Altın, ABD-İran ateşkesinin nasıl sonuçlanacağını bekliyor | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.07
44,8945
EUR/TRY
%-0.12
52,8669
GBP/TRY
%-0.15
60,6932
CHF/TRY
%-0.21
57,5203
SAR/TRY
%0.06
11,9690
JPY/TRY
%-0.14
0,2824
RUB/TRY
%0.81
0,60327
EUR/USD
%-0.25
1,17580
EUR/GBP
%-0.01
0,8709
GBP/USD
%-0.25
1,3500
BRENT/USD
%0.60
96,12
XAU/TRY
%-0.72
214.703,71
XAG/TRY
%-1.08
3.538,37
CAD/TRY
%-0.04
32,8645
AUD/TRY
%-0.31
32,1041
SEK/TRY
%-0.28
4,9012
RSD/TRY
%-0.13
0,4503
XAU/USD
%-0.79
4.782,39

Altın, ABD-İran ateşkesinin nasıl sonuçlanacağını bekliyor

ABD ve İran arasında ilan edilen ateşkesin sona ermesiyle altın piyasaları yeni yön arayışında. Ons altın 4 bin 793 dolar, gram altın ise 6 bin 917 TL seviyelerinde işlem görürken gözler İslamabad görüşmelerinde. Ateşkes sürecinin sona ermesi ve piyasalardaki bekle…

ABD ve İran arasında ilan edilen ateşkesin sona ermesiyle altın piyasaları yeni yön arayışında

blank
Paylaş

ABD ve İran arasında ilan edilen ateşkesin sona ermesiyle altın piyasaları yeni yön arayışında. Ons altın 4 bin 793 dolar, gram altın ise 6 bin 917 TL seviyelerinde işlem görürken gözler İslamabad görüşmelerinde.

Ateşkes sürecinin sona ermesi ve piyasalardaki beklentiler

Uluslararası finans sisteminde jeopolitik risklerin en önemli barometresi olarak kabul edilen altın fiyatları, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında yaklaşık iki hafta önce ilan edilen tarihi ateşkes sürecinin nihai sonucuna odaklanmış durumda. İki ülke arasında diplomatik kanalların açılmasına ve bölgesel barış müzakerelerine imkan tanımak amacıyla başlatılan bu iki haftalık mola, küresel piyasalar üzerinde geçici bir iyimserlik rüzgarı estirmişti. Ancak, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın ilan ettiği ateşkes süresinin bugün ABD yerel saati ile gece yarısına doğru resmen sona erecek olması, yatırımcıların risk iştahını yeniden baskılamaya başladı. Trump yönetiminin ateşkesi daha fazla uzatma niyeti olmadığını son derece net ve keskin bir dille ifade ettiği bu gergin ortamda, altın piyasaları ve genel olarak emtia borsaları, geri kalan 24 saatlik kritik zaman diliminde tarafların İslamabad’daki müzakere masasına yeniden oturup oturmayacağını nefeslerini tutarak takip ediyor.

Diplomatik süreçlerde yaşanan bu tür zaman kısıtlamaları (deadline), finansal piyasalarda algoritmik ticaret sistemlerinin ve kurumsal portföy yöneticilerinin en çok hassasiyet gösterdiği anlardan biridir. Gece yarısı dolacak olan süre, özellikle Asya seansının açılışına denk geleceği için piyasalarda ciddi bir likidite boşluğu ve buna bağlı olarak sert fiyat dalgalanmaları (volatilite) yaratma potansiyeline sahiptir. Yatırımcılar, ateşkesin sona ermesinin ardından Orta Doğu’da askeri hareketliliğin yeniden başlayıp başlamayacağını fiyatlamaya çalışırken, portföylerindeki riskli varlıkları azaltarak altına yönelme eğilimi gösteriyorlar. Ons altın fiyatlarında yaşanan bu bekle-gör stratejisi, aslında piyasanın henüz net bir yön tayin edememesinden ve olası bir savaş senaryosunun yaratacağı yıkıcı ekonomik etkilerden korunma güdüsünden kaynaklanmaktadır.

