Bitcoin haftalık kazancını yüzde 20'ye taşıdı | VKM Finans

Bitcoin haftalık kazancını yüzde 20’ye taşıdı

Bitcoin, Asya seansında kaydettiği güçlü alımlarla 75 bin dolar sınırını aşarak haftalık bazda yüzde 20'lik devasa bir kazanca imza attı. Rallinin arkasında yalnızca siyasi düzenleme beklentileri değil, ABD kamu maliyesindeki yapısal bozulma ve artan borç yük&u…

Bitcoin, Asya seansında kaydettiği güçlü alımlarla 75 bin dolar sınırını aşarak haftalık bazda yüzde 20'lik devasa bir kazanca imza attı

blank

Bitcoin, Asya seansında kaydettiği güçlü alımlarla 75 bin dolar sınırını aşarak haftalık bazda yüzde 20’lik devasa bir kazanca imza attı. Rallinin arkasında yalnızca siyasi düzenleme beklentileri değil, ABD kamu maliyesindeki yapısal bozulma ve artan borç yükünün yarattığı “mali baskınlık” endişeleri yatıyor.

Kripto para piyasalarında amansız yükseliş ve ralli dinamikleri

Küresel finans piyasalarında risk iştahının ve likidite akışlarının en dinamik barometresi haline gelen Bitcoin, yeni bir yükseliş dalgasıyla yatırımcıların ve makroekonomistlerin odak noktasına yerleşmiş durumdadır. Çarşamba günü başlayan ve ivmesini giderek artıran güçlü ralli, cuma günü Asya piyasalarındaki işlemlerde (Asian session) yüzde 4’ün üzerinde bir sıçramayla devam etmiştir. Kripto para biriminin amiral gemisi, erken saatlerde gelen agresif alımlarla tonunu belirlemiş ve 75.740 dolara kadar tırmanarak tüm zamanların en yüksek seviyelerine doğru güçlü bir atak gerçekleştirmiştir. Gün içindeki kâr realizasyonlarına rağmen yüzde 3,1 oranında artışla 74.921 dolar seviyesinde tutunmayı başaran Bitcoin, haftalık bazda yatırımcısına yaklaşık yüzde 20 oranında devasa bir getiri sunmuştur. Asya seansında gözlemlenen bu hacimli alışlar, genellikle kurumsal yatırımcıların ve büyük ölçekli fonların (balinalar) algoritmik emirleriyle ilişkilendirilmekte olup, Asya pazarının küresel likidite üzerindeki belirleyici gücünü bir kez daha kanıtlamaktadır. Fiyat hareketinin böylesine dik bir açıyla (parabolik) gerçekleşmesi, sadece teknik analizdeki kırılımlarla (breakouts) değil, aynı zamanda makro-finansal temellerdeki yapısal kaymalarla açıklanabilmektedir. Yatırımcı psikolojisindeki bu “Kayıp Yaşama Korkusu” (FOMO – Fear of Missing Out), spot ETF’lere (Borsa Yatırım Fonları) yönelik sürekli sermaye girişleriyle birleştiğinde, kripto piyasalarındaki fiyat keşif mekanizmasını (price discovery) tamamen yeni bir boyuta taşımaktadır.

Mali baskınlık (fiscal dominance) ve ABD hazinesi’nin borç sarmalı

Bitcoin fiyatlarındaki bu baş döndürücü ralliyi salt bir spekülasyon olarak değerlendirmek, küresel makroekonomik dinamikleri göz ardı etmek anlamına gelir. Küresel varlık yönetim devi VanEck’in Dijital Varlıklar Araştırma Başkanı Matthew Sigel’in ufuk açıcı analizi, piyasadaki yükselişin asıl motorunun Washington’daki siyasi lobilerden ziyade, ABD Hazine Bakanlığı’nın (US Treasury) izlediği borçlanma politikaları olduğunu ortaya koymaktadır. Sigel’in analizinde merkezine aldığı “mali baskınlık” (fiscal dominance) kavramı, ekonomi literatüründe bir devletin borç yükünün o denli sürdürülemez boyutlara ulaşması durumunu ifade eder ki; bu noktada merkez bankası (Fed), enflasyonla mücadeleyi bir kenara bırakıp devletin iflas etmesini (default) önlemek amacıyla faizleri düşük tutmak veya para basmak zorunda kalır. Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin an itibarıyla 40 trilyon dolar sınırına dayanan devasa kamu borcu, bu mali baskınlık senaryosunun en somut göstergesidir. Hazine’nin, uzun vadeli tahviller (bonds) yerine piyasadan daha kolay ve hızlı likidite çekebilmek için giderek artan bir oranda kısa vadeli hazine bonolarına (T-bills) yönelmesi, borç çevirme (rollover) riskini devasa boyutlara taşımaktadır. Faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir ortamda, vadesi dolan kısa vadeli borçların sürekli olarak yeni ve yüksek faizlerle finanse edilmesi, bütçe içindeki borç servis maliyetlerini (faiz giderlerini) astronomik seviyelere çıkarmaktadır. Devletin gelirlerinin devasa bir kısmının sadece faiz ödemelerine gitmesi, uzun vadede sistemin kendi ağırlığı altında ezilme riskini barındırmaktadır.

