New York Fed Başkanı John Williams, mevcut faiz seviyesinin, ABD ekonomisinde hem fiyat istikrarını sağlamak hem de işgücü piyasasını desteklemek adına “iyi konumlandığını” ifade etti. Williams, para politikasının enflasyonu %2 hedefine döndürmek açısından uygun seviyede olduğunu ve bu aşamada yeni bir faiz indirimi kararı alınmadan önce daha fazla veriye ihtiyaç duyulabileceğini vurguladı.
Faizlerde denge sağlandı, yeni indirim için veri bekleniyor
Williams, geçtiğimiz yıl Federal Açık Piyasa Komitesi’nin (FOMC) toplamda 75 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirdiğini hatırlatarak, bu adımların ardından ekonomide risklerin daha dengeli bir görünüme kavuştuğunu söyledi. New York’taki Dış İlişkiler Konseyi’nde yaptığı konuşmada, mevcut para politikası duruşunun enflasyonu hedefe çekmeye ve iş gücü piyasasını desteklemeye katkı sunduğunu ifade etti.
Williams’ın bu değerlendirmesi, Fed’in agresif faiz artırımlarının ardından, 2025 yılında başlattığı kademeli gevşeme sürecinin artık daha temkinli ilerleyeceğine işaret ediyor. Aralık ayında yayımlanan ekonomik projeksiyonlara göre, politika yapıcıların 2026 yılı için medyan beklentisi yalnızca bir adet 25 baz puanlık indirim yönünde.
İşgücü piyasasında istikrar sinyalleri
Fed yetkilisi, işgücü piyasasında istikrarın sürdüğünü belirterek, işsizlik oranının bu yıl boyunca dengeli bir seyir izlemesini ve önümüzdeki yıllarda kademeli olarak gerilemesini beklediğini söyledi. Williams, “İşgücü piyasası göstergeleri pandemi öncesi seviyelere oldukça yakın. Süreç, ani işten çıkarmalar ya da hızlı bir bozulma işareti olmadan ilerliyor” açıklamasında bulundu.
ABD ekonomisinde istihdam piyasası, sıkı para politikasına rağmen dirençli bir görünüm sergilemeye devam ediyor. İstihdam artışının güçlü seyrettiği bu dönemde, Fed’in politika yapıcıları, iş gücü piyasasını zayıflatmadan enflasyonu kontrol altına almayı hedefliyor.
Enflasyon beklentileri ve dış ticaret etkisi
Williams, enflasyonun 2026 yılının ilk yarısında %2,75 ile %3 aralığında zirve yapmasını, ardından yıl genelinde %2,5’in altına gerilemesini beklediğini belirtti. Bu öngörü, Fed’in faiz indirimlerinde temkinli davranmasının ardındaki temel nedenlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Eski Başkan Trump döneminde uygulanan ithalat tarifelerinin fiyatlar üzerinde büyük ölçüde tek seferlik bir etki yaratacağını ifade eden Williams, bu faktörün uzun vadeli enflasyon görünümünü değiştirmeyeceğini söyledi. Bu değerlendirme, mevcut politikaların ekonomik etkisinin sınırlı olabileceği yönünde yorumlandı.
Ekonomik büyüme trendin üzerinde seyrediyor
Fed yetkilisi, ABD ekonomisinin trendin üzerinde büyüme göstermeye devam ettiğini de vurguladı. “Ekonomi genel olarak sağlıklı görünüyor. Hanehalkı harcamaları güçlü, işletme yatırımları toparlanıyor ve dış ticaretin dengeli seyri büyümeye katkı sağlıyor” diyen Williams, iç talepteki canlılığın devam ettiğini belirtti.
2025 yılında görülen faiz indirimlerinin ardından ekonomik aktivitede kademeli bir toparlanma süreci gözlemlenmişti. Özellikle konut ve otomotiv sektörlerinde artan kredi talebi, iç tüketimin güçlendiğine işaret ediyor. Williams, bu büyümenin enflasyonist baskı yaratmadan sürdürülebileceği görüşünde.
