Apple'da liderlik değişimi: Tim Cook görevi John Ternus'a devrediyor | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.07
44,8945
EUR/TRY
%-0.12
52,8669
GBP/TRY
%-0.15
60,6932
CHF/TRY
%-0.21
57,5203
SAR/TRY
%0.06
11,9690
JPY/TRY
%-0.14
0,2824
RUB/TRY
%0.81
0,60327
EUR/USD
%-0.25
1,17580
EUR/GBP
%-0.01
0,8709
GBP/USD
%-0.25
1,3500
BRENT/USD
%0.60
96,12
XAU/TRY
%-0.72
214.703,71
XAG/TRY
%-1.08
3.538,37
CAD/TRY
%-0.04
32,8645
AUD/TRY
%-0.31
32,1041
SEK/TRY
%-0.28
4,9012
RSD/TRY
%-0.13
0,4503
XAU/USD
%-0.79
4.782,39

Apple’da liderlik değişimi: Tim Cook görevi John Ternus’a devrediyor

Apple'da 15 yıllık dönemin ardından CEO Tim Cook, görevini 1 Eylül itibarıyla donanım lideri John Ternus'a devrediyor. Şirketi 4 trilyon dolarlık büyüklüğe taşıyan lider, yeni süreçte stratejik ilişkileri yönetecek. Apple kurumsal yönetiminde tarih…

Apple'da 15 yıllık dönemin ardından CEO Tim Cook, görevini 1 Eylül itibarıyla donanım lideri John Ternus'a devrediyor

blank
Paylaş

Apple’da 15 yıllık dönemin ardından CEO Tim Cook, görevini 1 Eylül itibarıyla donanım lideri John Ternus’a devrediyor. Şirketi 4 trilyon dolarlık büyüklüğe taşıyan lider, yeni süreçte stratejik ilişkileri yönetecek.

Apple kurumsal yönetiminde tarihi devir teslim süreci

Küresel teknoloji endüstrisinin ve uluslararası sermaye piyasalarının en etkili kurumlarından biri olan Apple, kurumsal yönetim hiyerarşisinde tarihi bir dönüşüm aşamasına girmiştir. Şirketin amiral gemisi niteliğindeki devasa küresel operasyonlarını 15 yıl boyunca başarıyla yöneten ve teknoloji devini dünya finans tarihinin en kârlı işletmelerinden biri haline getiren CEO Tim Cook, liderlik meşalesini 1 Eylül tarihi itibarıyla donanım birimi sorumlusu John Ternus‘a devredeceğini resmi olarak duyurmuştur. Küresel hisse senedi piyasaları ve Wall Street yatırımcıları tarafından büyük bir dikkatle takip edilen bu görev değişimi, sadece Silikon Vadisi sınırları içinde değil, aynı zamanda küresel makroekonomik dengeler bağlamında da geniş yankı uyandırma potansiyeline sahiptir. Dünyanın en yüksek kapitalizasyona sahip şirketinin tepe yönetiminde gerçekleşen bu planlı ve kademeli rotasyon, şirketin kurumsal sürdürülebilirlik ilkelerine, uzun vadeli vizyonuna ve hissedar değerini koruma stratejilerine olan katı bağlılığını yansıtmaktadır. Piyasa analistleri ve kurumsal yatırımcılar, böylesine kompleks ve çok uluslu bir yapıda gerçekleşen geçiş sürecinin, şirketin operasyonel verimliliğini zedelemeden ve piyasa güvenini sarsmadan pürüzsüz bir biçimde tamamlanmasının hayati bir öneme sahip olduğunu sıklıkla vurgulamaktadır. Yeni lider John Ternus, görevine başlarken selefinin inşa ettiği devasa finansal mirası korumak, küresel tedarik zinciri operasyonlarını optimize etmek ve şirketi yeni bir teknolojik döngüye sokmak gibi son derece zorlu ve çok boyutlu bir ticari misyonu üstlenecektir.

