ABD ekonomisi, 2025 yılında karşı karşıya kaldığı ticaret politikalarındaki sertleşme ve göç akışına getirilen sınırlamalara rağmen büyümesini sürdürerek, birçok gelişmiş ülkeye kıyasla daha dirençli bir ekonomik yapı sergiledi. Özellikle yapay zeka odaklı veri merkezi yatırımları ve en üst gelir grubunun tüketim harcamaları, ekonomik performansın beklenenden güçlü gerçekleşmesinde belirleyici oldu.
Ekonomik büyümenin arkasında iki temel dinamik öne çıkıyor
2025 yılında ABD’nin büyüme ivmesini korumasında iki önemli unsur ön plana çıktı. İlki, kamuoyundaki yüksek fiyatlara ve ekonomik belirsizliklere rağmen süren hane halkı harcamaları oldu. Özellikle en zengin yüzde 10’luk kesimin harcamaları, toplam tüketimin yaklaşık yarısını oluşturdu. İkinci olarak ise, küresel yapay zeka yarışında rekabet gücünü artırmak isteyen teknoloji firmalarının büyük ölçekli veri merkezi yatırımları dikkat çekti. RSM ekonomistlerine göre, üçüncü çeyrek büyümesinin yaklaşık %70’i bu iki dinamikten kaynaklandı.
RSM: ABD ekonomisi 30 trilyon dolarlık yapısını koruyor
Üçüncü çeyrek GSYH verileri açıklandıktan sonra değerlendirmede bulunan RSM Başekonomisti Joseph Brusuelas, ABD ekonomisinin 30 trilyon dolarlık dinamik ve esnek yapısının bu dönemde de korunduğunu ifade etti. Brusuelas, “Yatırımların yüksekliği ve üst gelir grubunun harcamaları, büyümenin ana kaynakları oldu. Göç ve ticaret politikalarında sıkılaşmaya rağmen ekonomik direnç kayda değer” dedi.
Trump’ın politikaları sonrası resesyon ihtimali artmıştı
2025’in başında Donald Trump’ın yeniden başkanlığa gelmesiyle birlikte gümrük tarifeleri artırılmış ve göç politikaları sertleştirilmişti. Bu gelişmeler üzerine birçok ekonomist büyüme tahminlerini aşağı çekerken, enflasyon ve işsizlik oranları için yukarı yönlü revizyonlar yapıldı. Nisan ayında açıklanan geniş kapsamlı tarifeler sonrasında ekonomistler, önümüzdeki 12 ay içinde resesyon olasılığını %22’den %45’e yükseltti.
Ekonomi resesyona girmedi, büyüme devam etti
Beklentilerin aksine, ABD ekonomisi 2025 boyunca resesyona girmedi. Yılın ilk çeyreğinde ithalat artışına bağlı geçici bir daralma yaşansa da, ikinci ve üçüncü çeyreklerde tüketim harcamaları ekonomiyi tekrar büyüme patikasına soktu. Özellikle borsada yaşanan rekor yükselişler, üst gelir grubunun harcama kapasitesini artırarak iç talebi destekledi. Aynı dönemde veri merkezi yatırımları da yıllık yaklaşık 41 milyar dolara ulaşarak büyümenin diğer bir itici gücü oldu.
En zengin yüzde 10’luk kesimden gelen harcamalar öne çıkıyor
RSM raporuna göre, en yüksek hane halkı harcamaları ulusal tüketimin yaklaşık %50’sini oluşturan en zengin yüzde 10’luk kesimden geldi. Yatırım piyasalarındaki kazançlar, bu grubun harcamalarını artırırken, alt gelir gruplarında benzer bir harcama artışı gözlenmedi. Bu durum, ABD’de ekonomik büyümenin gelir dağılımı temelli bir yapı kazandığını gösteriyor.
Perakende harcamalar artarken tasarruf oranı düştü
Kasım–Aralık döneminde otomobil hariç perakende satışlar yıllık bazda %3,9 oranında artış gösterdi. Bu artış, yıl sonu alışveriş sezonunun güçlü geçtiğine işaret ediyor. Ancak aynı dönemde tasarruf oranı 2022’den bu yana en düşük seviyeye indi. Tüketici güven endeksi ise aralık ayında üst üste beşinci kez gerileyerek ekonomik iyimserliğin zayıfladığını gösterdi.
Veri merkezleri büyümede stratejik rol oynuyor
Yapay zeka teknolojilerine yönelik rekabetin yoğunlaştığı 2025’te, ABD’nin çeşitli eyaletlerinde inşa edilen veri merkezleri büyüme dinamiklerinde stratejik rol oynadı. Bu merkezler yalnızca teknoloji şirketlerine değil, aynı zamanda enerji, inşaat ve yazılım sektörlerine de ciddi ekonomik hareketlilik kazandırdı. Özellikle Kaliforniya, Teksas ve Virginia gibi eyaletler bu yatırımlardan önemli pay aldı.
Uluslararası ticaret baskı altında kalmaya devam ediyor
ABD’nin uygulamaya koyduğu yeni gümrük tarifeleri, Çin ve Meksika başta olmak üzere birçok ülkeyle olan ticari ilişkileri sınırladı. İhracatta daralma yaşanırken, ithal ürünlere yönelik fiyat artışları bazı sektörlerde maliyet baskısı oluşturdu. Buna rağmen iç talep ve yerli yatırımlar büyümeyi desteklediği için net bir resesyon eğilimi gözlenmedi.
FED ve istihdam piyasasının etkisi sürüyor
ABD Merkez Bankası (FED), 2025 yılı boyunca sıkı para politikasını korumaya devam etti. Faiz oranlarında beklenen indirimler gecikse de, istihdam piyasasındaki güç ekonomiye olan güveni artırdı. İşsizlik oranı %4,1 seviyelerinde dengelenirken, ücret artışları da enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam etti.
Sonuç: Şoklara rağmen dirençli bir büyüme
2025 yılı ABD için ekonomik anlamda test yılı oldu. Göç ve ticaret politikalarındaki değişimlere rağmen ekonomi, özellikle yüksek gelirli tüketiciler ve yapay zeka yatırımları sayesinde büyümeyi sürdürdü. Ancak gelir dağılımındaki eşitsizlik, tüketici güvenindeki düşüş ve tasarruf oranlarındaki azalma, sürdürülebilirlik konusunda dikkatle izlenmesi gereken göstergeler olarak öne çıkıyor.