Para politikasında temkinli yaklaşım sürecek
Fed’in para politikasında “veriye bağlılık” ilkesinin ön planda kalmaya devam edeceğini vurgulayan Williams, “Her adımı dikkatle değerlendirmemiz gerekiyor. Ekonomik göstergelerin genel yönü netleşmeden faiz indirimi gibi kararlar almak riskli olabilir” dedi. Bu açıklama, piyasalarda kısa vadede faiz indirimi ihtimalinin düşük olduğuna işaret etti.
Fed’in son toplantı tutanakları da benzer bir çizgide seyrediyor. Politika yapıcılar, enflasyonun istenilen seviyelere kalıcı olarak inmeden önce yeni bir genişleme adımının erken olabileceği görüşünü taşıyor. Bu çerçevede, Fed’in önümüzdeki dönemde daha sabırlı bir duruş sergilemesi bekleniyor.
Yatırımcılar için mesaj: Belirsizlikler devam ediyor
Williams’ın açıklamaları, piyasalarda dengeli bir beklenti yönetimini amaçlıyor. Faiz oranlarının yeterince kısıtlayıcı seviyede olduğuna işaret ederken, yeni bir gevşeme için henüz erken olduğunun da altını çiziyor. Bu durum, özellikle tahvil ve hisse senedi piyasalarında dalgalanma riskini artırıyor.
Yatırımcılar açısından bu tablo, kısa vadede belirsizliklerin sürebileceğini gösteriyor. Fed’in adımlarını veri bazlı atması, ekonomik göstergelere duyarlılığı artırırken, piyasaların beklentileriyle politika arasındaki farklar volatiliteye neden olabiliyor.
Piyasa fiyatlamaları ve faiz projeksiyonları
Vadeli işlem piyasalarında, yatırımcılar 2026 yılında toplamda 50 baz puana kadar faiz indirimi fiyatlıyor. Ancak Fed’in medyan projeksiyonu yalnızca bir adet 25 baz puanlık indirime işaret ediyor. Bu fark, yıl içinde piyasaların yönü açısından belirleyici olabilir.
Analistler, Fed’in 2026 yılında veri akışına göre hareket edeceğini ve özellikle enflasyonun seyrine göre politika araçlarını şekillendireceğini öngörüyor. Bu nedenle, TÜFE ve PCE gibi enflasyon göstergeleri ile tarım dışı istihdam verileri daha da önem kazanacak.
Önümüzdeki dönem için öne çıkan başlıklar
Williams’ın konuşmasından çıkan ana mesajlar şunlar:
- Faiz oranları mevcut ekonomik koşullar için uygun seviyede.
- Yeni bir faiz indirimi için daha fazla veri beklenmeli.
- İşgücü piyasası güçlü, ancak dikkatle izlenmeye devam ediyor.
- Enflasyonun 2026 ortasında %2,75–%3 seviyelerinde zirve yapması, ardından düşmesi bekleniyor.
- Ekonomi trendin üzerinde büyüyor, bu büyümenin sürdürülebilir olması hedefleniyor.
Özellikle Başkan Williams’ın “bozulmadan süren istikrar” vurgusu, Fed’in aşırı agresif politika adımlarından uzak duracağının bir sinyali olarak yorumlanabilir.
Sonuç: Fed temkinli, piyasalar veri odaklı
Fed’in para politikası stratejisi, 2026 yılında da dikkatli, temkinli ve veriye dayalı bir şekilde devam edecek. Williams’ın açıklamaları, yeni faiz indirimi beklentilerinin aceleci olmaması gerektiğini, enflasyon hedefinin ise Fed’in öncelikli gündemi olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Yatırımcılar için bu tablo, kısa vadeli agresif pozisyonlardan ziyade daha temkinli ve çeşitlendirilmiş stratejilerin tercih edilmesi gerektiğine işaret ediyor.