Jeopolitik risklerin tetiklediği petrol fiyatları, ABD’nin Venezuela ham petrolüne yönelik açıklamaları ve arz beklentilerindeki değişimle yön arayışına girdi. Brent ve WTI’da dün gözlenen sert yükseliş, bugün yerini sınırlı düşüşe bıraktı.
Petrol fiyatları jeopolitik baskıların gölgesinde yön arıyor
Petrol fiyatları, Ukrayna’nın Rus liman tesislerine ve gemilerine yönelik saldırılarının ardından dün sert yükselmişti. Bu saldırılar, arz kesintisi endişelerini gündeme getirirken, enerji piyasalarında jeopolitik tansiyonu da artırdı. Ancak yeni günde, ABD’nin Venezuela açıklarında el koyduğu ham petrolü satabileceği açıklamasının etkisiyle fiyatlar hafif geriledi. Asya piyasalarında yapılan işlemlerde, Brent petrolün varil fiyatı 17 sent düşüşle 61,90 dolara indi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolü ise 19 sentlik kayıpla 57,82 dolardan işlem gördü. Bu düşüş, pazartesi günü kaydedilen güçlü yükselişlerin ardından geldi. O gün, Brent petrol son iki ayın en güçlü günlük yükselişini kaydederken, WTI da 14 Kasım’dan bu yana en büyük sıçramasını gerçekleştirmişti.
Arz bolluğu beklentisi, fiyatların yukarı yönünü sınırlıyor
Petrol piyasalarında 2025’in son haftalarına girilirken, fiyatlar hem arz bolluğu beklentileri hem de jeopolitik gelişmeler arasında sıkışmış bir görüntü sergiliyor. Phillip Nova’dan kıdemli piyasa analisti Priyanka Sachdeva, bu baskıyı şöyle özetliyor: “Jeopolitik başlıklar, zaman zaman petrol fiyatlarında geçici toparlanmalar yaratıyor. Ancak yıl boyunca zayıf talep ve arz fazlası fiyatlamalarda belirleyici olmaya devam etti.” Sachdeva’ya göre, yapısal arz fazlası, piyasaların kısa vadeli riskten kaçış kaynaklı rallilerine direnç oluşturuyor. Diğer bir ifadeyle, uzun vadeli petrol arzı güvenliği sağlanmışken, kısa vadeli jeopolitik gelişmeler sınırlı etki yaratıyor. Bununla birlikte piyasalar, 2026 yılına girerken artan jeopolitik riskleri ve olası arz kesintilerini aynı anda fiyatlamaya çalışıyor. Bu durum, fiyatların kalıcı bir yükseliş sergilemesini zorlaştırırken, ani dalgalanmalara açık hale getiriyor.
Trump’ın açıklamaları piyasada dikkatle takip ediliyor
Petrol fiyatlarını etkileyen gelişmeler arasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın pazartesi günü yaptığı açıklamalar da yer aldı. Trump, son haftalarda Venezuela açıklarında el konulan ham petrolün ABD tarafından elde tutulabileceğini ya da satılabileceğini belirtti. Bu açıklama, ABD’nin Venezuela’ya yönelik baskı kampanyasının yeni bir adımı olarak değerlendiriliyor. Washington, uzun süredir Venezuela’nın petrol ihracatını sınırlamak amacıyla çeşitli yaptırımlar uyguluyor. Bu yeni adım ise yaptırım altındaki tankerlerin ülkeye giriş ve çıkışını doğrudan etkileyebilecek bir tür “deniz ablukası” niteliği taşıyor. ABD’nin Venezuela üzerindeki baskısını artırması, özellikle Latin Amerika’dan gelen arzı etkileyebileceği için piyasalarda belirsizliği artırıyor. Ancak bu tür gelişmelere rağmen, kısa vadede küresel petrol arzında ciddi bir daralma beklentisi bulunmuyor.
