Allianz Commercial tarafından hazırlanan 15. Allianz Risk Barometresi, 2026 yılına dair küresel ve yerel iş dünyasının risk algısını ortaya koydu. 97 ülke ve bölgeden, 23 sektörü temsil eden 3.338 risk yönetimi uzmanının katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, özellikle siber olaylar, yapay zekâ ve makroekonomik gelişmeler gibi başlıklarda önemli veriler sundu.
Global düzeyde siber tehditler, beşinci kez üst üste birinci sırada yer alırken, yapay zekâ bu yıl büyük bir sıçrama yaparak 10. sıradan 2. sıraya yükseldi. Türkiye özelinde ise en büyük risk, geçen yıla göre ciddi bir değişim göstererek, %50 oranla makroekonomik gelişmeler olarak belirlendi.
Yapay zekâ, küresel risk sıralamasında ikinci sıraya yükseldi
Allianz Risk Barometresi 2026’da en dikkat çeken gelişme, yapay zekânın risk sıralamasındaki hızlı yükselişi oldu. Katılımcıların %32’si yapay zekâyı önemli bir risk faktörü olarak tanımlarken, neredeyse tüm sektörlerde bu teknolojinin bir yandan fırsat, diğer yandan da karmaşık bir tehdit kaynağı olduğu vurgulandı.
Ankete katılan uzmanların yarısına yakını yapay zekânın daha çok fayda sağladığını düşünürken, %20’lik bir kesim ise teknolojinin daha fazla risk barındırdığını belirtti. Bu durum, iş dünyasında teknolojik dönüşüm sürecinin risk yönetimi perspektifiyle yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koydu.
İş kesintisi, ilk kez ilk iki sıradan düştü
Küresel risk sıralamasında uzun süredir ilk iki arasında yer alan “iş kesintisi”, bu yıl 3. sıraya geriledi. Ancak Allianz uzmanları, bu riskin diğer birçok risk faktörünün bir sonucu olarak görülmeye devam ettiğini ve hâlâ iş dünyası için büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Doğal afetler 5. sırada yer alırken, iklim değişikliği %19 oy oranıyla 6. sıraya yükseldi. Siyasi riskler ve şiddet olayları da küresel düzeyde şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaşarak 7. sıraya yerleşti. Bu durum, jeopolitik istikrarsızlığın iş dünyasında artan bir tedirginlik oluşturduğuna işaret ediyor.
Türkiye’de risk algısı değişti: Ekonomi ilk sırada, siber tehditler ikinci
Türkiye’deki risk sıralaması, geçtiğimiz yıla kıyasla büyük bir değişim gösterdi. Geçen yıl 2. sırada yer alan makroekonomik gelişmeler, bu yıl %50 oranla listenin başına oturdu. Siber olaylar ise %46 ile ikinci sıraya yükseldi. Bu gelişme, Türkiye’de dijitalleşme süreciyle birlikte artan siber güvenlik kaygılarını da yansıtıyor.
3. sırada %35 oranla siyasi riskler ve şiddet yer alırken, geçtiğimiz yılın en büyük riski olan doğal afetler, %27 oy ile 4. sıraya geriledi. Yine de doğal afetler, Türkiye iş dünyasının öncelikli endişe alanlarından biri olmaya devam ediyor.
Yapay zekâ Türkiye’de ilk kez ilk 10’a girdi
Global çapta olduğu gibi Türkiye’de de yapay zekâ risk algısında yükselişe geçti. Bu yıl ilk kez %15 oranla 7. sırada yer aldı. Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, şirketlerin yapay zekâyı yalnızca bir stratejik avantaj olarak değil, aynı zamanda operasyonel, yasal ve itibar kaynaklı bir risk unsuru olarak da görmeye başladığını vurguladı.
Gürkan, 2026’da şirketlerin yapay zekâyı sistemlerine entegre etmeye çalışırken, sistem güvenilirliği, veri kalitesi ve entegrasyon sorunlarıyla karşılaşabileceklerine dikkat çekti. Ayrıca nitelikli iş gücü eksikliği, teknolojik dönüşümün önünde büyük bir engel olarak görülüyor.
Yetenek ve iş gücü sorunları, Türkiye’de yeni bir risk olarak listede
2026 risk barometresinde Türkiye için öne çıkan yeni başlıklardan biri de “yetenek ve iş gücü sorunları” oldu. İlk kez %15 oranla ilk 10’a giren bu risk, özellikle dijital dönüşüm sürecinde ortaya çıkan “dijital beceri açığı” nedeniyle önemli hale geldi.
Allianz Türkiye CEO’su Gürkan, bu gelişmeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Tıpkı dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de dijital becerilere olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Bu da iş gücü planlamasında yeni stratejilerin geliştirilmesini zorunlu kılıyor.”
İklim değişikliği Türkiye’de 5. sıraya yükseldi
Geçtiğimiz yıl 8. sırada yer alan iklim değişikliği, bu yıl %19 oranla 5. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, Türkiye’de çevresel farkındalığın arttığını gösteren bir işaret olarak değerlendiriliyor. Gürkan, “Toplumun doğal afetlerin uzun vadeli etkilerine dair farkındalığı artıyor. Bu durum, iklim risklerinin iş dünyası tarafından daha ciddiyetle ele alınmasını sağlıyor,” dedi.
İtibar ve marka değeri kaybı ile pazar gelişmeleri de listede
Bu yıl Türkiye listesine yeni giren diğer iki risk faktörü ise itibar ve marka değerinin kaybı ile pazar gelişmeleri oldu. Her ikisi de %8 oy oranıyla 9. sırada yer aldı. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle şirketlerin itibarlarının çok daha kırılgan hale geldiği bir dönemde, bu başlıkların önemi artıyor.
Allianz’dan çağrı: Risk yönetimi stratejileri entegre edilmeli
Gürkan, şirketlerin artık ileriye dönük risk yönetimi stratejileri geliştirmesi gerektiğini belirterek, “Riskler giderek daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geliyor. Bu nedenle entegre dayanıklılık stratejileri geliştirmek zorunlu hale geldi. Yapay zekâ gibi teknolojiler, doğru yönetilirse bu stratejilerin bir parçası olabilir,” dedi.
Küresel risk sıralaması (2026)
- Siber olaylar %42
- Yapay zekâ %32
- İş kesintisi %29
- Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler %26
- Doğal afetler %21
- İklim değişikliği %19
- Siyasi riskler ve şiddet %15
- Makroekonomik gelişmeler %14
- Yangın ve patlama %13
- Pazar gelişmeleri %13
Türkiye risk sıralaması (2026)
- Makroekonomik gelişmeler %50
- Siber olaylar %46
- Siyasi riskler ve şiddet %35
- Doğal afetler %27
- Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler %19
- İklim değişikliği %19
- Yapay zekâ %15
- Yetenek ve iş gücü sorunları %15
- İtibar veya marka değerinin kaybı %8
- Pazar gelişmeleri %8