Doların zayıflaması ve alternatif rezerv varlık arayışı

ABD kamu maliyesindeki bu derinleşen çatlaklar, doğrudan doğruya küresel rezerv para birimi olan Amerikan Doları’nın (USD) gelecekteki satın alma gücü üzerinde ağır bir şüphe bulutu yaratmaktadır. Matthew Sigel’in de altını çizdiği üzere, borç servis maliyetlerinin sürdürülemez bir şekilde yükselmesi, politika yapıcıları er ya da geç daha gevşek parasal koşullara (parasal genişleme – QE, faiz indirimleri, likidite enjeksiyonları) yönelmeye mecbur bırakacaktır. Sisteme enjekte edilecek her yeni dolar, mevcut dolarların değerini (purchasing power) seyrelteceği (fiat debasement) için, yatırımcılar bu enflasyonist senaryoya karşı kendilerini koruyacak “sert varlık” (hard asset) arayışına girmektedir. Tarihsel olarak altının üstlendiği bu güvenli liman (safe haven) ve enflasyondan korunma (hedge) rolünü, günümüz dijital ekonomisinde giderek artan bir şekilde Bitcoin üstlenmektedir. Arzı matematiksel bir algoritmayla 21 milyon adetle sınırlandırılmış olan (scarce) Bitcoin, sınırsız para basma yetkisine sahip itibari para (fiat) sistemlerine karşı en rasyonel finansal sigorta poliçesi olarak fiyatlanmaktadır. Nitekim son günlerde dolar endeksindeki (DXY) göreceli zayıflama ile Bitcoin fiyatlarındaki yükseliş arasındaki ters korelasyon (negative correlation), yatırımcıların kripto parayı devalüasyon riskine karşı stratejik bir rezerv varlığı (reserve asset) olarak portföylerine ekleme eğilimini doğrulamaktadır. Doların zayıfladığı her senaryo, arzı sınırlı olan emtiaların ve dijital varlıkların dolar cinsinden nominal fiyatlarını otomatik olarak yukarı itmektedir.

Siyasi regülasyonlar, Clarity Act ve Trump’ın kripto hamlesi

Makroekonomik temellerin yarattığı bu kusursuz fırtınaya ek olarak, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki iç siyaset ve regülasyon gelişmeleri de kripto ekosistemine yönelik iyimserliği (bullish sentiment) katalize etmektedir. Yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde, kripto para sektörü her iki siyasi parti için de göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir seçmen ve bağışçı kitlesi (lobby) haline gelmiştir. ABD eski Başkanı ve mevcut başkan adayı Donald Trump’ın, küresel kripto borsası devleri olan Coinbase Global ve Payward (Kraken) gibi kurumların üst düzey yöneticileriyle özel görüşmeler gerçekleştirmesi, sektörün kurumsallaşma (institutionalization) sürecinde tarihi bir dönüm noktasıdır. Trump’ın bu görüşmelerin ardından Senato’ya, kripto piyasasının altyapısını ve yasal çerçevesini düzenlemeyi amaçlayan Clarity Act‘i (Netlik Yasası) bir an önce kabul etme çağrısı yapması, piyasalarda büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. Yıllardır ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) “yaptırım yoluyla düzenleme” (regulation by enforcement) stratejisi altında ezilen, hangi varlığın menkul kıymet (security) hangisinin emtia (commodity) olduğuna dair gri alanlarda faaliyet göstermek zorunda kalan şirketler için, Clarity Act gibi şeffaf bir yasal zemin hayati önem taşımaktadır. Yasal netliğin (regulatory clarity) sağlanması, şu ana kadar mevzuat belirsizliği (compliance risk) nedeniyle kripto pazarına girmekten çekinen devasa emeklilik fonlarının (pension funds), üniversite vakıflarının (endowments) ve geleneksel bankaların sisteme trilyonlarca dolarlık taze sermaye (fresh capital) akıtmasının önünü açacaktır. Siyaset kurumunun kriptoyu yasaklamak yerine benimseyip regüle etme yolunu seçmesi, risk primini düşürerek fiyatları destekleyen en önemli mikroekonomik unsurdur.

Makroekonomik beklentiler ve Bitcoin’in gelecekteki fiyatlama senaryoları

Sonuç itibarıyla, Bitcoin‘in 75 bin dolar sınırını aşarak sergilediği bu olağanüstü performans, birbirini besleyen üç farklı sacayağının (mali bozulma, parasal gevşeme beklentisi ve yasal netlik) kusursuz bir şekilde bir araya gelmesinin sonucudur. Kısa vadede piyasa aşırı alım (overbought) sinyalleri verse de, uzun vadeli (secular) trendin gücü makro-finansal verilerle desteklenmektedir. ABD’nin 40 trilyon dolarlık borç sarmalından çıkabilmesi için enflasyonu yüksek tutarak borcu reel olarak eritmekten (financial repression) başka bir çıkış yolu bulunmaması, Bitcoin gibi arzı inelastik (esnek olmayan) varlıkların değer önerisini (value proposition) her geçen gün daha da güçlendirmektedir. Eğer Senato Clarity Act tasarısını onaylar ve yasal çerçeve global yatırımcıları tatmin edecek bir yapıya kavuşursa, kripto paraların geleneksel finans (TradFi) ile entegrasyonu tamamlanmış olacaktır. Wall Street’in kurumsal hazine yönetimi departmanlarının, şirket bilançolarında nakit yerine Bitcoin tutma stratejisini (MicroStrategy modeli) giderek daha fazla benimsemesi, piyasadaki dolaşımdaki arzı kurutarak (supply shock) fiyatları çok daha radikal seviyelere taşıyabilir. Önümüzdeki aylarda, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim döngüsüne ilişkin atacağı adımlar ve Hazine’nin çeyreklik borçlanma planları (QRA), kripto piyasalarındaki volatilitenin ve yönün asıl belirleyicisi olmaya devam edecektir.

blank

Bakır yükseldi ancak 7 haftalık kazanç serisini bitirmeye hazırlanıyor

Prev
blank

ABD/Vance: İran’a karşı en etkili aracımız ekonomik baskı

Sonraki