Çin Merkez Bankası (PBOC), referans kredi faiz oranlarını üst üste dokuzuncu ayda da değiştirmedi. Bir yıllık ve beş yıllık kredi ana faiz oranlarının sabit tutulması, para politikasında temkinli duruşun sürdüğüne işaret etti.
Bir ve beş yıllık LPR sabit bırakıldı
24 Şubat 2026 tarihinde yapılan açıklamaya göre Çin Merkez Bankası, bir yıllık kredi ana faiz oranını (LPR) yüzde 3,0 seviyesinde, beş yıllık LPR’yi ise yüzde 3,5 düzeyinde sabit tuttu. Böylece LPR oranları üst üste dokuzuncu ayda da değiştirilmemiş oldu. Bir yıllık LPR, şirket kredileri ve kısa vadeli borçlanma maliyetleri açısından referans niteliği taşırken; beş yıllık LPR ise özellikle konut kredileri için belirleyici gösterge olarak kabul ediliyor. Faizlerin sabit kalması, finansal koşullarda ani bir gevşemeye gidilmediğini ortaya koydu.
Yapısal adımlar atıldı, ana faiz indirimi beklemede
PBOC, Ocak ayında yapısal para politikası araçlarındaki faizleri 25 baz puan indirerek küçük işletmeler, tarım ve yüksek teknoloji sektörlerine yönelik kredi akışını teşvik etmeyi hedeflemişti. Ancak analistler, bu tür hedefli adımların büyüme üzerindeki etkisinin, geniş çaplı bir faiz indirimi kadar güçlü olmayabileceğini değerlendiriyor. Faizlerin sabit tutulması, yetkililerin geçen ay uygulanan sektör odaklı gevşeme adımlarının sonuçlarını izlemeyi tercih ettiğine işaret ediyor. Tianfeng Securities analistleri, “Merkez bankasının zorunlu karşılık oranı ve politika faizlerini indirmek için hâlâ alanı var; ancak birinci çeyrekte indirim ihtimali sınırlı” değerlendirmesinde bulundu. Mizuho Securities ekonomisti Serena Zhou ise büyük çaplı parasal gevşeme adımları için bir sonraki fırsatın Mart ayı başındaki yıllık yasama oturumunun ardından gündeme gelebileceğini ifade etti. Ekonomistler, Çin ekonomisinde büyümenin desteklenmesi için Çin Merkez Bankasının hem zorunlu karşılık oranı hem de politika faizleri üzerinden esneklik alanına sahip olduğunu, ancak küresel finansal koşullar ve sermaye akımlarının da karar sürecinde etkili olacağını belirtiyor. Mevcut tablo, para politikasında ölçülü ve veri odaklı bir yaklaşımın sürdüğünü gösteriyor.