Valor: Kredi limiti değil, gerçek finansman ihtiyacı belirlenmeli | VKM Finans

Valor: Kredi limiti değil, gerçek finansman ihtiyacı belirlenmeli

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 250 milyar TL’lik İmalat Sanayi Finansman Desteği kapsamında başvurular 1 Eylül’de başlayacak. Programda 6 aya kadar ödemesiz, 36 aya kadar vadeli finansman ve istihdam koşuluna bağlı yüzde 25’e kadar maliyet imkânı yer a…

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 250 milyar TL’lik İmalat Sanayi Finansman Desteği kapsamında başvurular 1 Eylül’de başlayacak

a factory filled with lots of orange machines
Photo by Simon Kadula on Unsplash

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 250 milyar TL’lik İmalat Sanayi Finansman Desteği kapsamında başvurular 1 Eylül’de başlayacak. Programda 6 aya kadar ödemesiz, 36 aya kadar vadeli finansman ve istihdam koşuluna bağlı yüzde 25’e kadar maliyet imkânı yer alıyor.

İmalat sanayisine 250 milyar TL’lik finansman desteği açıklandı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, imalat sanayisinde faaliyet gösteren işletmelere yönelik 250 milyar TL büyüklüğünde İmalat Sanayi Finansman Desteği açıkladı. Program, KOBİ’lerin yanı sıra büyük ölçekli işletmelerin de finansmana erişimini kapsıyor.

Desteğin başvuruları 1 Eylül itibarıyla başlayacak. Program kapsamında işletmeler, 6 aya kadar ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli finansman imkânından yararlanabilecek.

Yeni düzenlemeyle büyük işletmeler için kredi tutarı 50 milyon TL’den 150 milyon TL’ye yükseltildi. Firmalara sağlanacak kredi limitlerinin iş gücü maliyetleriyle orantılı biçimde belirlenmesi planlanırken, KOBİ’ler için kefalet desteği de programın unsurları arasında yer aldı.

Finansman paketinde istihdam şartının yerine getirilmesi halinde sabit maliyetli kredilerde finansman oranının yüzde 37’den yüzde 25’e kadar düşebilmesi öngörülüyor. Bu koşul, programın kredi maliyeti ve istihdam hedeflerini birlikte ele alan çerçevesini oluşturuyor.

İcra ve iflas dosyalarındaki artış nakit yönetimini öne çıkardı

Mahkemelerdeki icra ve iflas dosyalarının sayısı yılbaşından bu yana 2 milyon artarak 26 milyon 78 bin 719’a ulaştı. Dosya sayısındaki yükseliş, işletmelerin finansmana erişiminin yanı sıra mevcut borçları ve nakit akışı yönetimini de gündeme taşıdı.

Verilen bilgilere göre, söz konusu artışın yaklaşık yarısı son üç ayda gerçekleşti. Dosya sayısındaki yükselişin 2025 yılından itibaren belirgin biçimde hızlandığı, 2026’da ise artış hızının önceki döneme kıyasla yaklaşık iki katına çıktığı ifade edildi.

Bu görünüm, şirketler açısından finansmanın kullanım amacının, geri ödeme takviminin ve işletme sermayesi ihtiyacının birlikte değerlendirilmesinin önemine işaret ediyor. Açıklanan destek paketi, bu koşullarda imalat sanayisindeki işletmeler için yeni bir finansman kaynağı oluşturuyor.

Valor: Finansman ihtiyacı kredi limitinden önce belirlenmeli

Valor Kurucu Ortağı Sefa Karaca, paketin işletmeler açısından önemli bir kaynak sunduğunu ancak finansman kararlarının yalnızca ulaşılabilen kredi limiti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

“KOBİ’lerin sorunu yalnızca finansman bulmak değil, finansmana hazır olmak.”

Karaca, şirketlerin kredi kullanımı öncesinde gelecek 12-24 aylık nakit ihtiyaçlarını belirlemesi, işletme sermayesi açığını hesaplaması ve finansmanın hangi ihtiyacı karşılayacağını netleştirmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye’de KOBİ’lerin önemli bir bölümünde finansman ihtiyacı ortaya çıktığında ilk refleks kredi aramak oluyor. Oysa sağlıklı yaklaşım önce şirketin önümüzdeki 12-24 aylık nakit ihtiyacını ortaya koymak, işletme sermayesi açığını hesaplamak ve kullanılacak finansmanın şirketin hangi ihtiyacını karşılayacağını netleştirmek olmalı. Finansmana erişimi yalnızca kredi bulmak olarak değil, şirketin borcu sürdürülebilir şekilde taşıyabilecek finansal yapıya sahip olması olarak değerlendirmek gerekiyor.”

