Yenibiriş CEO’su Hasan Rıza Bayar, TÜİK Eylül 2026 verilerine atıfla atıl işgücü oranının yüzde 31,2’ye ulaştığını belirterek, istihdam sorununun yalnızca iş yaratmakla sınırlı olmadığını, insan kaynağının etkin kullanılması gerektiğini vurguladı.
TÜİK verileri işgücü piyasasındaki çelişkiyi gösteriyor
Yenibiriş CEO’su Hasan Rıza Bayar, Türkiye’nin istihdam gündeminde artık yalnızca işsiz sayısının değil, kullanılmayan insan kaynağı potansiyelinin de tartışılması gerektiğini belirtti. Bayar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmeyi paylaştı:
Bir ekonominin gücü yalnızca yarattığı istihdamla değil, sahip olduğu insan kaynağını ne kadar etkin değerlendirebildiğiyle ölçülür.
Açıklamada, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Eylül 2026 İşgücü İstatistikleri’nin işgücü piyasasındaki temel çelişkiyi ortaya koyduğu belirtildi. İşsizlik oranı tek hanede seyrederken, atıl işgücü oranının yüzde 31,2’ye ulaşması, iş arayanların yanı sıra çalışmak istediği halde işgücü piyasasına katılamayan veya daha fazla çalışma imkanı bulamayan önemli bir kesimin varlığına işaret ediyor.
Bu tablonun, istihdam sorununun yalnızca yeni iş alanları yaratmakla sınırlı olmadığını gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, mevcut işgücünün çalışma hayatına erişimi, işlerin niteliği ve işverenlerin ihtiyaç duyduğu becerilerle adayların yetkinlikleri arasındaki uyum gibi başlıkların da ele alınması gerektiği belirtildi.
İşveren ve iş arayan arasındaki beceri uyumsuzluğu üretkenliği etkiliyor
İşgücü piyasasındaki en önemli yapısal sorunlardan birinin, iş arayanlarla çalışan arayan işletmelerin her zaman doğru noktada buluşamaması olduğu ifade edildi. İşletmelerin ihtiyaç duyduğu teknik ve mesleki yetkinlikler değişirken, adayların eğitimleri, deneyimleri ve becerilerinin bu dönüşüme aynı hızda uyum sağlayamayabildiği aktarıldı. Bunun sonucunda bir tarafta iş arayanlar istihdama erişmekte zorlanırken, diğer tarafta işletmelerin açık pozisyonlarını doldurmakta güçlük yaşayabildiği kaydedildi.
Hasan Rıza Bayar, bu uyumsuzluğun yalnızca işe alım süreçlerini değil, ekonominin üretkenliğini de etkilediğini vurgulayarak şunları söyledi:
İşgücü piyasasında mesele sadece yeterli sayıda iş yaratmak değil, yaratılan işlerle mevcut insan kaynağını buluşturabilmek. Bir işletme aradığı yetkinlikte çalışanı bulamadığında üretim kapasitesinden büyüme hedeflerine kadar pek çok alan etkileniyor. İş arayan kişi doğru fırsata ulaşamadığında ise sahip olduğu bilgi ve beceriyi ekonomik değere dönüştüremiyor. Dolayısıyla istihdam politikalarının ve işe alım süreçlerinin hem adayın yetkinliklerini hem de işverenin gerçek ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Genç kadınların istihdam dışında kalması ekonomik kayıp yaratıyor
Türkiye’nin insan kaynağı potansiyelini değerlendirmesinin önündeki önemli engellerden birinin de kadınların ve gençlerin çalışma hayatına katılımındaki eşitsizlik olduğu belirtildi. Eylül ayı verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 35,2 olurken, bu oran erkeklerde yüzde 70,7 seviyesinde bulunuyor. Bu fark, kadınların ekonomik hayattaki potansiyelinin henüz yeterince değerlendirilemediğini ortaya koyuyor.
Genç kadınlarda işsizlik oranının yüzde 23,3’e ulaşması ise eğitimli ve çalışma çağındaki nüfusun önemli bir bölümünün ekonomik üretimin dışında kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu durumun uzun vadeli sonuçlarına dikkat çeken Bayar, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
Gençlerin eğitim hayatından çalışma hayatına geçişini kolaylaştırmak, ilk iş deneyimine erişimlerini desteklemek ve kadınların istihdamda kalıcılığını sağlayacak çalışma modellerini geliştirmek gerekiyor. Aksi halde bugün değerlendirilemeyen potansiyel, gelecekte daha büyük bir nitelikli işgücü açığına dönüşebilir.
İlan sayısı değil sürdürülebilir eşleşmeler önem kazanıyor
İşgücü piyasasındaki dönüşümün, istihdam platformlarının sorumluluğunu da yeniden tanımladığı vurgulandı. İş ilanlarının adaylarla buluşmasını sağlamanın artık tek başına yeterli olmadığı; adayların yetkinliklerini geliştirmesine, işverenlerin doğru yeteneğe ulaşmasına ve işe alım sonrasında sürdürülebilir çalışma ilişkileri kurulmasına katkı sunan bütüncül bir yaklaşımın giderek daha fazla önem kazandığı belirtildi.
Yenibiriş olarak bu dönüşümde işe alım çözümlerinin yanı sıra eğitim ve yetkinlik geliştirme çalışmalarına da odaklanıldığını belirten Bayar, açıklamasını şöyle tamamladı:
İstihdamda başarıyı yayımlanan ilan veya alınan başvuru sayısıyla değil, doğru adayın doğru işle buluşması ve bu ilişkinin sürdürülebilir olmasıyla değerlendirmeliyiz. Çünkü yanlış eşleşmeler hem işveren hem çalışan açısından zaman ve kaynak kaybına neden oluyor. Yenibiriş olarak işe alım çözümlerimizi ve Yenibiriş Akademi çalışmalarımızı bu ihtiyaca yanıt verecek şekilde geliştiriyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca daha fazla kişinin işe girmesi değil; sahip olduğu insan kaynağının becerilerine uygun, verimli ve kalıcı işlerde değerlendirilmesi. İşsizlik rakamlarının arkasındaki asıl meseleyi de burada aramalıyız.
Açıklamada paylaşılan veriler, Türkiye’nin işgücü piyasasında yapısal uyumsuzluk sorununun hem cinsiyet hem de yaş grupları bazında farklı boyutlarda devam ettiğine işaret ediyor. TÜİK’in Eylül 2026 dönemine ilişkin açıkladığı rakamlar, işsizlik oranının tek haneli seviyelerde kalmasına karşın istihdam potansiyelinin tam olarak değerlendirilemediğini ortaya koyuyor.





