Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD’nin artan bütçe açığını azaltması gerektiğini belirterek, bunun hem cari açığın hem de ticaret açığının kalıcı biçimde düşürülmesi için en etkili araç olduğunu vurguladı. Açıklamalar, IMF’nin ABD ekonomisine ilişkin yıllık “Madde IV” değerlendirmesinin ardından geldi.
“Cari açık çok büyük”
IMF Başkanı Kristalina Georgieva, inceleme sonrası yaptığı değerlendirmede, “Cari açık çok büyük. Yönetim de bunu kabul ediyor” dedi. Georgieva, güçlü kurumsal çerçevenin korunmasının önemine işaret ederek, özellikle vergi ve veri toplama kurumlarında bütçe kesintilerinden kaçınılması gerektiğini belirtti. IMF Batı Yarımküre Direktörü Nigel Chalk da kısa vadede GSYH’nin yüzde 3,5 ila 4,0’ı seviyesinde öngörülen cari açık oranının kalıcı biçimde düşürülmesi için mali disiplinin şart olduğunu vurguladı.
Bütçe açığı ve kamu borcu artış eğiliminde
IMF raporuna göre ABD ekonomisinin 2026 yılında yüzde 2,4 büyümesi bekleniyor. Enflasyonun ise mevcut belirsizlikler nedeniyle ancak 2027 başında Fed’in yüzde 2’lik hedefiyle uyumlu seviyeye gerileyeceği öngörülüyor. Fon, federal bütçe açığının önümüzdeki yıllarda GSYH’nin yüzde 7 ila yüzde 8’i aralığında kalacağını tahmin ederken, genel kamu borcunun 2031 yılında GSYH’nin yüzde 140’ına ulaşabileceğini öngördü. Artan kamu borcu/GSYH oranı ve kısa vadeli borç stokundaki yükselişin hem ABD hem de küresel ekonomi açısından istikrar riski oluşturduğu kaydedildi.
Ticaret ve göç politikalarına ilişkin uyarı
IMF, ticaret politikalarındaki belirsizliğin ekonomik aktivite üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca sıkı göç politikalarının 2027 yılına kadar ekonomik faaliyeti yaklaşık yüzde 0,4 azaltabileceği belirtildi. Orta vadeli potansiyel büyüme tahmini ise 0,25 puan aşağı çekildi. Raporda, para politikasına yönelik olası baskılara karşı bağımsız kurumların korunmasının önemine dikkat çekilirken, güçlü kurumsal yapının ekonomik istikrar açısından temel unsur olduğu vurgulandı. IMF’nin değerlendirmesi, ABD bütçe açığının ve artan borç dinamiklerinin küresel finansal piyasalar üzerindeki etkilerinin yakından izlenmesi gerektiğine işaret etti.