Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 11 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına ilişkin özet metnini yayımladı. Kurul, toplantıda alınan kararların ve yapılan değerlendirmelerin ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Yayımlanan özet, Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin önemli mesajlar içerirken, sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği vurgulandı. Kurul, enflasyon beklentilerinde ve fiyatlama davranışlarında kısmi iyileşmeler gözlemlense de, dezenflasyon süreci açısından hala risklerin devam ettiğine dikkat çekti.
Enflasyon riskleri sürüyor, sıkı duruş kararlılığı korunuyor
PPK toplantı özetinde, “Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu, talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir” ifadeleri yer aldı. Bu açıklama, TCMB’nin kısa vadeli politika kararlarını enflasyonla mücadeleye odaklı olarak şekillendirmeye devam edeceğinin sinyali olarak değerlendiriliyor. Kurul, politika faizine ilişkin atılacak adımların, enflasyonun gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentilerinin dikkatle izlenerek, ara hedeflerle uyumlu biçimde şekillendirileceğini belirtti. Bu yaklaşım, karar alma sürecinde veri odaklı ve ölçülü bir tutumun benimsendiğini gösteriyor.
Kredi ve mevduat piyasasında gelişmelere karşı önlem alınacak
Özette yer alan bir diğer kritik vurgu ise, kredi ve mevduat piyasalarındaki öngörü dışı gelişmelere karşı makroihtiyati önlemlerle müdahale edileceği yönünde oldu. Bu kapsamda, parasal aktarım mekanizmasının daha etkili çalışabilmesi için gerekli durumlarda ek düzenlemelere gidilebileceği belirtildi. TCMB, likidite koşullarını yakından izlemeye devam edecek. Gerekli görülen durumlarda likidite yönetimi araçlarının etkin biçimde kullanılacağı, piyasaların dengesini koruma yönünde adımların atılacağı ifade edildi.
Orta vadeli hedef: Enflasyonu yüzde 5 seviyesine indirmek
Para Politikası Kurulu, orta vadeli enflasyon hedefinin yüzde 5 seviyesinde olduğunu bir kez daha teyit etti. Kurul, bu hedef doğrultusunda parasal ve finansal koşulları sağlamayı öncelikli hedef olarak belirlediğini ifade etti. Aynı zamanda kararların öngörülebilir, veri temelli ve şeffaf bir çerçevede alınacağı vurgulandı. Bu çerçevede, TCMB’nin para politikasını sadece kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına göre değil, aynı zamanda enflasyonun ana eğilimine göre şekillendireceği belirtildi. Bu tutum, para politikasının etkinliğini artırmak ve piyasa güvenini korumak açısından kritik öneme sahip.
Enflasyon görünümünde sınırlı iyileşme: Hedefe ulaşmak zaman alacak
Son dönemde açıklanan veriler, özellikle çekirdek enflasyon göstergelerinde sınırlı iyileşmeler olduğuna işaret ediyor. Ancak, bu iyileşmenin kalıcı hale gelmesi ve beklentilerin çıpalanması için para politikasının sıkı duruşunu sürdürmesi gerektiği belirtiliyor. Analistler, TCMB’nin politika duruşunu uzun bir süre daha sıkı tutacağı yönünde görüş bildiriyor. Bu süreçte iç talebin kontrol altına alınması, kredi büyümesinin dengelenmesi ve kur istikrarının korunması, dezenflasyon sürecinin başarısı için kilit rol oynayacak.
Faiz kararı beklentisi: Mevcut seviyenin korunması bekleniyor
PPK özeti, önümüzdeki dönemde TCMB’nin politika faizini mevcut seviyelerde sabit tutma ihtimalinin yüksek olduğuna işaret ediyor. Piyasa beklentileri de bu doğrultuda şekilleniyor. TCMB, Kasım 2023’ten bu yana faiz oranlarını kademeli olarak artırmış ve %45 seviyesine kadar yükseltmişti. Bu artışların ardından 2025 yılı itibarıyla %50 politika faiz oranı uzun süredir korunuyor. Ekonomistler, mevcut enflasyon görünümünün henüz TCMB’nin faiz indirimine gitmesine uygun bir zemin oluşturmadığını belirtiyor. Aksine, olası dış şoklar veya iç talepte beklenmedik canlanmalar durumunda yeni sıkılaştırıcı adımların gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
TCMB’nin iletişim stratejisi: Güven ve öngörülebilirlik
Merkez Bankası’nın açıklamalarında, para politikası kararlarının iletişiminde şeffaflık ve tutarlılık ilkelerine özel önem verildiği görülüyor. Özellikle, özet metinde “kararlar öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede alınacaktır” ifadesi, piyasalarla kurulan iletişimin temel ilkelerini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, yalnızca finansal piyasalara değil, reel sektöre de güven aşılamak açısından önem taşıyor. Yatırımcıların ve iş dünyasının beklentilerini şekillendirebilmesi için Merkez Bankası’nın politika duruşunun net ve öngörülebilir olması gerektiği vurgulanıyor.
2026’ya doğru para politikası duruşu ne olacak?
2025’in sonlarına gelinirken, piyasalarda 2026 yılına dair para politikası beklentileri şekillenmeye başladı. TCMB’nin enflasyonda belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana kadar sıkı duruşunu sürdüreceği mesajı, önümüzdeki yıl da faiz indirimlerinin sınırlı kalacağı ihtimalini gündeme getiriyor. Ayrıca, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, küresel emtia fiyatları ve jeopolitik riskler, para politikasının yönünü etkileyebilecek dış faktörler arasında öne çıkıyor. TCMB’nin bu risklere karşı proaktif ve esnek bir politika seti uygulaması bekleniyor.
Sonuç: Dezenflasyon için kararlı ve sabırlı bir süreç gerekiyor
TCMB’nin yayımladığı PPK özeti, fiyat istikrarını sağlamaya yönelik kararlılığın sürdüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Para politikasının etkinliğini artırmak için yalnızca faiz aracı değil, aynı zamanda makroihtiyati tedbirler ve likidite yönetimi gibi tamamlayıcı araçlar da aktif biçimde kullanılacak. Ancak bu süreçte sabırlı olunması, enflasyonla mücadelenin kısa vadede değil, orta vadede sonuç vereceğinin kabul edilmesi gerekiyor. Hükümetin maliye politikası ile TCMB’nin para politikasının uyumlu hareket etmesi, dezenflasyon sürecinin başarısı için belirleyici olacak.
Kaynak: tcmb.gov.tr