Karaca’ya göre, bir şirkete tanımlanabilecek en yüksek kredi tutarının tamamının kullanılması her durumda doğru finansal karar anlamına gelmiyor. Şirketlerin ihtiyaç duyduğu kaynağın tutarını, kullanım alanını ve geri ödeme kapasitesini birlikte ele alması gerektiğini vurguladı.

“Bir şirketin kendisine tanımlanabilecek en yüksek kredi tutarını kullanması her zaman doğru finansal karar değildir. Doğru soru ‘Ne kadar kredi kullanabilirim?’ değil, ‘Şirketimin büyümesini ve işletme sermayesini desteklemek için ne kadar kaynağa ihtiyacım var ve bunu hangi nakit akışıyla geri ödeyeceğim?’ olmalı.”

Ödemesiz dönem geri ödeme planı ihtiyacını ortadan kaldırmıyor

Programda yer alan 6 aya kadar ödemesiz dönem, işletmelerin finansman kullanımı sonrasındaki ilk aylarda nakit akışı üzerinde geçici bir rahatlama sağlayabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Buna karşılık, geri ödemelerin başlayacağı dönemde oluşacak nakdin bugünden hesaplanması ihtiyacı sürüyor.

36 aya kadar uzayabilen vade yapısı, geri ödeme yükünün finansman süresine yayılmasına imkân tanıyor. Ancak taksitlerin başlayacağı dönemdeki operasyonel nakit ihtiyacı, işletme sermayesi gereksinimi ve borç ödeme kapasitesi şirketlerin finansal planlamasında belirleyici olmaya devam ediyor.

Karaca’nın değerlendirmesinde, ödemesiz dönemin geri ödeme yükünü ortadan kaldırmadığına dikkat çekildi. İşletmelerin finansmanı kullanmadan önce kredi geri ödemelerinin başlayacağı döneme ilişkin nakit yaratma kapasitesini analiz etmesi gerektiği belirtildi.

İstihdam koşulu ve maliyet unsurları birlikte değerlendirilmeli

Programın istihdam şartının karşılanması halinde sabit maliyetli kredilerde finansman oranını yüzde 37’den yüzde 25’e kadar indirebilmesi, paket kapsamındaki temel maliyet unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Buna karşın, bu avantajın şirketlerin üretim kapasitesi, personel maliyetleri ve nakit planlamasıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

İstihdam seviyesini koruma koşulu, işletmelerin yılın ikinci yarısındaki faaliyet planları açısından önem taşıyor. Şirketlerin satış beklentileri, üretim kapasitesi ve iş gücü maliyetleri, bu koşulun sürdürülebilirliği bakımından finansman planlamasının parçaları arasında bulunuyor.

Karaca, finansman kararlarında maliyetin yanı sıra şirketlerin geri ödeme kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“Bugünkü finansman maliyetinin düşük olması tek başına yeterli değil. Önemli olan bu finansmanın şirketin nakit yaratma kapasitesiyle uyumlu olması. Özellikle faiz, istihdam ve geri ödeme koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.”

Karaca, son yıllarda şirketlerde kârlılık kadar nakit yönetiminin de önem kazandığını belirterek, cirosu ve operasyonu büyüyen işletmelerde işletme sermayesi ihtiyacının da aynı dönemde artabileceğine işaret etti.

“Özellikle son birkaç yıldır şirketlerde karlılık kadar nakit yönetiminin önem kazandığını görüyoruz. Cirosu ve operasyonu büyüyen bir şirket aynı hızda işletme sermayesi ihtiyacı da yaratabiliyor. Bu nedenle büyüme, finansman ve nakit akışının birlikte yönetilmesi gerekiyor. Düzenli finansal raporlama yapan, bütçesini ve nakit ihtiyacını öngörebilen, borçlanma kapasitesini ölçebilen şirketlerin finansmana erişirken çok daha güçlü bir pozisyonda olduğunu görüyoruz.”

Kaynak: ForInvest Haber

graphical user interface, application

BIST100’de yüzde 2 eşiği aşıldı, yukarı adım kuralı devrede

Prev