Avrupa şirketleri Çin’den tedarik zinciri çıkışını hızlandırıyor | vkmfinans
Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.22
43,2784
EUR/TRY
%0.02
50,2590
GBP/TRY
%0.07
57,9557
CHF/TRY
%0.43
53,9666
SAR/TRY
%0.22
11,5408
JPY/TRY
%0.26
0,2737
RUB/TRY
%0.95
0,55687
EUR/USD
%0.08
1,16129
EUR/GBP
%-0.03
0,8672
GBP/USD
%0.12
1,3391
BRENT/USD
%0.48
63,42
XAU/TRY
%0.27
199.416,09
XAG/TRY
%-0.81
3.939,00
CAD/TRY
%0.28
31,1569
AUD/TRY
%0.30
29,0074
SEK/TRY
%0.19
4,6888
RSD/TRY
%0.00
0,4281
XAU/USD
%0.05
4.607,90

Avrupa şirketleri Çin’den tedarik zinciri çıkışını hızlandırıyor

Çin’de faaliyet gösteren Avrupa şirketleri, artan ticaret belirsizlikleri, ihracat kontrolleri ve deflasyonist baskılar nedeniyle tedarik zinciri stratejilerini büyük ölçüde yeniden şekillendiriyor. Avrupa Birliği Ticaret Odası'nın yayımladığı yeni rapor,…

Çin’de faaliyet gösteren Avrupa şirketleri, artan ticaret belirsizlikleri, ihracat kontrolleri ve deflasyonist baskılar nedeniyle tedarik zinciri stratejilerini büyük ölçüde yeniden şekillendiriyor

blank
Paylaş

Çin’de faaliyet gösteren Avrupa şirketleri, artan ticaret belirsizlikleri, ihracat kontrolleri ve deflasyonist baskılar nedeniyle tedarik zinciri stratejilerini büyük ölçüde yeniden şekillendiriyor. Avrupa Birliği Ticaret Odası’nın yayımladığı yeni rapor, Çin’den tedarik kopuşunun ivme kazandığını gösteriyor.

Avrupalı şirketler Çin’deki üretim bağımlılığını azaltıyor

Avrupa Birliği Ticaret Odası (EU Chamber of Commerce in China) tarafından yayımlanan yeni analizde, Çin’in son yıllarda izlediği iç pazara odaklı strateji, ihracat kontrolleri ve sürekli hale gelen deflasyon ortamının, Avrupa şirketlerini ciddi kararlar almaya ittiği belirtildi. Rapor, Avrupa şirketlerinin %70’inden fazlasının son iki yılda tedarik zinciri stratejilerini gözden geçirdiğini ortaya koyuyor. Şirketlerin %10’u doğrudan Çin dışındaki ülkelere üretim kaydırırken, %25’ten fazlası Çin’deki operasyonlarını yerelleştirme yönünde yeniden yapılandırdı.

Deflasyon ve kur farkı, ticaret dengesizliğini artırıyor

Oda Başkanı Jens Eskelund, yaptığı basın açıklamasında Çin’in 37 aydır kesintisiz şekilde fabrika çıkış fiyatlarında deflasyon yaşadığını belirtti. Bu durumun, Avrupa’daki yüksek enflasyonla birlikte parite farklarını keskinleştirdiğini, ticarette fiyatlandırma mekanizmalarını bozulduğunu ifade etti. “Muhtemelen Çin ekonomisinde gördüğümüz en büyük sorun, ardışık deflasyon dönemidir,” diyen Eskelund, yuan’ın euro karşısında değer kaybetmesinin, Avrupalı ihracatçılar açısından rekabet gücünü düşürdüğünü de sözlerine ekledi. Rapora göre, AB’nin Çin ile konteyner bazlı ticaret dengesi 2019’da 1:2,7 düzeyindeyken, 2025 itibarıyla bu oran 1:4’e yükselmiş durumda. Bu durum, Avrupa’nın Çin’e yaptığı ihracatın Çin’den ithalata oranla dramatik biçimde düştüğünü gösteriyor.

İhracat kontrolleri Avrupa’da kriz etkisi yarattı

Çin hükümetinin 2025 yılında nadir toprak elementleri, çip üretiminde kullanılan kritik bileşenler ve diğer stratejik hammaddelere yönelik ihracat kontrolleri, Avrupa şirketlerinin tedarik zinciri güvenliğini tehdit eden başlıca faktör haline geldi. Ticaret Odası raporu, bazı Avrupa firmalarının üretim duruşları yaşadığını ve bunun sonucunda milyonlarca euro zarara uğradığını ortaya koyuyor. Özellikle yüksek teknolojili üretim yapan sektörlerde bu risk daha belirgin hale geldi. Kontroller, Çin’in jeopolitik gücünü ekonomik araçlarla kullanma eğilimi olarak yorumlanırken, Avrupa Komisyonu ve üye ülke hükümetleri bu süreci yakından takip ediyor.

