Ukrayna’nın baş müzakerecisi Rustem Umerov, Rusya ile yaklaşık dört yıldır süren savaşın çözümüne ilişkin görüşmelerin Davos’ta yeniden ele alınacağını duyurdu. İsviçre’nin Davos kasabasında bu hafta başlayacak olan Dünya Ekonomik Forumu’nda, Ukrayna ile ABD arasında güvenlik garantileri ve savaş sonrası yeniden inşa konuları öncelikli gündem maddeleri olacak.
Umerov, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Florida’da ABD heyetiyle yapılan iki günlük görüşmelerin verimli geçtiğini ve müzakerelerin Davos’ta daha da derinleştirileceğini ifade etti. Umerov’a göre, görüşmelerde savaşın diplomatik yollarla çözülmesi kadar, savaş sonrası Ukrayna’nın ekonomik ve yapısal olarak nasıl yeniden inşa edileceği konusu da ele alındı.
ABD heyetinde Kushner ve özel temsilci Witkoff da yer aldı
Florida’daki görüşmelere, eski Başkan Donald Trump’ın damadı Jared Kushner ve ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff da katıldı. Her iki isim, savaşın diplomatik çözümüne katkı sağlayacak stratejik bir çerçeve oluşturulması için aktif rol üstlendi. Ancak Umerov, yapılan müzakerelerde henüz bağlayıcı bir anlaşmaya varılmadığını vurguladı.
“Davos’taki bir sonraki istişare aşamasında ekipler düzeyinde çalışmaya devam etme konusunda anlaştık,” diyen Umerov, tarafların görüşmeler sırasında özellikle güvenlik garantileri ve yeniden inşa stratejilerine ilişkin pratik uygulama mekanizmaları üzerinde yoğunlaştığını aktardı.
Enerji altyapısına yönelik saldırılar gündemde
Ukrayna heyeti, ABD tarafına verdiği brifinglerde, Rusya’nın son saldırılarının ülkenin enerji altyapısına büyük zarar verdiğini belirtti. Özellikle elektrik ve ısınma sistemlerinde yaşanan tahribatın, milyonlarca sivilin yaşamını doğrudan etkilediği ifade edildi. Kış aylarında enerji erişiminde yaşanan bu sorun, Ukrayna’nın ekonomik istikrarı açısından da önemli riskler barındırıyor.
Heyette yer alan isimler arasında Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin ofis başkanı Kyrylo Budanov ve iktidar partisinin meclis grup lideri Davyd Arakhamia da bulunuyor. Bu durum, görüşmelerin yalnızca teknik değil, siyasi düzeyde de ele alındığını gösteriyor.
Ekonomik yeniden inşa planları müzakerelerde kritik öneme sahip
Uzmanlara göre, Ukrayna’nın savaş sonrası yeniden inşası için en az 500 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Bu kapsamda uluslararası fonlardan kredi ve hibe sağlanması, enerji altyapısının modernize edilmesi ve tarım ile teknoloji sektörlerinin yeniden canlandırılması öncelikli adımlar arasında yer alıyor.
ABD ile sürdürülen görüşmelerde, Ukrayna’nın ekonomik reform planları ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler de masaya yatırıldı. Davos’ta bu konuda yapılacak oturumların, uluslararası yatırımcıların ilgisini çekmesi bekleniyor.
Davos süreci küresel finans ve yatırım çevreleri tarafından izleniyor
Dünya Ekonomik Forumu, yalnızca politik liderlerin değil, aynı zamanda küresel iş dünyasının da buluştuğu bir platform olarak öne çıkıyor. Ukrayna heyetinin burada yapacağı temaslar, potansiyel yatırımcı ülkeler ve şirketlerle iş birliklerinin kurulmasına da fırsat tanıyabilir.
Özellikle altyapı, enerji, dijitalleşme ve tarım gibi sektörlerde Ukrayna’nın yatırım portföyü oluşturma çabaları, Davos görüşmelerinde geniş yer bulacak. Bu süreç, Ukrayna’nın ekonomik toparlanma hedefleri açısından dönüm noktası olabilir.
