UBS, Orta Doğu’da arzı sekteye uğratacak yeni bir gerilim yaşanmaması halinde petrol fiyatlarında sınırlı bir geri çekilme beklediğini açıkladı. Banka, risk priminin azalmasıyla birlikte Brent petrolün yeniden 60-70 dolar aralığına dönebileceğini öngördü.
Risk priminin azalması fiyatları aşağı çekebilir
24 Şubat 2026 tarihli değerlendirmesinde UBS, önümüzdeki haftalarda Orta Doğu’da petrol arzını bozabilecek yeni bir jeopolitik tırmanış yaşanmaması halinde fiyatların kademeli olarak gerileyebileceğini belirtti. Banka, piyasadaki risk priminin azalması ve mevcut arz kesintilerinin hafiflemesiyle birlikte küresel petrol piyasasının daha dengeli bir görünüm kazanacağını ifade etti. UBS’ye göre bu senaryoda Brent petrol fiyatının yeniden varil başına 60-70 dolar aralığına dönmesi bekleniyor. Brent vadeli kontratları 31 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyelerine yakın işlem görürken, Batı Teksas (WTI) vadeli kontratları da 1 Ağustos’tan bu yana en güçlü seviyelerine yaklaştı. Son haftalarda ABD’nin İran’a yönelik olası askeri müdahalesi ve bunun bölgedeki petrol akışını sekteye uğratabileceği ihtimali, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen sevkiyatlara ilişkin endişeler, piyasalarda jeopolitik risk algısını artırdı.
2027 Brent tahmini ve WTI-Brent farkı
UBS, Mart 2027 sonu için Brent petrol tahminini varil başına 67 dolar olarak belirledi. Banka ayrıca WTI-Brent farkı varsayımını 3 dolardan 4 dolara yükseltti. Bu revizyon, ABD üretimi ile küresel referans petrol arasındaki fiyat makasının bir miktar açılabileceğine işaret ediyor. Analistler, petrol piyasasında arz-talep dengesinin yanı sıra OPEC+ üretim politikaları, ABD kaya petrolü üretimi ve küresel büyüme görünümünün fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam ettiğini vurguluyor. Talep tarafında Çin ve Hindistan gibi büyük tüketicilerin ekonomik performansı, fiyatların orta vadeli seyrini etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. UBS’nin değerlendirmesi, mevcut yüksek seviyelerin büyük ölçüde jeopolitik risklerden kaynaklandığına işaret ederken, gerilimin tırmanmaması halinde fiyatlarda kademeli bir normalleşme beklentisini ortaya koydu.