Dünya Çelik Birliği’nin (worldsteel) verilerine göre, Kasım 2025’te dünya genelinde ham çelik üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,6 düşerek 140,1 milyon ton olarak gerçekleşti. Türkiye ise bu dönemde çelik üretimini yüzde 10 artırarak 3,3 milyon tona çıkardı ve küresel üretim trendinden olumlu yönde ayrıştı.
Bölgesel üretim tablosu: Asya’da sert düşüş, Orta Doğu ve Afrika yükseldi
Bölgesel bazda değerlendirildiğinde, Afrika Kasım ayında 2 milyon ton üretimle %7,4 artış gösterdi. Asya ve Okyanusya 99,9 milyon ton üretimle %7,1 oranında geriledi. Avrupa Birliği’nde üretim %3,5 düşüşle 10,2 milyon ton olurken, AB dışı Avrupa ülkelerinde %9,8’lik artışla 3,7 milyon ton üretim kaydedildi. Orta Doğu’da üretim %8,2 artarak 5,5 milyon tona, Kuzey Amerika’da ise %5,4 artışla 9 milyon tona ulaştı. Rusya ve diğer BDT ülkeleri ile Ukrayna’da üretim %3,9 gerileyerek 6,3 milyon tona düşerken, Güney Amerika’da üretim %2,4 artışla 3,5 milyon ton oldu.
Ocak-kasım döneminde küresel üretim %2 azaldı
Ocak-Kasım 2025 döneminde dünya genelinde toplam ham çelik üretimi 1 milyar 662,2 milyon ton olarak kaydedildi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre %2’lik bir düşüş anlamına geliyor. Bu dönemde; – Afrika %4,2 artışla 21,3 milyon ton, – Orta Doğu %3,4 artışla 51,6 milyon ton, – Kuzey Amerika %1,2 artışla 98,7 milyon ton üretim gerçekleştirdi. Buna karşılık: – Asya ve Okyanusya %2,2, – Avrupa Birliği ülkeleri %3,3, – Rusya ve BDT ülkeleri %5,0 oranında üretim kaybı yaşadı.
Ülke bazında çelik üretiminde Hindistan ve Türkiye öne çıktı
Kasım ayında; – Çin’in üretimi 69,9 milyon tonla %10,9 azaldı, – Hindistan 13,7 milyon ton üretimle %10,8 artış kaydetti, – ABD 6,8 milyon tonla %8,5 büyüme gösterdi, – Japonya %1,6’lık düşüşle 6,8 milyon tona geriledi, – Rusya ise %6,6 düşüşle 5,2 milyon ton üretim gerçekleştirdi. Ocak-Kasım döneminde: – Hindistan %10,3’lük artışla 150,1 milyon tona ulaştı, – Çin %4,0 düşüşle 891,7 milyon ton üretim yaptı, – Türkiye ise %2,0 artışla 34,6 milyon ton üretim gerçekleştirdi. Türkiye’nin üretimindeki bu artış, özellikle Avrupa’daki genel gerileme göz önünde bulundurulduğunda, bölgesel rekabet açısından dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.