Ateşkesin uzatılmaması durumunda bölgesel çatışmaların sadece askeri bir boyutta kalmayacağı, aynı zamanda küresel enerji arzını, uluslararası ticaret rotalarını ve tedarik zincirlerini de derinden sarsacağı ekonomi çevrelerince çok iyi bilinmektedir. Hürmüz Boğazı gibi kritik enerji geçiş güzergahlarının güvenliği, altın ve petrol gibi stratejik emtiaların fiyatlanmasında doğrudan etkilidir. Bu nedenle, kalan saatler içerisinde diplomatik kanallardan gelecek en ufak bir olumlu veya olumsuz haber akışı, ons altın fiyatlarında anlık ve çok sert kırılmalara yol açabilir. Kurumsal yatırımcılar, bu tür ikili (binary) risk durumlarında genellikle opsiyon piyasalarını kullanarak portföylerini koruma altına almayı tercih etmektedirler. Bu da altın piyasasındaki zımni volatilitenin (implied volatility) tarihi zirvelere yaklaşmasına neden olmaktadır.

Ons altın ve gram altın fiyatlarında güncel teknik seviyeler

Jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde fiyatlanan altın piyasasında, güncel teknik veriler yatırımcıların kısa vadeli stratejilerini belirlemesinde kritik bir rol oynamaktadır. Son işlem gününden elde edilen verilere göre ons altın, düne kıyasla yüzde 0,5 oranında sınırlı bir kayıp yaşayarak 4 bin 793 dolar seviyelerinden işlem görmeye devam ediyor. Bu geri çekilme, yatırımcıların bir kısmının ateşkesin son saatlerine girilirken kâr realizasyonu yapmasından ve nakde dönme isteğinden kaynaklanıyor. Yüzde 0,5’lik düşüş her ne kadar dramatik bir satış dalgasını işaret etmese de, fiyatların kritik bir eşikte dengelendiğini ve her iki yöne de kırılabilecek bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. Teknik analistler, bu seviyelerdeki yatay seyri, piyasanın yeni bir katalizör (haber akışı) beklediği bir konsolidasyon evresi olarak yorumluyor.

Türkiye iç piyasasında ise durum, küresel ons altın fiyatlarının yanı sıra Dolar/TL döviz kurunun hareketliliğine de bağlı olarak şekillenmektedir. Uluslararası piyasalardaki yavaşlamaya paralel olarak gram altın fiyatları şu sıralarda 6 bin 917 TL seviyelerinde tutunmaya çalışıyor. Gram altın yatırımcıları, sadece İslamabad’dan gelecek diplomatik haberleri değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politikalarını ve küresel dolar endeksinin (DXY) seyrini de yakından izlemek zorundadır. Zira ons altın fiyatlarında yaşanabilecek olası bir geri çekilme, içeride dolar kurunun sabit kalması veya yükselmesi durumunda gram altın yatırımcısını kısmen koruyabilecek bir matematiksel ilişkiye (korelasyon) sahiptir. Ancak her iki değişkenin (ons ve dolar) aynı anda düşüş veya yükseliş eğilimine girmesi, iç piyasada çok daha sert fiyat hareketlerine zemin hazırlayacaktır.

Kısa vadeli teknik analiz projeksiyonlarına bakıldığında, piyasa uzmanları ons altın için bugün en kritik destek seviyesi olarak 4 bin 735 dolar bandını işaret ediyorlar. Eğer gece yarısı dolacak olan ateşkes süresi olumlu bir sonuca bağlanır ve jeopolitik risk primi piyasadan aniden silinirse, yatırımcıların güvenli limandan çıkış hızlanabilir. Bu senaryoda 4 bin 735 dolar desteğinin aşağı yönlü kırılması halinde, fiyatların hızla 4 bin 685 dolara doğru sert bir geri çekilme (düzeltme) yaşaması kuvvetle muhtemeldir. Öte yandan, müzakerelerin çökmesi ve savaş çanlarının yeniden çalması durumunda ise fiyatlar yönünü hızla yukarı çevirecektir. Bu durumda takip edilecek ilk güçlü direnç seviyeleri 4 bin 832 dolar ve ardından 4 bin 891 dolar olarak öne çıkmaktadır. Özellikle 4 bin 891 dolar seviyesinin hacimli bir şekilde aşılması, altın piyasasında yeni bir yükseliş trendinin (boğa piyasası) teyidi olarak kabul edilecektir.

