Küresel emtia piyasalarında bakır ve kalay fiyatları, arz kaynaklı sıkıntıların büyümesi, jeopolitik gerginliklerin tırmanması ve potansiyel ticaret kısıtlamaları ile birlikte tarihi zirvelerine ulaştı. Doların küresel piyasalardaki güçlü seyrine rağmen, metal fiyatlarının dirençli yükselişini sürdürmesi, yatırımcıların güvenli liman arayışının sürdüğüne işaret ediyor.
Çin’in önde gelen vadeli işlem borsası olan Şanghay Vadeli İşlemler Borsası (SHFE)‘nde bakırın ton fiyatı %1,68 artışla 104.970 yuan seviyesine yükselerek yeni bir rekor kırdı. Aynı zamanda, Londra Metal Borsası (LME)‘nde de bakır fiyatı %1,66 değer kazanarak 13.382 dolar/ton seviyesine ulaştı. Bu seviye, 13.400 dolarlık tarihi zirvenin hemen altında kaldı.
Kalay fiyatlarında sert sıçrama: SHFE ve LME’de güçlü artış
Kalay piyasası, arz kısıtları ve artan üretim maliyetlerinin etkisiyle daha sert bir yükselişe sahne oldu. SHFE’de kalayın ton fiyatı, %8 oranında sıçrama kaydederek 413.170 yuan seviyesine çıktı. LME’de ise kalay %5’in üzerinde değer kazanarak 52.495 dolar seviyesine ulaştı. Bu yükselişler, kalay piyasasında son yılların en yüksek günlük artışlarından biri olarak kayda geçti.
Uzmanlara göre kalay fiyatlarındaki artışta, özellikle Güneydoğu Asya’daki tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve önemli üretici ülkelerdeki siyasi belirsizlikler etkili oldu. Kalay, elektronik sanayisinde lehimleme başta olmak üzere birçok endüstriyel uygulamada kritik öneme sahip olduğu için fiyatlar küresel üretimi doğrudan etkileyebilecek seviyelere gelmiş durumda.
Diğer temel metallerde de yukarı yönlü hareketlilik
Sadece bakır ve kalay değil, diğer temel metallerde de kayda değer artışlar yaşandı. SHFE’de alüminyum %1,12, nikel %1,47, kurşun %0,2 ve çinko %1,05 oranında değer kazandı. LME cephesinde ise alüminyum %0,75, nikel %1,83, kurşun %0,15 ve çinko %1,23 oranında yükseldi. Bu yükselişler, genel olarak arz yönlü endişelerin tüm metal gruplarına yayıldığını gösteriyor.
Uzmanlar, Çin’in yeniden canlanan sanayi talebi, küresel ölçekte altyapı yatırımlarının hız kazanması ve enerji maliyetlerindeki artışın, metal piyasalarında arz-talep dengesini bozduğunu belirtiyor. Özellikle nikel ve çinko gibi metallerde, küresel stokların tarihsel ortalamaların altında seyretmesi de fiyatların yukarı yönlü baskılanmasına neden oluyor.
Jeopolitik riskler ve ticaret gerilimleri fiyatlamayı etkiliyor
Metal fiyatlarındaki sert yükselişin bir diğer temel nedeni ise jeopolitik gelişmeler. Orta Doğu’da artan gerginlikler, Kızıldeniz’deki ticaret rotalarının güvenliği konusunda belirsizlik yaratırken, Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş, bazı maden tedarik zincirlerinin istikrarını zorluyor. Buna ek olarak, ABD’nin bazı Asya ülkelerine uygulamayı planladığı yeni ithalat tarifeleri ve kısıtlamalar, piyasalarda fiyatların daha da yukarı çıkabileceği beklentisini güçlendiriyor.
Bu koşullarda, metal yatırımcılarının risk primi fiyatlaması yaptığı, hedge fonların pozisyonlarını yukarı yönde yeniden yapılandırdığı gözlemleniyor. Özellikle bakır gibi endüstriyel üretimle doğrudan ilişkili metallerde bu tür hareketler sık sık gözleniyor.
Para politikaları ve dolar endeksi fiyatları nasıl etkiliyor?
Geleneksel olarak doların güçlü olduğu dönemlerde emtia fiyatlarında baskılanma beklenirken, son dönemde bu korelasyon zayıflamış durumda. ABD Merkez Bankası (Fed)’in faizleri sabit tutma eğiliminde kalması ve 2026 içinde sınırlı faiz indirimi beklentileri, dolar endeksinin yüksek seyretmesine neden oluyor.
Buna rağmen, küresel arz kesintileri ve stratejik rezerv endişeleri nedeniyle emtia fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu durum, yatırımcıların enflasyon karşısında reel varlıklara yöneldiğini ve metallerin bu bağlamda öne çıktığını ortaya koyuyor.
Arz sorunları kısa vadede çözülemeyebilir
Analistler, mevcut arz sıkıntılarının kısa vadede çözülmesinin zor olduğunu belirtiyor. Özellikle Latin Amerika ve Afrika’da bazı önemli maden sahalarında süregelen iş gücü grevleri, lojistik zorluklar ve altyapı eksiklikleri tedarik zincirini zayıflatıyor. Kalay üretiminde önde gelen ülkelerden Endonezya’daki ihracat kısıtlamaları da küresel arzı daraltan önemli bir etken olarak öne çıkıyor.
Bakırda ise Şili ve Peru gibi büyük üreticilerde yaşanan çevresel sorunlar, maden projelerinin ertelenmesi veya iptali gibi gelişmeler, orta vadeli üretim tahminlerini olumsuz etkiliyor.
Yatırımcılar metale yöneliyor: Talep artışı sürebilir
Yükselen jeopolitik riskler, enflasyon endişeleri ve üretim kesintileriyle birlikte, yatırımcıların güvenli liman olarak metallerde pozisyon almayı tercih ettiği görülüyor. Özellikle portföy çeşitlendirmesi yapmak isteyen yatırım fonlarının, son haftalarda metal vadeli işlemlerine olan ilgisinde belirgin artış var.
Analistler, bu eğilimin önümüzdeki haftalarda da devam edebileceğini ve fiyatların yeni zirveler test edebileceğini öngörüyor. Ancak teknik olarak bazı metallerde kısa vadeli aşırı alım bölgelerine girilmiş olması, düzeltme riskini de beraberinde getiriyor.
Sonuç: Metal piyasalarında yeni bir fiyatlama dönemi mi başlıyor?
Bakır ve kalay başta olmak üzere, temel metal fiyatlarındaki yükselişler yalnızca geçici arz kesintilerinin değil, aynı zamanda yapısal talep değişimlerinin de bir yansıması olarak görülüyor. Yeşil enerji dönüşümü, altyapı yatırımları ve yarı iletken üretimi gibi alanlarda metallerin stratejik önemi giderek artıyor.
Önümüzdeki dönemde arz tarafında ciddi yapısal yatırımlar yapılmadığı takdirde, metal fiyatları üzerindeki baskının sürebileceği değerlendiriliyor. Bu da hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde maliyet baskılarını artırabilir.