Dört trilyon dolarlık şirketin finansal büyüme serüveni

Eski CEO Tim Cook‘un 15 yıla yayılan görev süresi, modern finans ve işletme tarihinin en olağanüstü servet yaratımı hikayelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Görevi efsanevi kurucu Steve Jobs’tan devraldığı ilk yıllarda şirketin uzun vadeli kârlılığı ve yenilik kapasitesi konusunda piyasalarda bazı rasyonel şüpheler bulunmasına rağmen, uyguladığı eşsiz tedarik zinciri yönetimi ve operasyonel mükemmeliyet stratejileriyle bu şüpheleri tamamen ortadan kaldırmıştır. Onun vizyoner liderliği altında teknoloji devi, salt yüksek donanım kâr marjlarına bağımlı bir üretici olmaktan çıkarak, akıllı giyilebilir cihazlar, premium video yayın platformları ve finansal ödeme sistemleri gibi çok çeşitli, katma değeri yüksek ve yüksek kâr marjlı alanlara yayılan devasa bir ekonomik ekosisteme dönüşmüştür. Bugün itibarıyla şirketin borsa işlemlerinde ulaştığı ve dünya ekonomisinde birçok ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasını geride bırakan 4 trilyon dolarlık piyasa değeri, bu istikrarlı finansal büyüme modelinin bilançolardaki en somut yansımasıdır. Özellikle hizmetler (services) segmentinden elde edilen düzenli ve öngörülebilir nakit akışları, donanım satışlarındaki dönemsel dalgalanmaları (upgrade cycle) dengeleyerek kurumsal yatırımcılara eşsiz bir getiri güvenliği sağlamıştır. Bu muazzam finansal mimari, şirketin hisse senetlerini küresel makroekonomik krizlerde, enflasyonist baskılarda ve faiz artırımı döngülerinde adeta güvenli bir sığınak limanı haline getirmiştir.

Hizmetler ekosisteminin gelir çeşitlendirmesindeki rolü

Şirketin ulaştığı astronomik büyüklüğün arkasında yatan en kritik yapısal faktör, gelir kaynaklarının donanımdan hizmetlere doğru ustalıkla çeşitlendirilmesi olmuştur. Yeni dönemde John Ternus tarafından yönetilecek olan bu devasa mekanizma, Apple Pay, Apple Card, bulut depolama hizmetleri ve dijital içerik aboneliklerinden oluşan, tek başına küresel Fortune 500 şirketlerinin birçoğundan daha büyük gelir üreten bir finansal teknoloji (FinTech) ve hizmetler birimine dönüşmüştür. İşletme marjları (operating margins) geleneksel donanım satışlarına kıyasla çok daha yüksek olan bu abonelik bazlı model, şirketin milyarlarca aktif cihaz tabanından düzenli ve risksiz rant elde etmesini sağlamaktadır. Finansal analizler, bu hizmetler ekosisteminin şirketin toplam piyasa değeri içindeki payının giderek arttığını ve yatırımcıların şirketi değerlerken geleneksel donanım çarpanlarından ziyade yazılım ve hizmet (SaaS) çarpanlarını kullanmaya başladığını göstermektedir. Bu gelir modeli dönüşümü, Tim Cook‘un en büyük finansal zaferi olarak kabul edilirken, yeni yönetimin bu sadık kullanıcı tabanını koruyarak kişi başı elde edilen ortalama geliri (ARPU) maksimize etme stratejisini aynen sürdürmesi beklenmektedir. Ekonomik durgunluk (resesyon) dönemlerinde bile tüketicilerin dijital hizmet aboneliklerini iptal etme konusundaki isteksizliği, şirketin gelir projeksiyonlarına olağanüstü bir defansif özellik kazandırmaktadır.