İslamabad görüşmelerinin emtia fiyatları üzerindeki etkileri

ABD ve İran heyetlerinin arabulucular vasıtasıyla İslamabad’da yürüttükleri temaslar, sadece iki ülke arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda tüm küresel piyasalar ve emtia kompleksini derinden etkileyecek tarihi bir öneme sahiptir. Müzakere masasında nükleer program kısıtlamaları, bölgesel vekalet savaşları, ekonomik yaptırımların esnetilmesi ve en önemlisi Körfez bölgesindeki enerji arz güvenliği gibi birbirinden karmaşık ve ağırlığı yüksek konular bulunmaktadır. Bu görüşmelerden çıkacak olan sonuç, küresel sermaye akışlarının yönünü tamamen değiştirebilecek kapasitededir. Piyasaların bu denli kilitlenmesinin temel nedeni, masadaki konuların dünya enerji maliyetleri ve dolayısıyla küresel enflasyon üzerinde yaratacağı doğrudan etkidir.

Müzakere sürecini ve altın fiyatları üzerindeki beklentileri değerlendiren Capital.com’da kıdemli finans piyasası analisti olan Kyle Rodda, mevcut durumu şu sözlerle özetliyor:

“Yatırımcılar şu anda ‘İslamabad’daki görüşmelerin devam edip etmeyeceğine ve devam ederse ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağına, hatta daha da iyisi bir barış anlaşmasının imzalanıp imzalanmayacağına’ dair bir sonraki haber başlığını bekliyorlar”

Bu ifadeler, piyasadaki belirsizliğin sadece bir “savaş veya barış” ikileminden ibaret olmadığını, aynı zamanda sürecin uzama ihtimalinin de (ateşkesin geçici olarak uzatılması) masada olduğunu gösteriyor. Yatırımcı psikolojisi açısından en zorlu durum, belirsizliğin sürmesidir. Eğer ateşkes örneğin bir ay daha uzatılırsa, ons altın fiyatlarındaki bu gergin bekleyiş yatay bir bantta devam edebilir. Ancak nihai ve kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanması, küresel risk algısında radikal bir iyileşme yaratarak sermayenin güvenli limanlardan çıkıp hisse senetleri gibi riskli varlıklara yönelmesini (risk-on) tetikleyecektir.

Analist Kyle Rodda, bu senaryonun altın piyasasına yansımasını ise oldukça ilginç ve dolaylı bir makroekonomik mekanizma üzerinden açıklıyor:

“Bu gelişmeler gerçekleşirse, petrol fiyatları düşeceği için altın muhtemelen güçlü bir destek görecektir. Eğer bunlar gerçekleşmezse, piyasada yeniden bir miktar dalgalanma görmeye başlayabilirsiniz”

Rodda’nın bu analizi, emtia piyasalarındaki içsel korelasyonları anlamak açısından son derece önemlidir. Genellikle jeopolitik risklerin azalması altını düşürür gibi görünse de, barış anlaşması durumunda petrol fiyatlarında yaşanacak sert düşüş, küresel enflasyon beklentilerini aşağı çekecektir. Enflasyonun düşmesi, ABD Merkez Bankası (Fed) gibi büyük merkez bankalarının faiz oranlarını daha hızlı ve daha agresif bir şekilde indirmesine (güvercin politika) olanak tanır. Faiz oranlarının düştüğü bir ortamda, faiz getirisi olmayan ons altın gibi varlıkların elde tutulma maliyeti (fırsat maliyeti) azalacağından, altın fiyatları yapısal ve uzun vadeli çok daha güçlü bir destek bulabilir. Yani barış, kısa vadede altını sarsabilecek olsa da, düşen petrol fiyatları üzerinden yaratacağı makroekonomik zemin altının orta ve uzun vadeli yükselişini destekleyebilir.

