıyor. Ancak bu süreçte demografik yapıdaki yaşlanma ve dış ticaret baskıları, başlıca yapısal zorluklar olarak öne çıkıyor.
Küresel etkiler: Çin’in istikrarı, bölgesel denge açısından kritik
2025’te küresel ekonomideki zayıf toparlanma ortamında Çin’in büyüme hedefini tutturması, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde istikrarı koruma açısından olumlu karşılandı. Çin’in büyümesi, bölgesel ticaret ortakları olan ASEAN ülkelerinin ihracat performansını da destekledi.
Ancak ABD ile devam eden ticaret savaşı, teknoloji kısıtlamaları ve karşılıklı yatırımlara getirilen sınırlamalar, Çin’in küresel rolünün dönüşmekte olduğunu gösteriyor. Bu ortamda, Çin’in iç talep odaklı ve teknoloji merkezli büyüme modelinin başarısı, yalnızca Çin ekonomisi için değil; küresel piyasa dengeleri açısından da belirleyici olacak.
Sonuç: Hedef tutturuldu ama kırılganlıklar sürüyor
Çin’in 2025 yılında yüzde 5 büyüme hedefini yakalaması, güçlü ihracat performansı ve sanayi üretimindeki dayanıklılıkla mümkün oldu. Ancak zayıf iç talep, kırılgan işgücü piyasası ve deflasyon riski, ekonominin temel kırılganlık alanları olarak önümüzde durmaya devam ediyor.
2026’da ise tüketim odaklı reformlar, ileri teknoloji sektörlerine yapılacak yatırımlar ve makroekonomik istikrarın korunmasına yönelik politikalar, Çin ekonomisinin yönünü belirleyecek temel faktörler olacak.