Çin ve Hong Kong hisse senedi piyasaları, haftanın ilk işlem gününde beklentilerin altında kalan ekonomik veriler ve emlak geliştiricisi Vanke’nin temerrüt riski nedeniyle geriledi.
Çin’in CSI300 Endeksi %0,63, Şanghay Bileşik Endeksi ise %0,55 düşüş kaydetti. Hong Kong Hang Seng Endeksi %1,34 değer kaybederek haftaya negatif bir başlangıç yaptı.
Vanke’nin temerrüt riski emlak sektöründe baskı yarattı
Gayrimenkul sektörü hisseleri, tahvil sahiplerinin Vanke’nin borç ödemelerini bir yıl erteleme planını reddetmesinin ardından baskı altında kaldı. Bu gelişme, devlet destekli bir geliştirici olan Vanke’nin temerrüde düşme olasılığını artırdı ve Çin’in zaten kırılgan olan emlak sektörüne dair endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Vanke hisseleri, Hong Kong’da %5, Shenzhen’de ise %3 oranında geriledi. CSI 300 Gayrimenkul Endeksi %2,1 düşüşle tarihi düşük seviyelere yaklaştı. Hong Kong Hang Seng Ana Kara Gayrimenkul Endeksi de %1’e yakın kayıp yaşadı.
Zayıf ekonomik veriler durgunluk sinyali veriyor
Bugün açıklanan makroekonomik veriler Çin ekonomisinde yavaşlamaya işaret etti. Yeni konut fiyatları düşüşünü sürdürürken, sanayi üretimi ve perakende satışlar son bir yılın en zayıf büyüme oranlarını kaydetti. Ayrıca yeni banka kredileri de beklentilerin altında kaldı.
Pinpoint Asset Management Başkanı ve Başekonomisti Zhang Zhiwei, “Kasım ayında ekonomik göstergeler genel olarak zayıfladı. Perakende satışlardaki yumuşama özellikle dikkat çekici” değerlendirmesinde bulundu.
Hafta sonu açıklanan tüketimi teşvik önlemleri ise yatırımcılar üzerinde beklenen olumlu etkiyi yaratmadı. Nomura Başekonomisti Lu Ting, “Deflasyonu sonlandırmak, emlak sorunlarını temizlemek ve sosyal güvenlik sistemini reform ederek tüketim talebini artırmak için zaman geldi” dedi.
Teknoloji hisseleri de satış baskısında kaldı
Çin’in teknoloji hisseleri de zayıf seyretti. SSE STAR Çip Endeksi %3’ten fazla değer kaybetti. Bu düşüşte, Nvidia’nın H200 çip üretimini artırma planlarına ilişkin haberlerin etkili olduğu belirtildi.
Uzmanlar, Çin piyasalarının, küresel risk iştahındaki azalmaya paralel olarak içerideki ekonomik kırılganlıklar nedeniyle baskı altında kalmaya devam edebileceğine dikkat çekiyor.