Jeopolitik risklerin güvenli liman varlıklarına yapısal etkisi

Tarihsel perspektiften bakıldığında altın, insanoğlunun kriz anlarında sığındığı en kadim ve en güvenilir varlık sınıfıdır. Devletlerin çökebileceği, kağıt paraların hiperenflasyonla değerini tamamen yitirebileceği ve finansal sistemlerin donabileceği savaş veya kriz dönemlerinde, fiziki karşılığı olan ve hiçbir merkeze bağlı yükümlülük içermeyen altın, yatırımcıların servetlerini koruma refleksinin merkezinde yer alır. ABD ve İran arasındaki bu son kriz de, altının bu yapısal özelliğini bir kez daha test etmektedir. Jeopolitik risk primi olarak adlandırılan bu ekstra fiyatlama, çatışma ihtimalinin yoğunluğuna göre altının onsu üzerinde onlarca, bazen yüzlerce dolarlık sanal bir yastık oluşturur.

Bugün 4 bin 793 dolar seviyesindeki fiyatın içinde, sadece enflasyon koruması veya merkez bankası politikalarının fiyatlaması değil, aynı zamanda bu spesifik ABD-İran geriliminin yarattığı korku endeksi de (fear premium) bulunmaktadır. Geleneksel olarak, Orta Doğu kökenli jeopolitik krizler küresel piyasalar üzerinde çok daha sarsıcı etkilere sahiptir çünkü bölge, dünya petrol üretiminin ve enerji geçiş yollarının kalbidir. Herhangi bir füze saldırısı veya boğaz kapatma hamlesi, küresel tedarik zincirlerinde anında bir kalp krizine yol açma potansiyeli taşır. Bu korku, devasa portföy yöneticilerini, emeklilik fonlarını ve varlık yönetim şirketlerini, portföylerinin belli bir yüzdesini zorunlu olarak altına kaydırmaya iter. Milyarlarca dolarlık bu defansif sermaye akışı, ons altın fiyatlarında çok güçlü destek noktaları yaratır.

Bu yapısal etki, sadece uluslararası yatırımcılar için değil, yerel yatırımcılar için de hayati önem taşır. Türkiye’deki bir bireysel yatırımcı, dünyadaki bu makro risklerden korunmak amacıyla gram altın pozisyonu alırken aslında iki farklı riski (küresel kriz ve yerel kur riski) aynı anda hedge etmiş (korumuş) olur. ABD ve İran arasındaki gerilim, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin risk primlerini (CDS) de olumsuz etkilediğinden, yerel para birimi üzerinde baskı oluşturabilir. Bu durumda ons fiyatı sabit kalsa dahi, dolar kurundaki olası bir artış gram altın fiyatlarını yukarı itecek; ons fiyatının jeopolitik krizle yükselmesi durumunda ise yatırımcının getirisi çarpan etkisiyle katlanacaktır. Bu ikili koruma mekanizması, altını Türk yatırımcısı için kriz dönemlerinin en cazip finansal enstrümanı haline getirmektedir.

Küresel piyasalar ve makroekonomik verilerin altınla etkileşimi

Ateşkesin kaderini beklerken, altının fiyatlama mekanizmasının sadece İslamabad’dan gelecek haberlerle sınırlı olmadığını, çok daha geniş bir makroekonomik ekosistem içinde yer aldığını unutmamak gerekir. Küresel piyasalar, aynı anda birçok farklı veriyi sentezleyerek bir fiyat oluşturur. Şu anda ABD ekonomisine ilişkin açıklanan büyüme verileri, istihdam raporları, çekirdek enflasyon göstergeleri ve en önemlisi tahvil getirileri, altının ana yönünü tayin eden temel dinamiklerdir. Özellikle ABD 10 yıllık Hazine tahvil getirileri ile ons altın arasında tarihsel olarak çok güçlü bir ters korelasyon bulunmaktadır. Yatırımcılar, güvenli liman arayışında olduklarında genellikle altını ve ABD tahvillerini birbirlerine alternatif olarak görürler.

Eğer İslamabad görüşmeleri başarısız olur ve çatışma riski artarsa, yatırımcılar paniğe kapılarak ABD tahvillerine hücum edebilirler. Tahvillere olan talebin artması, tahvil fiyatlarını yükseltirken getirilerini düşürür. Tahvil getirilerindeki bu düşüş, altının en büyük rakibinin getirisinin azalması anlamına geldiği için ons altın fiyatlarında eş zamanlı ve çok güçlü bir ralli başlatabilir. Buna ek olarak, ABD dolarının (DXY Endeksi) küresel piyasalardaki seyri de kritik bir faktördür. Altın, uluslararası piyasalarda dolar üzerinden fiyatlandığı için, doların diğer majör para birimleri karşısında değer kazanması (örneğin kriz anında dolar likiditesine olan talebin artması nedeniyle), altının diğer para birimlerini kullanan alıcılar için pahalılaşmasına ve dolayısıyla talebinin kısmen düşmesine neden olabilir. Ancak genellikle aşırı panik dönemlerinde, hem doların hem de altının aynı anda güvenli liman olarak değer kazandığı istisnai piyasa koşulları (safe-haven tandem) da gözlemlenmektedir.