Finansal destek ve güvenlik garantileri birlikte değerlendiriliyor
Ukrayna ile ABD arasında yürütülen müzakerelerde, yalnızca finansal destek değil, aynı zamanda güvenlik garantileri konusu da öne çıkıyor. Özellikle savaş sonrası dönemde, NATO üyeliği ya da benzeri güvenlik mekanizmaları içinde Ukrayna’nın yer alıp almayacağı kritik bir tartışma başlığı.
Bu bağlamda, müzakerelerin yalnızca ekonomik değil, jeopolitik sonuçları da olacak. Güvenlik garantilerinin detaylandırılması, yatırımcıların ülkeye yönelik risk algısını doğrudan etkileyecek.
Davos zirvesi küresel ticaret dengeleri açısından da kritik
Davos 2026, yalnızca Ukrayna-Rusya savaşı değil, aynı zamanda küresel enerji, ticaret ve tedarik zinciri güvenliği gibi başlıklarda da birçok liderin gündeminde yer alıyor. Ukrayna’daki savaşın devam etmesi, başta Avrupa olmak üzere birçok ülkenin enflasyon ve enerji maliyetleriyle mücadele etmesini zorlaştırıyor.
Özellikle doğalgaz ve petrol tedarikinde yaşanan aksaklıklar, küresel enerji piyasalarında oynaklığa neden olurken; Ukrayna’nın bu sürece dahil olması, alternatif enerji hatlarının geliştirilmesini zorunlu hale getiriyor. Bu gelişmeler, küresel finans piyasaları üzerinde de etkili oluyor.
Jeopolitik riskler yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor
Küresel ölçekte faaliyet gösteren yatırım fonları ve çok uluslu şirketler, son yıllarda artan jeopolitik risklere karşı daha temkinli adımlar atıyor. Ukrayna’nın yeniden inşa sürecine katkı sağlayacak aktörlerin bu riskleri nasıl yöneteceği, Davos’ta tartışılacak başlıca konulardan biri olacak.
Bu nedenle Ukrayna’nın, şeffaflık, hukuk devleti ilkeleri ve yatırımcı dostu reformları öne çıkarması bekleniyor. Davos süreci, bu reformlara dair uluslararası güvenin yeniden inşa edilmesi açısından kritik bir vitrin görevi görebilir.
Ukrayna’nın yeniden inşasında özel sektör kritik rol oynayacak
Ekonomistler, Ukrayna’nın yeniden yapılanma sürecinde yalnızca devlet fonlarının değil, özel sektör yatırımlarının da kilit rol oynayacağını belirtiyor. ABD ve Avrupa menşeli inşaat, enerji ve teknoloji firmalarının bu süreçte aktif olması bekleniyor. Davos’ta Ukrayna’ya özel yatırım panelleri düzenleneceği bildirildi.
Özellikle altyapı ihaleleri, dijital hizmetlerin yaygınlaştırılması ve tarım teknolojileri gibi alanlarda yapılacak stratejik ortaklıklar, Ukrayna ekonomisini yeniden ayağa kaldırabilir.
Sonuç: Davos müzakereleri çözüm süreci için kritik aşama
Ukrayna ile ABD arasında Davos’ta sürdürülecek görüşmeler, yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik geleceğin şekillendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. Güvenlik garantileri ve yeniden inşa planları, savaş sonrası Ukrayna’nın dış yatırımlar için cazip hale gelmesi açısından kritik başlıklar olarak öne çıkıyor.
Dünya Ekonomik Forumu kapsamındaki bu temaslar, aynı zamanda uluslararası toplumun Ukrayna’ya verdiği desteğin güncel boyutunu ve potansiyel yönelimlerini ortaya koyacak. Gelişmelerin, hem Doğu Avrupa’daki siyasi dengeyi hem de küresel ticaret ilişkilerini etkilemesi bekleniyor.