Sektörel ayrışma dikkat çekiyor

Rapor, Çin’de faaliyet gösteren Avrupa şirketlerinin farklı sektörlerde farklı stratejiler izlediğini de ortaya koydu: İlaç sektörü: Şirketlerin %80’i yerelleşmeyi artırıyor. Çin’de üretim tesislerini genişletme veya mevcut tesisleri daha fazla hammaddeyle donatma yoluna gidiliyor. Makine üretimi: %46’sı Çin içinde entegre üretim yapısını güçlendiriyor. BT ve Telekomünikasyon: Şirketlerin %33’ü çeşitlendirme stratejisiyle Çin dışına açılıyor. Perakende: Firmaların %25’i Çin pazarından tedarik çeşitlendirmesi yapma yolunu seçmiş durumda. Bu sektörel farklılıklar, hem küresel arz-talep yapısına hem de Çin’e olan bağımlılık derecelerine göre şekilleniyor.

“Kritik bileşenler” hâlâ Çin’den geliyor

Her ne kadar Avrupa şirketleri Çin’den uzaklaşma eğilimi gösterse de, %22’si hâlâ Çin’den temin ettiği kritik bileşenler için alternatif bulmakta zorlanıyor. Bu bileşenler arasında çip üretiminde kullanılan nadir metaller, özel alaşımlar, batarya materyalleri ve bazı organik kimyasallar yer alıyor. Bu durum, Avrupa’nın hâlâ stratejik anlamda Çin’e bağımlı olduğunu ortaya koyuyor. Ticaret uzmanları, bu yapının orta vadede devam etmesinin kaçınılmaz olduğunu, ancak risklerin azaltılması adına yerli üretim kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguluyor.

“Çeşitlendirme” AB’nin ekonomik güvenlik stratejisine dönüştü

Avrupa Komisyonu’nun 2024 sonunda açıkladığı “Ekonomik Güvenlik Stratejisi” kapsamında, tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlılığın azaltılması öncelikli gündem maddelerinden biri haline gelmişti. Bu çerçevede: Kritik madenlerde alternatif tedarik anlaşmaları yapılıyor Afrika ve Latin Amerika ile hammadde iş birlikleri güçlendiriliyor Avrupa Yarı İletken Yasası (EU Chips Act) çerçevesinde çip üretim yatırımları teşvik ediliyor Tüm bu adımlar, jeopolitik riskler, tedarik şokları ve rekabetçi üretim arasında denge kurmayı hedefliyor.

Yerli üretim yatırımları hız kazanıyor

Avrupa ülkeleri, Çin’den uzaklaşma sürecinde yalnızca alternatif tedarikçiler aramıyor; aynı zamanda kendi kıtaları içinde yerli üretim kabiliyetlerini artırmaya odaklanıyor. Özellikle: Almanya, 2025 sonu itibarıyla 4 milyar euro tutarında batarya üretim yatırımı yaptı. Fransa, elektronik ve ilaç sektörlerinde toplam 2,3 milyar euro değerinde yerli üretim teşvik programları başlattı. İtalya ve İspanya, düşük karbonlu çelik ve kimya ürünleri üretiminde Çin’e alternatif olma hedefiyle yeni yatırımlar açıkladı.

Küresel şirketlerin stratejik hamleleri

Çin’de faaliyet gösteren büyük Avrupalı çok uluslu şirketler de stratejilerini yeniden şekillendiriyor: Siemens, 2025 itibarıyla Tayland ve Vietnam’da üretim kapasitesini artırdı. Volkswagen, Çin dışındaki ilk batarya üretim tesisini Çekya’da kurma kararı aldı. BASF, Asya’daki yeni yatırımlarında Hindistan’ı öncelikli ülke olarak seçti. Ericsson, Çin dışı üretim için Malezya ve Polonya’yı alternatif merkezler olarak tanımladı. Bu hamleler, yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda jeopolitik risklerin yönetimi açısından da önem taşıyor.

Çin ekonomisi için riskler büyüyor

Avrupa’nın Çin’den uzaklaşma eğilimi, Çin ekonomisinin dış ticaret dengesinde yeni sorunlara neden olabilir. Zaten son 3 yıldır düşen ihracat gelirleri, Çin’de iç talep eksikliği ve yatırım iştahının azalması gibi sorunlarla birleşmiş durumda. Uzmanlar, Çin’in özellikle Batı ülkeleriyle yaşadığı teknolojik gerilimler, telif hakları sorunları, gümrük tarifeleri ve uluslararası yaptırımlar gibi faktörlerin ekonomik büyümesini daha da kırılgan hale getirebileceğini belirtiyor.

blank

Asya ekonomileri 2025’te toparlandı, 2026’da yavaşlama bekleniyor

Prev
blank

Bugün yurt içinde sanayi üretimi, yurt dışında Fed izlenecek

Sonraki