Türkiye’de son dönemde gündeme gelen vatandaşlık maaşı, dar gelirli aileler için umut vadeden bir sosyal politika adımı olarak dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıkların koordinasyonunda yürütüldüğü ifade edilen çalışma, 2026’yı kapsayan Orta Vadeli Program ve 2023 Seçim Beyannamesi’nde “aile” ve “sosyal adalet” başlıkları altında yer alıyor. Uygulamanın detaylarını paylaşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, sistemin aile bazlı bir gelir garantisi mekanizması olarak planlandığını belirtiyor.
Vatandaşlık maaşı: Gelir güvencesi modeli mi geliyor?
Doç. Dr. Yüksel, vatandaşlık maaşını, uluslararası literatürde “evrensel temel gelir” veya “vatandaşlık geliri” olarak ifade edilen sosyal politikaların bir yansıması olarak tanımlıyor. Bu model, devletin hiçbir ön koşul olmaksızın tüm vatandaşlara, bireysel olarak ve düzenli şekilde gelir sağlamasını öngörüyor. Ancak Türkiye’de planlanan modelin, bireysel değil aile bazlı olması ve belirli gelir seviyesinin altındaki haneleri kapsaması bekleniyor.
Yüksel, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde basında yer alan vatandaşlık maaşı kavramı, sosyal politika literatüründe yıllardır üzerinde çalışılan bir konudur. Literatürdeki karşılığı evrensel temel gelir ya da vatandaşlık geliri olarak geçer. Hiçbir koşul aranmaksızın, vatandaşlara düzenli gelir ödenmesi esasına dayanır. Bu tür uygulamalar bazı ülkelerde sınırlı örneklerle denense de tam anlamıyla ulusal ölçekte uygulanan bir ülke henüz yoktur.”
Aile bazlı gelir desteği modeli önerisi
Doç. Dr. Yüksel, vatandaşlık maaşının Türkiye’de hayata geçirilmesi planlanan şeklinin aile bazlı olacağını belirterek, şu örneği veriyor: “Bir hane için belirli bir gelir garantisi verilmesi hedefleniyor. Örneğin, devlet 20.000 TL’lik bir gelir seviyesi belirlerse ve hane geliri bu miktarın altındaysa, aradaki fark devlet tarafından karşılanacak. Böylece her ailenin belirli bir yaşam standardı güvence altına alınmış olacak.”
Bu modelin, doğrudan nakit desteğiyle sosyal yardımları sadeleştireceği, gelir dağılımı eşitsizliklerini azaltacağı ve yoksullukla mücadelede etkili bir araç olarak kullanılabileceği ifade ediliyor. Aynı zamanda farklı kurumlarca uygulanan çok sayıda sosyal yardım programının yerine tek çatı altında sadeleştirilmiş bir sistem kurulması hedefleniyor.
Asgari ücrete endeksli sistem önerisi
Yüksel, vatandaşlık maaşının belirlenecek sınırının her yıl asgari ücretle güncellenmesini tavsiye ediyor. Böylece ekonomik koşullara göre esnek ve sürdürülebilir bir destek mekanizması kurulması mümkün olacak. Bu yaklaşım, aynı zamanda destek seviyesinin reel olarak erimesini engelleyerek alım gücünü korumayı amaçlıyor.
Uygulamanın toplumsal etkilerine ilişkin olarak Yüksel şunları vurguluyor:
- Gelir eşitsizliğini azaltma potansiyeli
- Sosyal yardım sistemini sadeleştirme
- Yoksullukla mücadelede etkinlik
- Aile refah düzeyinin artırılması
Bu yönüyle vatandaşlık maaşı, Türkiye’nin sosyal politika tarihinde önemli bir dönüşüm olabilir.
Pilot uygulamalarla başlayacak
Yüksel, sistemin hayata geçmeden önce sınırlı bölgelerde pilot uygulama şeklinde test edileceğini belirterek, öncelikli olarak deprem bölgesi ve büyük şehirlerdeki yoksul bölgelerin kapsama alınmasının planlandığını aktarıyor. “Aldığımız duyumlara göre, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın koordinasyonunda çalışma yürütülüyor. İlk aşamada pilot illerde uygulama yapılacak, sonuçlarına göre ulusal düzeyde yaygınlaştırılacak.”
Pilot uygulama, sistemin etkinliği, bütçeye etkisi ve toplumsal tepkileri analiz etme açısından kritik olacak. Ayrıca veri toplama, dijital altyapı geliştirme ve gelir testi mekanizmaları gibi teknik süreçler de bu aşamada test edilecek.

İşgücü piyasasına etkisi nasıl olacak?
Vatandaşlık maaşının olası olumsuz etkilerinden biri olarak bazı uzmanlar, bu uygulamanın iş gücüne katılım oranını düşürebileceği ve kayıt dışı ekonomiyi artırabileceği uyarısında bulunuyor. Yüksel bu görüşe katılmadığını, ancak sistemin bu riski önleyecek şekilde kurgulanması gerektiğini belirtiyor: “Aile bazlı vatandaşlık maaşı, bireylerin çalışmama yönündeki motivasyonunu artırmamalı. Bu nedenle verilecek destek tutarı, işgücü katılımını caydırmayacak seviyede olmalı. Çalışan bireyler için destek miktarı kademeli azaltılabilir.”
Bu kapsamda, sistemin hem sosyal hem ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanması için esnek ve gelirle entegre bir model öneriliyor.
Uluslararası örnekler ne söylüyor?
Vatandaşlık maaşı ya da evrensel temel gelir modeli, dünyanın birçok ülkesinde akademik ve politik düzeyde tartışılmaktadır. Finlandiya, Kanada, Hindistan ve bazı Afrika ülkelerinde sınırlı kapsamlı pilot uygulamalar yapılmıştır. Ancak tam anlamıyla, ulusal ölçekte sürekli bir vatandaşlık geliri uygulayan bir ülke henüz bulunmamaktadır.
Bu uygulamalar, genellikle düşük gelirli bölgelerde, belirli nüfus gruplarında ve sınırlı süreyle denenmiş; sosyal refah, işsizlik oranı ve tüketim davranışları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir.
Sonuç: Sosyal refah devleti yönünde bir adım
Türkiye’de tartışılmakta olan vatandaşlık maaşı uygulaması, sosyal yardım sisteminden sosyal refah devletine geçiş sürecinde önemli bir adım olabilir. Sistem, yoksulluğun yapısal nedenlerine çözüm ararken, hane halkı gelir güvenliği üzerinden sosyal barışı da pekiştirmeyi hedefliyor.
Uygulamanın yasal zemine oturtulması, Meclis gündemine alınması ve ilgili kurumlarla koordineli şekilde planlanması, başarısı açısından belirleyici olacak. Önümüzdeki dönemde, pilot uygulama alanları, bütçe boyutu ve vatandaşın sürece katılımı gibi faktörler belirginleşecek.