Yeni tepe yöneticisinin profili ve donanım mühendisliği

Elli yaşındaki yeni CEO John Ternus, teknoloji devinin son derece köklü kurum kültürünü en ince ayrıntısına kadar bilen ve ürün geliştirme süreçlerine aralıksız 25 yılını adamış, sektörde son derece saygın bir mühendislik figürüdür. 2021 yılından itibaren donanım mühendisliği bölümünün en tepesinde yer alan bu tecrübeli isim, şirketin milyarlarca dolarlık kâr üreten en kritik ürün gruplarının mimari tasarımından ve üretim optimizasyonundan doğrudan sorumlu olmuştur. Özellikle şirketin Intel tabanlı işlemcilerden vazgeçerek kendi tasarımı olan silikon yongalara (Apple Silicon) geçiş sürecini kusursuz bir mühendislik ve tedarik zinciri entegrasyonu ile yönetmesi, şirketin brüt kâr marjlarında (gross margins) tarihi rekor seviyelere ulaşılmasını sağlamış ve dış tedarikçilere ödenen milyarlarca dolarlık lisans ve alım maliyetlerini ortadan kaldırmıştır. Yeni liderin işletme (MBA) veya finans kökenli değil de tamamen mühendislik kökenli bir donanım uzmanı olması, finansal piyasalar ve kurumsal yatırımcılar tarafından şirketin yenilikçi ürün döngüsüne ve endüstriyel tasarımdaki rekabetçi avantajına eskisinden çok daha fazla ağırlık vereceği şeklinde pozitif yorumlanmaktadır. Görevi devralacak liderin önündeki en büyük ticari sınav, akıllı telefon pazarındaki genel doygunluğu aşacak tamamen yeni donanım kategorileri yaratmak ve devasa piyasa değeri düzeyini sürdürülebilir kılacak büyüme hikayelerini yatırımcı portföylerine entegre etmektir.

Şirket içi yeniden yapılanma ve ar-ge optimizasyonu

Gerçekleşen bu devasa organizasyonel değişim, yalnızca en tepe yönetim koltuğuyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda şirketin milyarlarca dolarlık bütçeye sahip çekirdek mühendislik birimlerinde de son derece stratejik bir yeniden yapılanma sürecini beraberinde getirmiştir. Tepe yönetime geçen liderden boşalan donanım mühendisliği birimi, kendisinin uzun süreli ve güvenilir yardımcısı Tom Marieb’e emanet edilecektir. Bu liyakat odaklı geçiş, ürün geliştirme süreçlerindeki kurumsal hafızanın, operasyonel hızın ve gizlilik prensiplerinin bozulmadan sürdürülebilmesi adına atılmış son derece rasyonel bir finansal hamledir. Marieb’in, yeni Donanım Direktörü (Chief Hardware Officer) olarak atanan Johny Srouji’ye bağlı olarak görev yapacak olması ise çok daha derin bir stratejik entegrasyon anlamına gelmektedir. Srouji’nin bu genişletilmiş yeni pozisyonu, birleştirilen donanım mühendisliği ve donanım teknolojileri (çip tasarımı) grubunun tek bir merkezden, tam bir dikey entegrasyon (vertical integration) ile yönetilmesini sağlayacaktır. Bu idari birleşme hamlesi, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) bütçelerinin tekrarlayan maliyetlerden arındırılarak çok daha verimli kullanılmasına, teknolojik yeniliklerin fikirden pazara çıkış süresinin (time-to-market) dramatik ölçüde kısaltılmasına ve nihai olarak operasyonel kârlılığın (EBITDA) maksimize edilmesine yönelik yapısal bir dönüşümdür. Finansal analistler, birimler arasındaki bu sıkı entegrasyonun birim başına düşen sabit maliyetleri düşüreceğini ve uzun vadede hissedar getirisini (ROE) önemli ölçüde destekleyeceğini öngörmektedir.

Küresel jeopolitik dengeler ve diplomatik stratejiler

Şirketi zirveye taşıyan Tim Cook, 1 Eylül itibarıyla icracı CEO pozisyonundan resmi olarak ayrılarak yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlenecek ve mesaisini küresel sahadaki makroekonomik tehditlere odaklayacaktır. Bu yeni rol, şirketin uluslararası boyuttaki karmaşık regülasyon ve yüksek düzeyli diplomasi trafiğini yönetmek gibi, şirketin bekası için hayati öneme sahip bir finansal ve hukuki misyonu içermektedir. Halihazırda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yönetimi ile şirket arasındaki son derece hassas ticari ilişkileri, gümrük vergisi muafiyetlerini ve teknoloji politikalarını başarıyla yöneten tecrübeli lider, aynı zamanda Çin pazarı ile olan milyarlarca dolarlık ekonomik bağları canlı tutmak amacıyla düzenli olarak Pekin’e seyahat etmektedir. Küresel ticaret savaşları, korumacı ekonomi politikaları, karşılıklı gümrük tarifeleri ve yarı iletken teknoloji ambargoları gibi makroekonomik risklerin tarihin en yüksek seviyelerinde olduğu bir konjonktürde, şirketin üretim altyapısının büyük bir bölümünü barındıran Asya pazarı ile Washington karar alıcıları arasındaki o ince siyasi dengenin korunması, mevcut 4 trilyon dolarlık piyasa değeri için bir numaralı güvence mekanizmasıdır. Yeni yönetim kurulu başkanının bu jeopolitik satranç tahtasında yıllar içinde edindiği olağanüstü tecrübe ve kişisel ilişkiler ağı, yeni CEO John Ternus‘un makro krizlerle boğuşmak yerine sadece ürün inovasyonuna ve kârlılığa odaklanabilmesi için gerekli olan eşsiz bir kurumsal koruma kalkanı sağlayacaktır.

