ABD’de enflasyon oranlarının yeniden yukarı yönlü baskı altında olduğu yönünde güçlü sinyaller geliyor. Ekonomistler, 2025 Kasım ayında tüketici fiyatlarında yıllık bazda son 1,5 yılın en hızlı artışının yaşandığını öngörüyor. Artan ithalat tarifeleri, tedarik zinciri maliyetleri ve iç talepte gözlenen toparlanma, bu ivmelenmenin arkasındaki temel dinamikler olarak gösteriliyor.
Kasım TÜFE verisi beklentisi: Yıllık %3,1
ABD Çalışma Bakanlığı’na bağlı İstatistik Bürosu (BLS), bugün 2025 Kasım ayına ilişkin yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve çekirdek TÜFE verilerini açıklayacak. Ancak, 43 gün süren hükümet kapanması nedeniyle oluşan teknik gecikmeler yüzünden aylık bazdaki fiyat değişimlerine ilişkin detaylı veri sunulamayacak. Bu da analizlerin daha sınırlı veri setlerine dayandırılmasına neden oluyor.
Ekonomistlerin medyan beklentisine göre, yıllık TÜFE artışı kasımda %3,1 düzeyinde gerçekleşecek. Bu oran, bir önceki ay olan eylül verisindeki %3,0’lık artıştan daha hızlı bir yükselişe işaret ediyor. Bu kapsamda, 2024 ortasından bu yana süregelen dezenflasyon sürecinin ivme kaybettiği değerlendiriliyor.
İthalat tarifeleri enflasyonun yeniden yükselmesinde etkili
Uzmanlara göre, ithalat tarifeleri ve sınır vergilerindeki artış, tüketici fiyatlarını doğrudan etkileyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. ABD yönetiminin Çin ve diğer bazı ticaret ortaklarına uyguladığı yüksek gümrük vergileri, başta teknoloji ve tüketim malları olmak üzere birçok kalemde fiyat artışlarına neden oluyor.
ABD’li tüketicilerin günlük harcamalarında karşılaştığı maliyet artışları, özellikle orta sınıf üzerinde baskı yaratıyor. Bu durum, 2026 yılı için yapılacak ücret pazarlıklarında enflasyon beklentilerini daha da yukarı çekebilir. Uzun vadede bu eğilim, reel ücret artışı ile alım gücü arasında daha büyük bir kopukluk yaratabilir.
Veri gecikmesi: Hükümet kapanmasının enflasyon verisine etkisi
Veri açıklamasındaki gecikmenin nedeni, ekim ayında yaşanan ve toplamda 43 gün süren federal hükümet kapanması oldu. Bu kapanma sürecinde birçok federal kurum gibi BLS de veri toplama ve analiz faaliyetlerini sınırlı sürdürdü. Bu nedenle kasım ayı açıklamasında yalnızca yıllık bazdaki değişimlerin yer alacağı ve aylık detayların eksik olacağı belirtiliyor.
Ekonomistler bu durumda, geçmiş iki ayı kapsayan ortalama değişimleri, yıllıklaştırılmış bazda analiz ederek, eğilimleri daha sağlıklı değerlendirmeyi öneriyor. Aynı zamanda Fed’in de karar mekanizmalarında bu tip veri eksiklerinde, çekirdek enflasyon göstergelerine ve alternatif fiyat endekslerine daha fazla ağırlık verdiği biliniyor.
Enflasyon kalıcı mı? Fed’in 2026 yol haritası
ABD Merkez Bankası (Fed), yıl sonu yaklaşırken para politikasında olası faiz indirimlerini değerlendirme sürecine girmiş durumda. Ancak kasım enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesi, bu süreci daha da karmaşık hale getirebilir. Fed’in 2026 yılında izleyeceği yol haritasında, fiyat istikrarı ve istihdam hedefleri arasındaki denge yeniden tartışma konusu olabilir.
Fed Yönetim Kurulu üyelerinden Christopher Waller’ın son açıklamaları, merkez bankasının mevcut faiz seviyelerinin nötr seviyenin 50-100 baz puan üzerinde olduğu görüşünü yansıtıyor. Waller ayrıca, işgücü piyasasındaki yumuşamaya dikkat çekerek, faiz indiriminin gecikmeden başlaması gerektiğini savunmuştu. Ancak enflasyonun yeniden hızlanması bu süreci yavaşlatabilir.
ABD hanehalkları üzerindeki etkiler: Yaşam maliyeti baskısı
Enflasyondaki yeniden hızlanma, ABD’deki tüketiciler için doğrudan bir yaşam maliyeti artışına işaret ediyor. Özellikle gıda, barınma ve sağlık gibi temel kalemlerde süregelen fiyat baskısı, düşük ve orta gelirli aileleri olumsuz etkiliyor.
Hanehalkı harcamaları üzerindeki bu baskının tüketim eğilimlerinde değişiklik yaratması, perakende sektörü başta olmak üzere birçok sektör üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Tüketici güven endeksleri, kasım itibarıyla 4 puanlık düşüşle 87 seviyesine gerilerken, enflasyon beklentileri de 12 ay sonrası için %4,2 seviyesine yükseldi.
ABD ekonomisi için 2026 senaryoları
Uzmanlar, enflasyonun 2026 yılında yeniden %2 hedefine doğru yönelmesinin zor olabileceğini düşünüyor. Özellikle emtia fiyatlarında yaşanabilecek yeni artışlar, jeopolitik risklerin büyümesi ya da seçim öncesi mali genişlemeler, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir.
Bu ortamda Fed’in olası bir faiz indirimi, enflasyonu daha da tetikleyebilir. Ancak faiz indiriminin ertelenmesi ise işgücü piyasasında toparlanmayı geciktirebilir. 2026 yılı için çizilen makroekonomik tabloda en büyük risk, “durgunluk içinde enflasyon” yani stagflasyon senaryosu olarak öne çıkıyor.
Yatırımcılar için anlamı: Tahvil ve altın piyasalarında fiyatlama değişebilir
Enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü revize edilmesi, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde kısa vadede yükselişe neden olabilir. Bu da borsalarda satış baskısını artırabilir. Ancak aynı zamanda altın ve kripto varlıklar gibi enflasyona karşı koruma sağlayan alternatif yatırım araçlarında talep artışı gözlenebilir.
Altın fiyatlarının 2026 yılı sonunda 5.000 dolar seviyesine çıkabileceği yönündeki tahminler, enflasyonist baskıların sürmesi durumunda daha da güç kazanabilir. Yatırımcılar açısından 2026, portföy çeşitliliği ve hedge stratejilerinin öne çıkacağı bir yıl olabilir.
Sonuç: Enflasyonda kalıcılık endişesi Fed’in elini zorlaştırıyor
ABD’de kasım ayı enflasyon verileri, fiyat artışlarının hala kontrol altına alınamadığını gösteriyor. İthalat tarifeleri, hükümet politikaları ve küresel tedarik zinciri problemleri enflasyonu yeniden hızlandırmış olabilir. Bu durum, Fed’in para politikasında manevra alanını daraltırken, finansal piyasalar için de dalgalı bir süreci tetikleyebilir.
Tüketiciler için ise bu ortam, hane bütçesinin daha dikkatli yönetilmesini gerektiren bir sürece işaret ediyor. 2026 yılına girerken, ABD ekonomisinin en büyük sınavı enflasyon ile sürdürülebilir büyüme arasındaki dengeyi kurmak olacak.
Kaynak: ForInvest Haber