Fransa’da hükümet tarafından görevlendirilen uzman ekonomistler heyeti (Xavier Jaravel, Xavier Ragot, Jean-Luc Tavernier ve Natacha Valla), ülkenin kamu maliyesine ilişkin çarpıcı bir rapor yayımladı. Maliye Bakanı Roland Lescure tarafından mayıs ayında talep edilen ve ekim ayındaki 2027 bütçe görüşmelerine çerçeve oluşturması beklenen rapora göre; kamu harcamaları acilen kontrol altına alınmazsa mali tablolar on yılın sonuna kadar keskin bir biçimde bozulacak.
Bütçe ve borç projeksiyonlarında karamsar tablo
Hazırlanan rapora göre, mevcut ekonomi politikalarında düzeltici bir önlem alınmaması durumunda Fransa’yı 2030 yılına kadar ciddi bir borç ve açık sarmalı bekliyor. Temel makroekonomik göstergelerdeki beklenen bozulma şu şekilde raporlandı:
| Ekonomik Gösterge | 2026 Yılı Mevcut Durum | 2030 Yılı Projeksiyonu |
| Bütçe Açığının GSYH’ye Oranı | %5 | Yaklaşık %7 |
| Kamu Borcunun GSYH’ye Oranı | %118 | >%130 |
| Yıllık Faiz (Borç Servisi) Ödemeleri | 78 Milyar Euro | 124 Milyar Euro |
Devasa borç yükü ve artan finansman maliyetleri
Fransa’nın halihazırda 3,5 trilyon euro (yaklaşık 4 trilyon dolar) seviyesinde bulunan kamu borcu, ekonomi yönetimi için en büyük risk unsuru konumunda. Raporda, borçlanma maliyetlerinin ekonomik büyümeden daha hızlı artmasına dikkat çekildi. Geçmişteki düşük faiz döneminde ihraç edilen tahvillerin, güncel ve daha yüksek faiz oranlarıyla yeniden finanse edilmek zorunda kalınması, borç servis maliyetlerini ülke ekonomisi üzerinde giderek ağırlaşan bir yüke dönüştürüyor.
Ekonomistlerin uyarıları ve çözüm önerileri
Ekonomistler heyeti, kamu maliyesini istikrara kavuşturmak ve piyasa güvenini korumak adına atılması gereken adımları ve riskleri şu şekilde sıraladı:
-
126 Milyar Euroluk Sıkılaşma: Gelecek 5 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde borcun GSYH’ye oranını stabilize edebilmek için 2032 yılına kadar toplam 126 milyar euroluk bütçe sıkılaştırmasına ihtiyaç duyuluyor.
-
Erteleme Riski: Gerekli mali önlemlerin 2027 seçimleri sonrasına ertelenmesi, ilerleyen yıllarda çok daha sert ve büyük düzenlemeler gerektirecek; bu da yatırımcı güvenini derinden sarsacak.
-
Yapısal Reform İhtiyacı: Geniş çaplı ve körü körüne yapılacak harcama kesintileri yerine, hedef odaklı yapısal reformlar hayata geçirilmelidir.
-
Endekslemelerin Gözden Geçirilmesi: Bütçe esnekliğini artırmak adına, bazı sosyal yardımların ve emekli aylıklarının enflasyona otomatik olarak endekslenmesi uygulaması acilen yeniden değerlendirilmelidir.