TCMB verileri: 2026’ya kredi ve mevduat faizlerinde artışla başlandı | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.22
43,2784
EUR/TRY
%0.02
50,2590
GBP/TRY
%0.07
57,9557
CHF/TRY
%0.43
53,9666
SAR/TRY
%0.22
11,5408
JPY/TRY
%0.26
0,2737
RUB/TRY
%0.95
0,55687
EUR/USD
%0.08
1,16129
EUR/GBP
%-0.03
0,8672
GBP/USD
%0.12
1,3391
BRENT/USD
%0.48
63,42
XAU/TRY
%0.27
199.416,09
XAG/TRY
%-0.81
3.939,00
CAD/TRY
%0.28
31,1569
AUD/TRY
%0.30
29,0074
SEK/TRY
%0.19
4,6888
RSD/TRY
%0.00
0,4281
XAU/USD
%0.05
4.607,90

TCMB verileri: 2026’ya kredi ve mevduat faizlerinde artışla başlandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2 Ocak 2026 tarihli haftalık bülteni, yeni yılın ilk haftasında kredi ve mevduat faizlerinde dikkat çeken bir yükselişe işaret etti. Veriler, hem bireysel tüketiciler hem de ticari kesim açısından finansmana erişim …

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2 Ocak 2026 tarihli haftalık bülteni, yeni yılın ilk haftasında kredi ve mevduat faizlerinde dikkat çeken bir yükselişe işaret etti

blank
Paylaş

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2 Ocak 2026 tarihli haftalık bülteni, yeni yılın ilk haftasında kredi ve mevduat faizlerinde dikkat çeken bir yükselişe işaret etti. Veriler, hem bireysel tüketiciler hem de ticari kesim açısından finansmana erişim maliyetlerinin yeni yılın başında artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Kredi faizlerinde yukarı yönlü hareket hız kazandı

TCMB tarafından yayımlanan verilere göre, özellikle bireysel kredilerde yaşanan faiz artışı dikkat çekiyor. 2026 yılı başında ihtiyaç kredisi faiz oranı (basit ortalama, KMH hariç) %44,3 seviyesine yükseldi. Bu oran, 2025 Aralık ayı sonunda %41,7 seviyesindeydi. Böylece yılın ilk haftasında yaklaşık 2,6 puanlık artış kaydedildi.

Benzer şekilde, ticari kredi faizlerinde de (basit ortalama, ticari kredi kartı ve KMH hariç) %40,9 seviyesi kaydedildi. 2025’in son haftalarında %38,2 civarında seyreden bu oran, yeni yılın ilk verilerinde yukarı yönlü bir kırılma yaşandığını gösteriyor. Bu artış, işletmelerin finansman maliyetlerini artırırken, krediye erişim kanallarında seçiciliği de beraberinde getirebilir.

Mevduat faizlerinde artış: Tasarruf sahipleri için pozitif sinyal

Faiz artışları sadece kredi tarafında değil, aynı zamanda mevduat faizleri tarafında da kendini gösterdi. 1-3 ay vadeli TL mevduat için uygulanan ortalama faiz oranı, %38,5 seviyesine yükseldi. Bu oran, önceki hafta %36,9 seviyesindeydi. Bu durum, tasarruf sahipleri için TL cinsi vadeli mevduat ürünlerine olan ilginin artabileceği bir ortamı işaret ediyor.

Mevduat faizlerindeki bu yükseliş, Merkez Bankası’nın sıkı para politikası duruşunu sürdürmesi ve enflasyonla mücadele kapsamında faiz seviyelerinin yüksek kalmaya devam etmesi beklentisiyle de örtüşüyor.

Para politikasında sıkı duruş sürüyor

TCMB, 2025 yılı boyunca uyguladığı sıkı para politikası sayesinde enflasyon beklentilerini çıpalamayı hedeflemişti. 2026 yılına girerken açıklanan veriler, bu sıkı duruşun sürdüğünü ve faiz kanalıyla hem kredi talebini hem de iç talebi kontrol altına alma stratejisinin devam ettiğini ortaya koyuyor.

Ekonomistler, faiz oranlarının yüksek seyrinin 2026’nın ilk çeyreğinde de korunacağını ve olası faiz indirimi sürecinin ancak enflasyonda kalıcı bir iyileşme sinyaliyle başlayabileceğini ifade ediyor. Bu durum, özellikle bireysel kredilere olan talebin kademeli olarak azalmasına ve tüketim alışkanlıklarında değişim yaşanmasına neden olabilir.