Tedarik zinciri optimizasyonu ve üretim çeşitlendirmesi

Dünyanın en değerli teknoloji firmasının sahip olduğu olağanüstü piyasa değeri, büyük ölçüde kusursuz bir zamanlamayla işleyen, sermaye açısından son derece hafif (asset-light) ve dünyanın en verimli tedarik zinciri ağına dayanmaktadır. Eski yönetimin tedarik zinciri operasyonları konusundaki eşsiz ustalığı, şirketin brüt kâr marjlarını enflasyonist ortamlarda bile korumasında başrol oynamıştır. Yeni dönemde John Ternus ve mühendislik ekibinin, bu sağlam temelin üzerine çıkarak üretim hatlarını coğrafi olarak çeşitlendirmesi, özellikle Hindistan ve Vietnam gibi alternatif ve düşük maliyetli üretim üslerine yönlendirilen milyarlarca dolarlık yatırımları hızlandırması gerekecektir. Tüm operasyonel yükü tek bir coğrafyaya (Çin) bağımlı kılmanın yarattığı makroekonomik ve jeopolitik riskler, özellikle pandemi dönemindeki fabrika kapanmalarında ve sonrasındaki küresel lojistik krizlerde tüm çıplaklığıyla görülmüştür. Üretim altyapısının uluslararası ölçekte çeşitlendirilmesi, gelecekteki olası gümrük vergisi risklerini minimize edecek, yerel hükümetlerden alınan vergi teşvikleriyle (tax incentives) desteklenecek ve küresel lojistik maliyetlerini optimize edecektir. Donanım üretiminin en üst düzey yöneticisi olarak yıllarca karmaşık tedarikçilerle doğrudan fiyat pazarlığı süreçlerini yöneten yeni liderin, montaj ortakları ve yarı iletken parça üreticileri üzerinde yaratacağı maliyet düşürme baskısı, şirketin operasyonel kârlılığını (Operating Income) doğrudan ve sürdürülebilir bir şekilde destekleyecek en temel faktördür.

Yatırımcı beklentileri ve hisse senedi piyasa tepkileri

Wall Street borsaları ve küresel sermaye piyasaları, trilyon dolarlık şirketlerdeki liderlik değişimlerine genellikle yüksek volatilite (fiyat dalgalanması) ve endişe ile tepki verme eğilimindedir; ancak teknoloji devindeki bu devir teslim sürecinin yıllar öncesinden ustalıkla ve şeffaf bir iletişim stratejisiyle planlanmış olması, hisse senedi piyasalarında yaşanabilecek olası panik satışlarını tamamen engellemiştir. Küresel ölçekte trilyonlarca doları yöneten kurumsal yatırımcılar, devasa emeklilik fonları ve varlık yönetim şirketleri, şirketin hissedarlarına sunduğu öngörülebilir ve düzenli kar payı (temettü) dağıtımı ile hisse başına kazancı (EPS) suni olarak artıran devasa hisse geri alım (share buyback) programlarının yeni yönetim döneminde de aynı hızla devam edip etmeyeceğini yakından izleyecektir. John Ternus‘un kurumsal finans disiplinine ve serbest nakit akışı (free cash flow) tahsisi stratejilerine olan yaklaşımı, önümüzdeki çeyreklerde düzenlenecek detaylı yatırımcı sunumlarında netlik kazanacaktır. Yatırımcıların ve finansal analistlerin şirketten en büyük beklentisi, bilançoda atıl duran devasa nakit rezervlerinin inorganik büyüme fırsatlarında (stratejik ve vizyoner şirket satın almaları) veya yüksek kârlılığa sahip yeni nesil teknoloji alanlarında rasyonel bir şekilde değerlendirilmesidir. Geçiş sürecinin güvenliğini artırmak adına, şirketin uzun süreli Yönetim Kurulu Başkanı Art Levinson’ın baş bağımsız yönetici (lead independent director) konumuna geçmesi de, kurumsal yönetişim ilkeleri (Corporate Governance) ve SEC (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) düzenlemeleri açısından yatırımcılara tam bir güven veren, olası çıkar çatışmalarını en başından önleyen profesyonel bir yapısal güvenlik ağıdır.

