ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Başkan Donald Trump’ın olağanüstü yetkilerle yürürlüğe koyduğu gümrük tarifelerinin Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilme ihtimalinin oldukça düşük olduğunu açıkladı. Katıldığı televizyon programında konuşan Bessent, mevcut hukuki çerçeve, geçmiş yargı kararları ve ekonomi politikalarına dair istikrar arayışını gerekçe göstererek, mahkemenin iptal yönünde adım atmasının düşük bir olasılık olduğunu dile getirdi.
Bessent: Yüksek Mahkeme ekonomik kaos yaratmak istemez
Scott Bessent, NBC kanalında katıldığı programda, “Yüksek Mahkeme’nin bir başkanın imza niteliğindeki ekonomik politikasını bozmasının çok düşük ihtimal olduğunu düşünüyorum” dedi. ABD Hazine Bakanı, geçmişte görülen sağlık reformu davalarını örnek göstererek, Yüksek Mahkeme’nin büyük yapısal değişikliklere neden olacak kararlar almaktan kaçındığını savundu.
“Amerikan ekonomisinde istikrarın korunması her zaman öncelikli olmuştur. Mahkemenin ani bir iptalle piyasaları kaosa sürüklemek istemeyeceğini düşünüyoruz,” ifadelerini kullanan Bessent, Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu tarifelerin Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası (IEEPA) kapsamında yasal dayanağa sahip olduğunu vurguladı.
Trump’ın tarifeleri hangi yasal zemine dayanıyor?
Başkan Donald Trump, özellikle 2025 yılı sonu itibarıyla bazı Avrupa ülkelerine yönelik uygulamaya başladığı yeni gümrük tarifeleri için IEEPA’yı temel aldı. Bu yasa, başkana ulusal tehdit unsuru taşıyan ekonomik durumlarda olağanüstü yetkiler tanıyor. Söz konusu tarifeler, Trump’ın Grönland’ı satın alma girişimini desteklemeyen ülkelere karşı siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak değerlendiriliyor.
1 Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe girmesi beklenen %10’luk gümrük vergileri, Almanya, Fransa, Norveç, İsveç, Hollanda, İngiltere ve Finlandiya gibi ülkeleri kapsıyor. Haziran 2026’dan itibaren ise bu oran %25’e çıkarılacak. Bu gelişmeler, sadece diplomatik ilişkileri değil; aynı zamanda ABD’nin dış ticaret dengesini ve uluslararası yatırım ortamını da doğrudan etkiliyor.
Yüksek Mahkeme bu hafta gündemine alabilir
Bessent’in açıklamalarına göre, ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarifelerin hukuka uygunluğunu bu hafta içerisinde değerlendirmeye alması bekleniyor. Mahkeme, daha önce de Başkanlık yetkileri çerçevesinde uygulanan acil ekonomik kararları incelemiş ancak çoğu durumda yürütmenin takdir yetkisini geniş yorumlamıştı.
Trump’ın tarifelerine itiraz eden bazı ticaret grupları, uygulamanın hem Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olduğunu hem de Kongre onayı olmadan yürürlüğe girdiğini savunuyor. Ancak IEEPA’nın başkana verdiği yetkilerin geniş yorumu, mahkemede yürütme lehine karar çıkma olasılığını artırıyor.
Finansal piyasalarda belirsizlik hâkim
Trump yönetiminin uyguladığı tarifeler, ABD-Avrupa ticari ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluştururken, finans piyasaları da bu gelişmeleri yakından izliyor. Özellikle Avrupa merkezli otomotiv ve teknoloji firmalarının hisselerinde son haftalarda dalgalanmalar gözlemlendi. ABD merkezli bazı sanayi şirketlerinin ise tarifeler sayesinde kısa vadeli rekabet avantajı kazandığı görülüyor.
Ancak uzun vadede, bu tür dış ticaret müdahalelerinin küresel değer zincirlerine zarar verebileceği ve Amerikan şirketlerinin maliyetlerini artırabileceği ifade ediliyor. Piyasa analistleri, Mahkeme’nin iptal kararı alması durumunda doların değer kaybı yaşayabileceği, ancak aynı zamanda dış ticaret ilişkilerinin normalleşebileceği görüşünü dile getiriyor.
Ekonomi politikalarında hukuki sınırlar nerede başlar?
Trump döneminde uygulamaya konulan tarifeler, başkanın ekonomi politikaları üzerindeki yetkilerini yeniden tartışmaya açtı. ABD Anayasası’nda dış ticaret yetkisi Kongre’ye ait olsa da, 1977 yılında kabul edilen IEEPA yasası ile başkanlara ekonomik acil durumlarda olağanüstü yetkiler verildi. Bu yasa kapsamında başkan, ulusal güvenliği tehdit eden ülke, kurum ya da uygulamalara karşı ekonomik yaptırım uygulayabiliyor.
