2026 yılına girerken küresel ekonomiye ilişkin beklentilerde pozitif bir hava oluşmaya başladı. Yatırımcı güvenini ölçen Sentix Ekonomik Endeksi, özellikle Euro Bölgesi ve Almanya için temkinli de olsa iyimser bir görünüm ortaya koydu. Küresel ölçekte ise toparlanmanın lokomotifleri ABD ve Asya olmaya devam ediyor.
Euro Bölgesi’nde yatırımcı güveni Temmuz 2025’ten bu yana en yüksek seviyede
Sentix tarafından açıklanan verilere göre, Euro Bölgesi yatırımcı güven endeksi ocak ayında 4,4 puan artış göstererek eksi 1,8 seviyesine yükseldi. Bu, Temmuz 2025’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi.
Endeksteki bu yükseliş, yatırımcıların bölgedeki ekonomik görünümün kademeli şekilde iyileşeceğine dair beklentilerinin güçlendiğine işaret ediyor. Sentix uzmanları, istikrar işaretlerinin daha belirgin hale gelmesiyle birlikte orta vadeli pozitif görünümün kuvvetlendiğini belirtiyor.
Almanya için “küçük bir umut ışığı” belirdi
Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’da da yılın ilk ayında sınırlı bir iyileşme dikkat çekti. Ülkeye ilişkin genel endeks, 6,3 puanlık artışla eksi 16,4 seviyesine çıktı.
Özellikle beklentiler bileşenindeki 6,8 puanlık artış, yatırımcıların Almanya ekonomisine dair daha pozitif bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Uzmanlara göre bu gelişme, uzun süredir daralma sinyalleri veren Alman ekonomisi için “ufukta küçük bir umut ışığı” niteliği taşıyor.
ABD ve Asya, küresel toparlanmanın ana sürükleyicileri
Küresel çapta toparlanmanın lokomotifleri ise ABD ve Asya ülkeleri olmaya devam ediyor. ABD ekonomisinin dayanıklılığını koruması, yatırımcıların güvenini artırırken; Japonya hariç Asya’ya ilişkin Sentix genel endeksi yükseliş trendini sürdürüyor.
Verilere göre, Asya bölgesine yönelik güven göstergesi, Ağustos 2021’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Bu gelişme, Asya ekonomilerinde büyüme beklentilerinin yeniden güçlendiğine işaret ediyor.
Genel tabloya bakıldığında, Sentix verileri küresel ekonomide ani ve sert bir bozulma ihtimalinin düşük olduğuna, bunun yerine kademeli ve istikrarlı bir toparlanma sürecinin ön plana çıktığına işaret ediyor.