Bankacılık sektörü için yeni denge arayışı

Faiz oranlarındaki yükseliş, bankaların aktif-pasif dengelerinde de yeni bir yapılanma sürecini beraberinde getiriyor. Kredilerden elde edilen gelir artarken, aynı zamanda mevduat tarafında müşterilere sunulan oranlar da yukarı çekiliyor. Bu durum, net faiz marjı açısından sektörde rekabetin yeniden şekilleneceğini gösteriyor.

Bankacılık sektörü için kritik olan ise yüksek faiz ortamında takipteki alacak oranları ve kredi kalitesi olacak. İhtiyaç kredisi gibi bireysel segmentte borçlanma maliyetinin artması, ödemelerde gecikmelere ve geri ödeme zorluklarına neden olabilir. Bu da bankaların risk yönetim süreçlerini daha da önemli hâle getiriyor.

Finansmana erişimde bölgesel farklar büyüyebilir

Artan kredi faizleri, Türkiye genelinde tüketicilerin ve işletmelerin finansmana erişimini farklı ölçülerde etkileyebilir. Özellikle Anadolu’daki KOBİ’ler için %40 seviyesini aşan ticari kredi faizleri, yatırımların ertelenmesine veya dış kaynak arayışlarının hız kazanmasına yol açabilir.

Bu durum, sektörel kredi büyümesinin heterojenleşmesine neden olabilir. Örneğin; ihracat yapan, döviz geliri olan büyük işletmeler yüksek faiz ortamından daha az etkilenirken, iç pazara bağlı çalışan KOBİ’lerin krediye erişiminde zorluklar yaşanabilir.

Tasarruf eğilimi artabilir

Mevduat faizlerindeki yükseliş, bireylerin harcamadan ziyade tasarrufa yönelmesini teşvik edebilir. 2025 yılı boyunca enflasyona karşı koruma aracı olarak kullanılan kur korumalı mevduat (KKM) ürünlerindeki çözülme ile birlikte, klasik TL vadeli mevduat ürünlerine olan talep artmıştı. 2026 başında görülen artış eğilimi, bu dönüşümün sürdüğünü gösteriyor.

Ekonomistler, %38-40 seviyelerinde seyreden kısa vadeli mevduat faizlerinin, enflasyon beklentileriyle birlikte değerlendirildiğinde reel getiri açısından olumlu sinyaller verdiğini belirtiyor. Bu da TL’nin cazibesini artırarak, dolarizasyonla mücadele sürecine katkı sağlayabilir.

Kredi büyümesi yavaşlayabilir

Yüksek faiz seviyeleri, doğal olarak kredi talebinde yavaşlama getirebilir. Özellikle bireysel kredi kartı harcamalarında ve ihtiyaç kredilerinde frene basılması, iç talebin baskılanması açısından Merkez Bankası’nın da beklentileri arasında yer alıyor.

Bununla birlikte, tüketici kredisi ve ticari kredi kanallarında farklılaşan maliyet yapısı, kredi ürünlerinde yeni fiyatlandırma modellerinin gelişmesine yol açabilir. Bankalar, müşteri risk profiline göre faiz uygulamalarını daha da çeşitlendirebilir.

Yılın geri kalanı için beklentiler

2026 yılına artan faiz oranlarıyla girilmiş olsa da, piyasalarda yılın ikinci yarısında kademeli faiz indirimi beklentisi hâlâ canlılığını koruyor. Ancak bu senaryonun gerçekleşebilmesi için enflasyonda belirgin bir düşüş trendi, küresel risklerde azalma ve finansal istikrarın sağlanması gerekiyor.

Önümüzdeki haftalarda TCMB’nin vereceği mesajlar, faizlerin yönü açısından belirleyici olacak. Enflasyon Raporu, Para Politikası Kurulu karar metinleri ve Başkanlık açıklamaları, piyasaların 2026 yılına dair faiz patikasını şekillendirmede önemli rol oynayacak.

a person holding a cell phone in their hand

Visa: 2026, ödeme teknolojilerinde büyük dönüşüm yılı olacak

Prev
blank

Çin’de 2025 otomobil satışları son 3 yılın en zayıf artışını kaydetti

Sonraki