Barclays: Venezuela petrolü dursa bile piyasa dengede kalır
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Barclays, Venezuela petrol ihracatının kısa vadede tamamen durması halinde bile, 2026’nın ilk yarısında küresel petrol piyasasının yeterince arz edilmiş olacağını açıkladı. Banka, arz fazlasının halen güçlü olduğunu ve piyasa koşullarının bu tür kesintileri absorbe edebilecek seviyede olduğunu vurguladı. Ancak bankaya göre, küresel petrol fazlası yıl ilerledikçe azalacak. 2026’nın son çeyreğine gelindiğinde günlük petrol fazlasının 700 bin varile kadar gerilemesi bekleniyor. Bu da, beklenenden uzun süren herhangi bir arz kesintisinin, piyasalardaki mevcut stokların hızla erimesine ve fiyatların yeniden yukarı yönlü baskı altına girmesine neden olabileceği anlamına geliyor.
Petrol piyasasında yön belirsiz, oynaklık sürebilir
Güncel görünümde, yatırımcılar hem jeopolitik gelişmeleri hem de 2026’ya yönelik makroekonomik beklentileri yakından izliyor. Özellikle Ortadoğu, Karadeniz ve Latin Amerika’daki risklerin devam etmesi, piyasaların temkinli kalmasına neden oluyor. Ancak bunun yanında, dünya genelindeki düşük talep ve enerji dönüşüm politikaları da fiyatların aşırı yükselmesini engelliyor. Uzmanlara göre, 2026’nın ilk çeyreğinde üretim artışları ve yedek kapasite ile fiyatlar kontrollü bir seyir izleyebilir. Fakat ani gelişmeler – örneğin yeni yaptırımlar, savaş riski, üretim tesislerine saldırılar – piyasayı tekrar yukarı yönlü fiyat baskısıyla karşı karşıya bırakabilir. Piyasalar ayrıca ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA), Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve OPEC’in yayımlayacağı yeni projeksiyonları bekliyor. Bu raporlar, 2026 yılına ilişkin talep-arz dengesine dair ipuçları verecek.
Yatırımcı stratejileri: Kısa vadede temkinli, uzun vadede pozitif
Petrol yatırımcıları, son dönemdeki gelişmeler doğrultusunda portföylerini yeniden şekillendiriyor. Kısa vadede temkinli bir yaklaşım benimsenirken, uzun vadede yapısal talep artışı ve enerji yatırımlarındaki çeşitlenme beklentisi yatırımcı iştahını artırıyor. Özellikle 2026 ve sonrası için öngörülen alternatif enerji yatırımları ve düşük karbon hedefleri, fosil yakıtlarda arz-talep dengesinin yeniden şekillenmesine yol açabilir. Bu da petrol piyasasında yeni bir fiyatlama dönemine girileceği anlamına geliyor. Öte yandan, türev ürünlerde işlem hacimlerinin artması ve algoritmik işlem sistemlerinin etkinliği, fiyatlardaki dalgalanmayı daha da artırabilir. Bu nedenle, yatırımcıların teknik göstergeleri, vadeli kontratları ve jeopolitik gelişmeleri birlikte analiz etmesi gerekiyor.
2026 öngörüleri: Riskler ve fırsatlar bir arada
Yeni yıla girilirken, petrol piyasası hem riskler hem de fırsatlarla şekilleniyor. Zayıf küresel büyüme, düşük tüketim artışı ve enerji dönüşüm politikaları risk faktörleri arasında öne çıkıyor. Buna karşın, beklenmeyen jeopolitik gelişmeler, arz kesintileri ve stok erimesi gibi dinamikler ise fiyatlar açısından yukarı yönlü baskı yaratabilir. Analistler, 2026’nın ilk çeyreğinde fiyatların 60-65 dolar bandında dalgalanabileceğini öngörüyor. Ancak yılın ikinci yarısında arzın daralması ya da talebin toparlanması halinde, bu bant yukarı doğru kırılabilir. Piyasalardaki mevcut belirsizlik ortamında, yatırımcıların veri odaklı ve esnek stratejiler benimsemeleri öneriliyor.