Ayrıca, büyük merkez bankalarının (özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerin merkez bankaları) rezerv çeşitlendirme politikaları kapsamında fiziki altın alımlarına hız kesmeden devam etmeleri, fiyatların belirli bir destek seviyesinin (örneğin 4 bin 735 dolar) altına düşmesini engelleyen devasa bir fiziki bariyer işlevi görmektedir. Dolarizasyondan kaçış (de-dollarization) stratejisi çerçevesinde yapılan bu rekor düzeydeki resmi sektör alımları, kısa vadeli jeopolitik dalgalanmalardan bağımsız olarak, ons altın piyasasında orta ve uzun vadeli yapısal bir yükseliş trendini destekleyen en önemli temel (fundamental) faktörlerden biri olmaya devam etmektedir.

Petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların altın piyasasına yansıması

Finans piyasaları analisti Kyle Rodda’nın altın ve petrol fiyatları arasında kurduğu bağlantı, makroekonomik analizlerin en derin konularından biridir. Geleneksel emtia piyasalarında petrol ve altın genellikle aynı yönde hareket etme eğilimindedir (pozitif korelasyon). Bunun nedeni, yükselen petrol fiyatlarının taşıma, üretim ve üretim maliyetlerini artırarak küresel enflasyonu körüklemesi ve enflasyondan korunmak isteyen yatırımcıların altın almasıdır. Ancak mevcut ABD-İran krizinde denklemin parametreleri farklı bir şekilde işleyebilir. Eğer İslamabad’da barış sağlanırsa, piyasadaki enerji arz güvenliği endişeleri tamamen ortadan kalkacak ve brent petrol fiyatlarında çok sert bir çöküş yaşanabilecektir.

Petrol fiyatlarındaki bu olası devasa düşüş, küresel ekonomiye anında bir “dezenflasyonist şok” olarak yansıyacaktır. Mal ve hizmet üretim maliyetlerinin hızla gerilemesi, manşet enflasyon oranlarını büyük merkez bankalarının hedeflerinin bile altına itebilir. Böyle bir makro ortamda, ABD Merkez Bankası (Fed) ekonominin soğumasını ve olası bir resesyonu engellemek için politika faizlerini (federal funds rate) arka arkaya çok agresif adımlarla indirmek zorunda kalacaktır. Küresel likiditenin (para arzının) bollaşması ve borçlanma maliyetlerinin sıfıra yaklaşması, getiri arayışında olan trilyonlarca dolarlık devasa fonların alternatif yatırım araçlarına yönelmesine neden olacaktır.

İşte bu noktada, düşük faiz ortamı ons altın için adeta bir can suyu niteliğindedir. Faizlerin düşük olduğu, paranın maliyetinin ucuzladığı dönemlerde altının portföylerdeki fırsat maliyeti ortadan kalkar. Dahası, merkez bankalarının para basarak piyasayı fonlaması, uzun vadede kağıt paraların değer kaybına (fiat currency debasement) uğrayacağı endişesini tetikler. Yatırımcılar, matbaada basılamayan ve arzı sınırlı olan altına yönelerek servetlerinin satın alma gücünü korumayı hedeflerler. Dolayısıyla, barışın getireceği ucuz petrol, paradoksal bir şekilde faizleri düşürerek küresel piyasalar içinde altın fiyatlarının yeni tarihi rekorlar kırmasına zemin hazırlayacak mükemmel bir fırtına yaratabilir.

