Avrupa Birliği (AB), iklim politikalarında attığı yeni adımlarla karbon salımını azaltmayı hedeflerken, ithal edilen ürünlerde karbon maliyetini içselleştirmeye yönelik uygulamalarını da genişletiyor. AB Komisyonu tarafından 17 Aralık 2025 tarihinde açıklanan teklif, mevcut karbon sınır vergisi düzenlemesinin kapsamının genişletilmesini içeriyor.
Karbon sınır vergisi makineler ve beyaz eşyalara da uygulanacak
Yeni teklif kapsamında, çelik ve alüminyum oranı yüksek olan bazı nihai ürünler, örneğin çamaşır makineleri, endüstriyel makineler ve çeşitli ev aletleri, karbon vergisine tabi olacak. Bu ürünler, üretim sürecinde yüksek düzeyde sera gazı emisyonu yarattıkları için AB içinde sıkı denetime tabi tutulurken, ithal edildiklerinde aynı karbon maliyeti uygulanmıyordu. Yeni düzenleme ile bu asimetri giderilmeye çalışılıyor.
Vergi genişlemesi iklim politikalarından kaçışı önlemeyi amaçlıyor
AB Komisyonu açıklamasında, bu adımın temel hedeflerinden birinin, üreticilerin daha gevşek çevre kurallarına sahip ülkelere taşınmasının önüne geçmek olduğunu belirtti. “Karbon kaçağı” olarak bilinen bu durum, Avrupa’nın küresel iklim çabalarını sekteye uğratıyor. Yeni uygulama ile birlikte üretim süreçlerinde karbon salımı yüksek olan malların AB’ye ithalatında maliyet artışı yaşanacak.
Yüksek karbonlu ürünlerin ithalatında adil rekabet sağlanacak
AB, 2023 yılında başlattığı Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) kapsamında ilk aşamada çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik gibi sektörleri kapsıyordu. Yeni öneri ile birlikte nihai ürünlerdeki çelik ve alüminyum içeriği de bu kapsama dahil edilecek.
Komisyon yetkilileri, söz konusu değişikliğin yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda AB içindeki sanayi firmalarını da koruyacağını savunuyor. Yüksek karbonlu üretim yapan ülkelerden ithal edilen ürünlerin rekabet avantajı, karbon vergisi ile dengelenmiş olacak.
Yeni sistemde veri güvenliği kritik hale geliyor
AB’nin yeni düzenleme teklifinde, karbon emisyonu verilerinin güvenilirliği büyük önem taşıyor. Buna göre, üretici firmaların karbon emisyonuna dair verileri doğru ve şeffaf şekilde beyan etmeleri gerekecek. Aksi halde, söz konusu ürünler için “varsayılan” yüksek emisyon değerleri uygulanacak.
Bu mekanizma, karbon vergisinin etrafından dolanılmasını engellemeyi ve firmaları emisyon azaltımı konusunda daha sorumlu hale getirmeyi amaçlıyor. Komisyon, firmaların karbon ayak izini şeffaf şekilde raporlaması için teknik rehberler yayınlamayı planlıyor.
Yeni vergi gelirleri AB sanayisini destekleyecek
AB Komisyonu’nun teklifine göre, karbon vergisinden elde edilen gelirlerin %25’i, 2026 ve 2027 yıllarında Avrupa sanayisini destekleyecek özel bir fona aktarılacak. Bu fon, özellikle yüksek karbon maliyetleri nedeniyle rekabet gücü azalan sektörlerdeki işletmelere yönelik sübvansiyon ve dönüşüm yatırımlarını finanse edecek.
Fonun kullanılacağı öncelikli alanlar arasında yeşil teknoloji yatırımları, yenilenebilir enerjiye geçiş ve düşük karbonlu üretim altyapıları yer alacak. Böylece karbon vergisinin getirdiği mali yük, yeniden AB iç sanayisine döndürülerek ekonomik dengenin korunması sağlanacak.
İş dünyasından tepkiler ve beklentiler
Avrupa’daki sanayi temsilcileri yeni vergi önerisini karışık duygularla karşıladı. Bazı sektörler, ithal ürünlerle rekabet edebilme kapasitesini artıracağı gerekçesiyle düzenlemeyi olumlu değerlendirirken; küçük ve orta ölçekli işletmeler, özellikle tedarik zinciri karmaşık olan ürünlerde uygulanacak vergi hesaplamalarının zorluk yaratabileceği görüşünde.
AB Komisyonu, önümüzdeki haftalarda sektör temsilcileriyle geniş kapsamlı istişare toplantıları düzenleyecek ve vergi uygulama esaslarını netleştirecek. Nihai düzenlemenin, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi tarafından 2026 ortasında onaylanması bekleniyor.
Küresel ticaret ortaklarından gelecek tepki merak ediliyor
AB’nin karbon vergisi kapsamını genişletme planı, özellikle Çin, Hindistan, Türkiye ve ABD gibi büyük ihracatçılar açısından yakından izleniyor. Bu ülkelerin AB’ye yaptığı ihracatın önemli bölümü çelik, alüminyum ve makineler gibi karbon yoğun ürünleri içeriyor.
WTO (Dünya Ticaret Örgütü), daha önce bu tür düzenlemelerin adil ticaret ilkeleriyle çelişip çelişmediğini tartışmaya açmıştı. Ancak AB, karbon vergisinin çevresel ve rekabet eşitliği amaçlarıyla uyumlu olduğunu savunuyor.
Türkiye’nin durumu: Uyumluluk adımları hızlandı
Türkiye, Avrupa’nın en büyük ticaret ortaklarından biri olarak CBAM sürecine uyum sağlama çabalarını sürdürüyor. Özellikle demir-çelik ve otomotiv sektörlerinde karbon emisyonu raporlaması ve yeşil dönüşüm yatırımları öncelikli hale gelmiş durumda.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, ihracatçı firmaların AB pazarında rekabetçiliğini koruyabilmesi için karbon raporlama sistemlerinin güçlendirilmesi ve yeşil yatırımların teşvik edilmesi hedefleniyor.
Uzmanlar: Yeni düzenleme, küresel ticaret rejimini dönüştürebilir
Ekonomistlere göre, AB’nin karbon vergisi stratejisi, sadece çevresel değil aynı zamanda ticari dinamikleri de yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Zira karbon fiyatlandırması, küresel tedarik zincirlerinin maliyet yapısını doğrudan etkileyebilir.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) analistlerine göre, karbon vergisi uygulamaları gelişmiş ülkelerde yaygınlaştıkça, düşük karbon teknolojilerine geçiş hızlanacak ve bu teknolojiler maliyet açısından daha erişilebilir hale gelecek.
Sonuç: Karbon vergisi, rekabet ve sürdürülebilirlik dengesini yeniden kuruyor
AB’nin yeni karbon sınır vergisi önerisi, Avrupa’nın iklim hedefleri doğrultusunda ticareti yeniden şekillendirme çabasını gösteriyor. Karar hayata geçerse, yalnızca ithalatçılar değil, tüm küresel tedarik zinciri yeni bir maliyet dengesiyle karşı karşıya kalacak.
Önümüzdeki dönemde hem AB içinde hem de dışında, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik stratejik yatırımlar ve teknolojik dönüşüm projeleri daha fazla ön plana çıkacak.
Kaynak: ForInvest Haber