Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 11 Aralık 2025 Perşembe günü gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık ve işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata vardı. Görüşmeye ilişkin bilgi, Kremlin tarafından yapılan resmi açıklama ile kamuoyuna duyuruldu. Açıklamada, “Devlet başkanları, bu yıl Kasım ayında yürürlüğe giren stratejik ortaklık ve işbirliği anlaşması doğrultusunda dostane Rusya-Venezuela ilişkilerinin daha da geliştirilmesi konusunda görüş alışverişinde bulundu. Putin, Venezuela halkıyla dayanışmasını ifade etti ve artan dış baskı karşısında ulusal çıkarları ve egemenliği korumayı amaçlayan Maduro hükümetinin rotasına desteğini yineledi” ifadelerine yer verildi.
İşbirliği alanları: Ticaret, enerji ve finans sektörü öne çıkıyor
Liderlerin görüşmesinde, iki ülke arasındaki ticaret, ekonomi, enerji, finans ve kültürel projelerin sürdürülmesi konusundaki kararlılık vurgulandı. Bu başlıklar, özellikle Venezuela’nın ekonomik toparlanma sürecinde Rusya’nın rolünü daha da artırabileceği sinyallerini taşıyor. Petrol, doğal gaz ve madencilik gibi stratejik sektörlerde Rusya’nın teknik ve yatırım desteği, Venezuela için kritik önem taşıyor. Finansal sistemlere yönelik yaptırımların etkisiyle uluslararası bağlantıları kısıtlanan Caracas yönetimi, Rusya ile kurduğu ekonomik işbirliğini jeopolitik bir dayanak olarak kullanıyor. Açıklamada, “Her iki lider de ortak ticaret, ekonomi, enerji, finans, kültür, insani ve diğer projeleri uygulamaya devam etme kararlılıklarını yinelediler” denildi. Bu, Venezuela’nın enerji sektöründe yeni yatırımların ve teknoloji transferlerinin yolda olduğu şeklinde yorumlanabilir.
Rusya’dan ABD’ye mesaj: Çatışmayı tırmandırmayın
Görüşmenin ardından dikkat çeken bir başka açıklama ise Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova’dan geldi. Zakharova, Moskova’nın Washington’dan Venezuela etrafındaki durumu daha da tırmandırmamasını ve tam ölçekli bir çatışmaya yol açmamasını beklediğini ifade etti. Zakharova, “Beyaz Saray’ın, tüm Batı yarımküresi için öngörülemeyen sonuçlar doğuracak tam ölçekli bir çatışmaya daha fazla kaymasını engelleyebileceğini umuyoruz” diyerek ABD’nin Venezuela politikasına yönelik ciddi eleştirilerde bulundu. Bu açıklamalar, özellikle son haftalarda artan askeri hareketlilik ve deniz sınırındaki gelişmelerin diplomatik düzeye taşındığını gösteriyor. Rusya, Venezuela’ya doğrudan siyasi destek verirken, ABD’ye dolaylı yoldan uyarıda bulunuyor.
Lavrov: ABD Venezuela’daki politikasını netleştirmeli
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da aynı gün içinde yaptığı açıklamada, ABD’nin Venezuela kıyılarındaki askeri varlığına ve eylemlerine açıklık getirmesi gerektiğini söyledi. Lavrov, “Başkan Trump’ın rejim değişikliği veya Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun gönüllü istifası talep ettiği kamuya açık açıklamalar dışında ABD’nin Venezuela durumunu nasıl gördüğünü bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Lavrov’un bu açıklamaları, ABD’nin Latin Amerika’daki politikalarına yönelik Rusya’nın uzun süredir sürdürdüğü eleştirilerin bir devamı olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda, Venezuela’daki mevcut statükonun dış müdahale olmadan korunması yönündeki Rus tutumunun sürdüğü anlamına geliyor.
Rusya-Venezuela hattında jeopolitik dengeler yeniden kuruluyor
Venezuela, uzun yıllardır ABD’nin Latin Amerika’daki en sert eleştirdiği rejimlerden biri olarak öne çıkarken, Rusya ise Caracas yönetiminin en büyük uluslararası destekçilerinden biri konumunda bulunuyor. Son yıllarda artan ekonomik yaptırımlar, diplomatik izolasyon ve iç politikadaki gerilimlere rağmen, Venezuela hükümeti, Moskova’nın diplomatik ve ekonomik desteği sayesinde bölgedeki etkisini koruyabiliyor. Rusya’nın Venezuela ile yürüttüğü işbirliği, sadece iki ülkenin değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin de yeniden şekillendiği bir sürecin parçası. ABD ile doğrudan rakip konumda olan Moskova, Latin Amerika’daki etkisini artırmak için Venezuela üzerinden stratejik bir hat kurmuş durumda.
Ekonomik ve enerji işbirliği: Yeni projeler gündemde
Putin ve Maduro’nun görüşmesinde enerji ve finans başlıklarının özellikle vurgulanması, önümüzdeki dönemde Rusya’nın Venezuela’daki varlığını ekonomik düzlemde daha da artıracağına işaret ediyor. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olmasına rağmen, teknik altyapı eksikliği ve yaptırımlar nedeniyle üretim kapasitesinde ciddi düşüş yaşıyor. Rus enerji devleri Rosneft ve Lukoil’in daha önce Venezuela’da yürüttüğü projelerin yeniden gündeme alınması, hem petrol üretiminin artırılması hem de finansal kaynak aktarımı açısından önemli bir gündem maddesi olabilir. Rusya’nın bu alandaki teknolojik bilgi birikimi, Venezuela için alternatif bir kalkınma kanalı oluşturuyor.
ABD-Venezuela-Rusya üçgeninde riskler büyüyor
ABD yönetimi, Venezuela’daki Maduro hükümetini “gayrimeşru” olarak tanımlamaya devam ederken, Rusya bu tanımı reddediyor ve Venezuela’yı meşru bir devlet yapısı olarak desteklemeyi sürdürüyor. Bu karşıtlık, özellikle askeri ve finansal alanda yeni krizlerin doğmasına neden olabilir. Washington’ın son dönemde Güney Karayipler’de artan deniz kuvveti hareketliliği ve yaptırım tehdidi, bölgede gerilimin yeniden tırmanabileceğine dair ipuçları veriyor. Rusya ise bu hamlelere karşı Venezuela ile olan işbirliğini daha da derinleştirerek, sahadaki etkisini sürdürmeyi hedefliyor.
Sonuç: Venezuela-Rusya hattında derinleşen stratejik yakınlaşma
Putin ve Maduro arasında gerçekleşen son görüşme, sadece diplomatik nezaket çerçevesinde değil, çok daha geniş kapsamlı stratejik hedefler doğrultusunda anlam taşıyor. İki ülke arasındaki ekonomik işbirliği derinleştikçe, Rusya’nın Latin Amerika’daki etkisi artıyor ve ABD’nin bölgede manevra alanı daralıyor. Görüşme sonrası yapılan açıklamalarda tarafların finans, enerji ve kültürel projeleri birlikte sürdürme kararlılığı, 2026 yılına girerken iki ülkenin çok boyutlu bir ortaklık vizyonunu hayata geçirmeye hazırlandığını gösteriyor. Bu ortaklık, sadece ikili ilişkileri değil, küresel düzeydeki ekonomik ve siyasi dengeyi de etkileyebilecek potansiyele sahip.