Yatırımcı psikolojisi ve kısa vadeli volatilite beklentileri

Trump yönetiminin verdiği 24 saatlik süre daralırken, piyasalardaki psikolojik gerilim de had safhaya ulaşmış durumdadır. Finansal piyasaların en temel kuralı olan “beklentiyi al, gerçeği sat” (buy the rumor, sell the news) prensibi, şu an altın yatırımcılarının zihnini en çok meşgul eden konudur. Son iki haftalık ateşkes döneminde yatırımcılar, barış ihtimalini kısmen fiyatlamış olsalar da, sürecin aniden çökme ihtimali masada durduğu için ellerini tamamen açık etmemişlerdir. Özellikle bireysel yatırımcılar ile yüksek frekanslı işlem (HFT) yapan algoritmalar arasındaki savaş, kısa vadeli volatilitenin ana kaynağını oluşturmaktadır.

Bireysel yatırımcılar genellikle kriz anlarında fiziki altın veya gram altın sertifikaları gibi araçlara yönelirken, kurumsal fonlar ve hedge fonları (serbest fonlar) vadeli işlem piyasalarında (COMEX) kaldıraçlı pozisyonlar alarak spekülatif kâr elde etmeyi amaçlarlar. Gece yarısına yaklaştıkça, bu kaldıraçlı piyasalarda açık pozisyonların (open interest) hızla kapatılması veya yön değiştirmesi (short covering veya long liquidation) beklenebilir. Yüzde 0,5’lik düşüşle 4 bin 793 dolara gerileyen ons altın fiyatı, şu an için piyasanın bir miktar soluklandığını gösterse de, her an bir haber ajansına düşecek flaş bir son dakika gelişmesiyle yönünü saniyeler içinde onlarca dolar değiştirebilecek kadar gergindir.

Bu süreçte yatırımcı psikolojisini yönetmek, en az teknik analiz yapmak kadar zordur. Belirsizliğin tavan yaptığı anlarda, korku ve açgözlülük endeksleri (fear and greed index) uç noktalara savrulur. Uzmanlar, ateşkesin dolmasına saatler kala yatırımcıların portföylerindeki risk oranını minimize etmeleri, zararı durdur (stop-loss) emirlerini mutlaka sisteme girmeleri ve yüksek kaldıraçlı işlemlerden kesinlikle uzak durmaları gerektiği konusunda uyarıyorlar. İslamabad’dan gelebilecek olası bir “görüşmeler tıkandı” açıklaması, piyasalarda anlık bir panik alım dalgası yaratarak 4 bin 891 dolarlık direncin bile kağıt gibi yırtılmasına neden olabilir. Tam tersi bir barış müjdesi ise 4 bin 685 dolar desteğini hızla test ettirecek bir tasfiye (likidasyon) sürecini tetikleyebilir.

Uzun vadeli projeksiyonlar ve altın piyasasında stratejik adımlar

Önümüzdeki 24 saat, sadece kısa vadeli günlük al-sat (day trading) yapan yatırımcılar için değil, aynı zamanda portföylerini yıllar sonrasına göre planlayan uzun vadeli kurumsal yatırımcılar için de son derece belirleyici bir zaman dilimi olacaktır. Eğer ateşkes süresi uzatılmadan diplomatik süreç çöker ve ABD ile İran arasında düşük yoğunluklu veya doğrudan bir askeri çatışma başlarsa, ons altın piyasasında tüm teknik direnç seviyelerinin anlamını yitirdiği, tamamen panik güdüsüyle hareket edilen yeni bir “kriz fiyatlaması” dönemine girilecektir. Bu senaryoda fiyatların 5 bin dolar psikolojik sınırını hedeflemesi ve bu seviyenin üzerinde kalıcı olması hiç de uzak bir ihtimal olarak görülmemektedir.

Ancak daha yapıcı ve iyimser bir senaryo çerçevesinde, tarafların bir şekilde masada kalmayı başarması ve ateşkesin fiilen (de facto) devam etmesi durumunda, altın fiyatları kademeli olarak jeopolitik risk primini üzerinden atacaktır. Bu durumda piyasanın odak noktası yeniden merkez bankalarının faiz kararlarına, istihdam verilerine ve küresel büyüme projeksiyonlarına dönecektir.

blank

Kripto para yatırımcıları artık daha uzun vadeli pozisyon alıyor

Prev
blank

Petrol, ABD-İran görüşmeleri beklentisiyle geriledi

Sonraki
Faizsiz Ev & Araba