Bu noktada temel tartışma, Trump’ın tarifelerinin gerçek bir “acil durum” teşkil edip etmediği. Eleştirmenler, Grönland planına destek verilmemesinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini savunurken, Beyaz Saray ve Trump yanlısı hukukçular bunun ulusal çıkar ve egemenlik kapsamında yorumlanabileceğini belirtiyor.
Bessent’in açıklamaları piyasaya güven mesajı
ABD Hazine Bakanı’nın açıklamaları, piyasalar tarafından güven verici bir mesaj olarak yorumlandı. Scott Bessent, piyasaların daha fazla belirsizlik kaldıracak durumda olmadığını, özellikle 2026 seçim yılına girilirken ekonomik göstergelerde istikrar sağlanması gerektiğini vurguladı.
“Piyasaların ani bir karar değişikliğine vereceği tepki büyük olur. Mahkeme üyelerinin bunu hesaba katacağını düşünüyorum,” diyen Bessent, yürütmenin ekonomi politikalarında “öngörülebilirliğin” sağlanması gerektiğini vurguladı.
Avrupa’dan ilk tepkiler: Sessizlik ve bekleyiş
Trump’ın tarifelerine hedef olan Avrupa ülkeleri şimdilik resmi bir tepki vermekten kaçınıyor. Ancak Avrupa Komisyonu’nun iç değerlendirme süreci yürüttüğü ve WTO düzeyinde itiraz mekanizmalarının hazırlanmakta olduğu belirtiliyor. Almanya Ticaret Bakanlığı’na yakın kaynaklar, “ABD ile ticari ilişkileri germeden çözüm arayışı sürüyor,” açıklamasında bulundu.
Öte yandan, bazı Avrupa merkezli şirketler ABD’deki faaliyetlerini yeniden planlamaya başladı. Bazı otomotiv üreticilerinin yatırım kararlarını ertelediği, lojistik ağlarını ise alternatif rotalara yönlendirdiği ifade ediliyor.
ABD kamuoyunda destek ve muhalefet bir arada
Trump’ın gümrük tarifelerine ABD içinde de tepkiler karışık. Sanayi ve tarım sektöründen bazı temsilciler uygulamaları desteklerken, teknoloji ve perakende gibi sektörler maliyet artışları nedeniyle muhalefet ediyor. Bazı Cumhuriyetçi senatörlerin dahi tarifelerin ABD tüketicisine yansıyacak etkilerinden endişe duydukları biliniyor.
Bununla birlikte, Trump tabanı içinde uygulamalar “ulusal çıkarın korunması” olarak görülüyor ve bu politikaların seçmen desteği açısından olumlu etkileri olabileceği değerlendiriliyor. Bu da Kasım 2026’da yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde Trump’ın ekonomi ajandasının bir parçası olarak tarifeleri kullanmaya devam edeceğini gösteriyor.
Yasal süreç nasıl işleyecek?
Yüksek Mahkeme’nin tarifeleri gündemine alması hâlinde ilk etapta tarafların yazılı savunmaları alınacak. Mahkeme, davayı görülebilir bulursa kamuya açık oturumda tarafları dinleyecek ve ardından kararını açıklayacak. Bu süreç aylar sürebilir. Ancak acil durum kapsamında yürürlüğe konulan politikalar için “öncelikli görüşme” ilkesi geçerli olabilir.
Bu nedenle Ocak sonu ya da Şubat başında karar çıkma ihtimali de bulunuyor. Hukukçular, Mahkeme’nin daha önceki emsallere benzer şekilde başkan lehine karar verme ihtimalinin yüksek olduğunu ancak siyasi tartışmaların Mahkeme üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade ediyor.
Sonuç: Siyasi ekonomi ile hukuk arasında ince çizgi
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in “Yüksek Mahkeme’nin Trump’ın tarifelerini iptal etmesi çok düşük ihtimal” yönündeki açıklamaları, piyasaların yargı süreciyle ilgili beklentilerini şekillendirdi. Bu süreç, yalnızca ABD’nin iç siyasi dinamiklerini değil; aynı zamanda küresel dış ticaret politikalarını, hukuk düzenini ve ekonomik öngörülebilirliği de doğrudan etkileyecek.
Trump’ın ticaret politikaları, başkanlık dönemi boyunca tartışma konusu olmaya devam ederken, bu politikaların hukuki geçerliliğinin sınanacağı bu dava, ABD’de yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki yetki sınırlarını yeniden gündeme taşıyabilir.