Regülasyon baskıları ve makroekonomik hukuki belirsizlikler

Şirketin yeni yöneticisinin masasında bekleyen en zorlu ve yüksek maliyetli finansal tehditlerden biri, küresel ölçekte giderek artan antitröst (rekabet kurumu) davaları, monopol iddiaları ve devletlerin uygulamaya koyduğu son derece katı teknoloji regülasyonlarıdır. Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı (DOJ) tarafından açılan tekelleşme davası ve Avrupa Birliği pazarında yürürlüğe giren yaptırım gücü yüksek Dijital Pazarlar Yasası (DMA) gibi yasal düzenlemeler, şirketin yüzde 70’leri aşan devasa kâr marjına sahip uygulama mağazası (App Store) gelirleri üzerinde öngörülemez bir risk oluşturmaktadır. Uygulama içi satın alımlardan alınan komisyon oranlarının mahkeme kararlarıyla düşürülmeye zorlanması veya kullanıcıların platform dışı (üçüncü taraf) ödeme sistemlerine yönlendirilmesine yasal olarak izin verilmesi, şirketin hizmetler segmentindeki çift haneli gelir büyümesini yavaşlatma potansiyeli taşıyan çok ciddi bir ekonomik handikaptır. Görevi devreden eski liderin, yönetim kurulu başkanı sıfatıyla uluslararası arenadaki bu çetin regülatif savaşları diplomasi, lobicilik faaliyetleri ve yasal uzlaşmalar yoluyla çözmeye çalışması piyasalar tarafından beklenirken; yeni CEO’nun ise bu süreçte donanım inovasyonları ve yeni servis paketleriyle oluşabilecek potansiyel komisyon geliri kayıplarını hızla telafi edecek yenilikçi ve yasalara uygun iş modelleri geliştirmesi şarttır. Tüm bu zorlu makroekonomik rüzgarlar, yaptırım tehditleri ve hukuki baskılar altında şirketin koruyacağı büyüme hızı son derece kritiktir.

Yapay zeka teknolojileri ve devasa sermaye harcamaları

Teknoloji devinin yeni dönemindeki finansal performansını ve borsadaki kaderini belirleyecek en kritik inovasyon alanı, şüphesiz üretken yapay zeka (Generative AI) teknolojilerine yapılacak milyarlarca dolarlık araştırma ve geliştirme sermaye harcamalarıdır (CapEx). Silikon Vadisi’ndeki diğer rakiplerin yapay zeka yarışında devasa veri merkezleri inşa ettiği ve büyük dil modellerine (LLM) on milyarlarca dolar akıttığı bir makro ortamda, şirketin kendi kapalı ekosistemine kademeli olarak entegre edeceği akıllı algoritmaların, durgunlaşan donanım satışlarını (supercycle) yeniden şiddetli bir şekilde ivmelendirmesi piyasalar tarafından fiyatlanmaktadır. Yeni liderin eşsiz mühendislik dehası, yapay zeka modellerini buluta bağımlı kalmadan doğrudan cihaz üzerinde (on-device) hızlı ve güvenli bir lokal formatta çalıştırabilecek gelişmiş nöral işlem birimlerinin (Neural Engine NPU) geliştirilmesinde şirkete büyük bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Bu stratejik yaklaşım, sadece kullanıcı veri gizliliğini en üst düzeyde koruyarak şirketin marka değerine katkı sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda devasa bulut sunucularına ve dış veri işlem sağlayıcılarına ödenecek astronomik işlem maliyetlerinden de milyarlarca dolarlık tasarruf edilmesine olanak tanıyacaktır. Görevi devreden liderin yaptığı ve piyasalara güven veren veda açıklamasında da bu yetkinliklere dikkat çekilmiştir:

“John Ternus bir mühendis zihnine, bir yenilikçi ruhuna ve dürüstlükle liderlik edecek bir yüreğe sahip. 25 yıl boyunca Apple’a sayısız katkı sunmuş bir vizyonerdir ve şirketi geleceğe taşıyacak doğru kişi olduğu tartışmasızdır”

Mekansal bilişim ve yeni donanım kategorilerinin finansmanı

Akıllı telefon pazarının küresel çapta büyüme sınırlarına ulaşmasıyla birlikte şirketin mevcut devasa piyasa değeri oranlarını koruyabilmesi için yeni ve devrimsel ürün kategorilerine acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Şirketin geçtiğimiz dönemde piyasaya sürdüğü Artırılmış Gerçeklik (AR) ve Sanal Gerçeklik (VR) odaklı karma gerçeklik başlığı, mekansal bilişim (spatial computing) adı verilen yepyeni bir tüketici ve kurumsal bilişim ekosisteminin temellerini atmıştır. Ancak bu alandaki ilk jenerasyon ürünlerin son derece yüksek üretim maliyetleri ve kısıtlı tedarik zinciri kapasiteleri nedeniyle tüketici satış fiyatlarının astronomik seviyelerde olması, ürünün kitlesel pazar adaptasyonunu geciktiren temel finansal bariyerdir. Yeni lider John Ternus‘un önündeki en zorlu mühendislik ve işletme problemi, bu ileri teknolojiyi ölçek ekonomisi (economies of scale) prensiplerini kullanarak daha uygun maliyetlerle seri üretime geçirmek ve teknolojiyi tabana yaymaktır. AR/VR cihazlarının yanı sıra, söylentileri dolaşan akıllı ev robotikleri ve otonom sistemler gibi milyarlarca dolarlık riskli Ar-Ge yatırımları gerektiren projeler, yeni yönetimin sermaye tahsisi konusundaki cesaretini ve vizyonunu test edecek en önemli donanım cepheleridir.

Kurumsal sürdürülebilirlik ve yeşil tahvil stratejileri

Finansal metriklerin ve donanım inovasyonlarının ötesinde, modern şirket değerlemelerinde giderek daha fazla ağırlık kazanan Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim (ESG) kriterleri, teknoloji devinin yeni dönem stratejilerinde merkezi bir rol oynamaya devam edecektir. Şirketin tedarik zincirini ve tüm ürün yaşam döngüsünü 2030 yılına kadar tamamen karbon nötr hale getirme hedefi, milyarlarca dolarlık temiz enerji yatırımını ve lojistik ağların yeşil dönüşümünü zorunlu kılmaktadır. Kurumsal sürdürülebilirlik projelerini finanse etmek amacıyla küresel piyasalara ihraç edilen milyarlarca dolarlık düşük faizli yeşil tahviller (green bonds), şirketin sermaye maliyetini (WACC) ucuzlatırken aynı zamanda çevreye duyarlı trilyonlarca dolarlık kurumsal yatırım fonlarının portföylerinde kalıcı bir yer edinmesini sağlamaktadır. Tim Cook‘un çevre politikalarına verdiği kişisel önemin, şirketin yeni operasyonel yapısı altında da aynen devam ettirilmesi, sadece bir halkla ilişkiler stratejisi değil, karbon vergileri ve Avrupa Birliği çevre regülasyonları gibi gelecekteki olası maliyet artışlarından korunmak için hayati bir risk yönetimi uygulamasıdır. Özetle, dünyayı sarsan bu liderlik değişimi, kârlılığın teknolojik inovasyonla ve finansal disiplinle harmanlandığı, küresel ekonomiye yön vermeye devam edecek uzun soluklu ve çok boyutlu yeni bir Apple serüveninin resmi başlangıcını işaret etmektedir.

blank

Wall Street İran gerilimiyle haftanın ilk gününü düşüşle tamamladı

Prev
blank

Almanya’nın vergi gelirleri Mart ayında arttı

Sonraki
Faizsiz Ev & Araba