Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), 2 Aralık 2025 tarihinde yayımladığı yeni raporunda, yapay zekânın (AI) küresel eşitsizliği artırabileceği uyarısında bulundu. Rapora göre, dijital teknolojilerin hızlı gelişimi, halihazırda kırılgan olan sosyoekonomik dengeleri daha da bozabilir ve ülkeler arasında yeni bir “büyük ayrışma” süreci başlatabilir.
Yeni teknolojiler yeni eşitsizlikler mi yaratıyor?
“The Next Great Divergence: Why AI May Widen Inequality Between Countries” başlıklı rapor, yapay zekânın sadece teknolojik bir dönüşüm olmadığını, aynı zamanda küresel kalkınma gündemini de derinden etkileyebilecek ekonomik ve politik sonuçlara sahip olduğunu belirtiyor. UNDP Asya Pasifik Bölge Bürosu Başekonomisti Philip Schellekens, Cenevre’de düzenlenen basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Yapay zekâ, son 50 yılda gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelere yaklaşmasını sağlayan yakınsama döneminin ardından, ülkeler arasında eşitsizliği artıran yeni bir dönemin başlangıcını temsil edebilir.”
Raporun öne çıkan bulguları
- Gelişmiş ülkeler, AI altyapısı ve veri kaynakları bakımından çok daha avantajlı konumda.
- Yoksul ülkelerde veri eksikliği, dijital beceri yetersizliği ve yönetim kapasitesi düşüklüğü nedeniyle AI uygulamalarının benimsenmesi sınırlı.
- Bu dengesizlik, ticaret, sağlık, eğitim ve kamu hizmetleri gibi temel alanlarda daha derin eşitsizlikler doğurabilir.
- Uzun vadede, ekonomik büyüme hızları arasında da kalıcı farklar oluşabilir.
Küresel yakınsama sona mı eriyor?
Raporda, son on yıllarda özellikle Asya ve Afrika’daki birçok ülkenin gelişmiş ekonomilere gelir, sağlık ve eğitim gibi göstergeler açısından yaklaştığına dikkat çekiliyor. Bu sürece “yakınsama dönemi” deniyor. Ancak UNDP’ye göre, yapay zekâ bu yakınsamayı tersine çevirebilecek bir faktör haline geldi.
Schellekens’in ifadesiyle:
“Eğer yoksul ülkeler bu teknolojik dalganın dışında kalırsa, bu sadece onların değil, zengin ülkelerin de güvenlik, göç ve ekonomik istikrar gibi alanlarda olumsuz etkilenmesine neden olabilir.”
Yapay zekâya erişimde küresel uçurum
BM raporu, yapay zekâ alanında yaşanan “yoğunlaşmış ilerleme”nin, daha fazla kaynağa, uzmanlığa ve veriye sahip ülkelerde AI teknolojilerinin daha hızlı gelişmesine yol açtığını belirtiyor. Bu da “AI gap” yani “yapay zekâ uçurumu” olarak tanımlanıyor.
Raporda bu farkın üç temel boyutu olduğu ifade ediliyor:
- Veri Erişimi: AI sistemleri için gerekli büyük veri setleri çoğunlukla gelişmiş ülkelerde toplanıyor ve işleniyor.
- Bilişim Altyapısı: Bulut bilişim, yüksek işlem gücü, 5G gibi teknolojiler düşük gelirli ülkelerde yaygın değil.
- İnsan Kaynağı ve Eğitim: AI mühendisliği, veri bilimi gibi alanlarda uzman eksikliği gelişmekte olan ülkelerin rekabet gücünü zayıflatıyor.
Ekonomik ve sosyal etkiler
UNDP’nin değerlendirmesine göre yapay zekâ, tarım, sağlık, kamu hizmetleri ve eğitim gibi kritik sektörlerde gelişmiş ülkelerin verimliliğini katlayarak artırabilir. Ancak bu kazanımlar, yoksul ülkeler tarafından eşzamanlı olarak paylaşılmadığı takdirde, gelir farkları derinleşecek.
“AI kazanımları birikimli ve yayılmacı olabilir,” diyen Schellekens, bu sürecin sonunda küresel sistemde ciddi bir dengesizlik oluşabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, artan eşitsizliklerin sosyal huzursuzluk, göç hareketleri ve jeopolitik gerginlikler gibi alanlarda da etkilerini gösterebileceği vurgulandı.
BM’den politika önerileri
Rapor, eşitsizliğin önüne geçmek için küresel iş birliği çağrısı yapıyor. UNDP’nin önerdiği bazı önlemler şunlar:
- AI altyapı yatırımlarının gelişmekte olan ülkelere yönlendirilmesi
- Veri paylaşım mekanizmalarının adil ve şeffaf biçimde düzenlenmesi
- Uluslararası eğitim fonlarıyla AI eğitiminin desteklenmesi
- Gelişmekte olan ülkelerin AI politikalarına teknik destek sağlanması
BM yetkilileri, bu adımların sadece insani değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik olduğunu savunuyor. “Yapay zekâda kapsayıcılık sağlanmazsa, dünya daha parçalı ve istikrarsız hale gelebilir” görüşü raporda sıkça vurgulanıyor.
UNDP’den uyarı: “Bekle-gör” politikası işe yaramayacak
Schellekens’e göre, birçok gelişmekte olan ülke yapay zekâ konusunda şu anda “bekle-gör” yaklaşımı sergiliyor. Ancak bu strateji, teknolojinin hızla geliştiği bir ortamda riskli olabilir:
“AI gelişimi hızlı ve birikimli ilerliyor. Bugün alınmayan önlemler, birkaç yıl sonra telafi edilemeyecek farklılıklar yaratabilir.”
Raporun en kritik uyarısı, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir araç değil, aynı zamanda kalkınma eşitsizliğini şekillendiren bir “politik değişken” haline geldiğidir.
Yapay zekânın “insani kalkınma” etkisi
Yapay zekânın insan gelişimi açısından taşıdığı fırsatlar da raporda ele alınıyor. Özellikle erken teşhis sistemleri, uzaktan eğitim platformları ve afet yönetimi çözümleri sayesinde AI’nın kalkınma süreçlerine olumlu katkı yapabileceği vurgulanıyor. Ancak bunun için küresel düzeyde “<strongeşit erişim” sağlanması gerekiyor.
BM’nin son mesajı net: Teknoloji, ancak eşit paylaşıldığında insanlık için kazançlı hale gelir.
Sonuç: Yapay zekâ için küresel sorumluluk zamanı
BM’nin yayımladığı bu son rapor, sadece teknolojik gelişmeleri değil, bu gelişmelerin küresel etkilerini de anlamak adına kritik bir çerçeve sunuyor. Yapay zekâ, gelişmiş ülkeler için fırsatlar vadederken, gelişmekte olan ülkeler için riskleri beraberinde getiriyor.
Bu nedenle, yapay zekânın getirdiği potansiyel kazanımların adil bir şekilde paylaşılması, küresel barış ve sürdürülebilir kalkınma için hayati önem taşıyor.