BBVA, Türkiye’de düzenlenecek COP31 iklim zirvesi öncesinde kritik bir uyarıda bulundu: İklim finansmanında asıl engel sermaye eksikliği değil, yatırımcıyı çekebilecek ölçekte proje yetersizliği.
Küresel bankacılık devi BBVA’nın üst düzey yöneticisi, gelecek ay Türkiye’de yapılacak zirve öncesinde dikkat çekici bir tespit paylaştı. Sorun, piyasada dolaşan sermayenin azlığı değil, bu sermayenin yönlendirilebileceği uygulanabilir projelerin kıtlığı olarak öne çıkıyor.
BBVA yöneticisi asıl sorunu tanımladı
BBVA Sürdürülebilirlik ile Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı Küresel Başkanı ve COP31 İklim Finansmanı ve Yatırımları Çalışma Grubu Eş Başkanı Javier Rodriguez Soler, iklim finansmanı alanında çok daha büyük ölçekli sermaye mobilizasyonuna ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.
Rodriguez Soler’e göre mevcut zorluk, yatırımcıların fon bulamaması değil, bu fonların akabileceği yeterli sayıda bankalanabilir ve tekrarlanabilir projenin eksikliği.
Zorluk yalnızca sermaye bulmak değil; bu sermayenin yatırım yapabileceği yeterli sayıda bankalanabilir, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir fırsat yaratmak.
Bu açıklama, küresel iklim yatırımlarında sıkça göz ardı edilen bir noktayı gündeme taşıyor. Fon arzı yeterli olsa bile, bu fonları özümseyebilecek somut ve ölçeklenebilir projeler olmadan sermaye harekete geçemiyor.
COP31 gündeminde hangi başlıklar öne çıkacak
Zirvede bankacıların odaklanması beklenen konular arasında risklerin azaltılması, karbon piyasalarının geliştirilmesi ve iklim dayanıklılığı yatırımlarının finansmanı yer alıyor. Kayıp ve zararların finansmanı da gündemdeki diğer bir başlık olarak öne çıkıyor.
Bu başlıklar, özel sermayenin iklim projelerine yönlendirilmesinde kritik rol oynuyor. Risk azaltma mekanizmaları, yatırımcıların daha önce çekindiği projelere girmesini kolaylaştırabilecek araçlar arasında sayılıyor.
Kamu finansmanı yeterli görülmüyor
Rodriguez Soler, COP31’e yaklaşılırken ulusal iklim planlarının hayata geçirilmesinin kamu ve çok taraflı finansmanla sınırlı kalamayacağını vurguladı. Ona göre bu süreç, çok daha fazla özel sermayenin harekete geçirilmesine bağlı.
Bu değerlendirme, devlet bütçeleri ve uluslararası kalkınma fonlarının tek başına iklim hedeflerine ulaşmak için yetersiz kaldığına işaret ediyor. Özel sektörün devreye girmesi, projelerin hem sayısını hem de ölçeğini büyütecek unsur olarak gösteriliyor.







